Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti'nin seçim beyannamesini açıkladı

AK Parti'nin "24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Genel Seçimler Seçim Beyannamesi" açıklandı.
SDE Editör
24 Mayıs 2018 15:21
AA - TRT HABER
 

AK Parti sağlıkta yerli çalışmalara ağırlık verecek

-Sağlıkta yerlileşme projeleri tüm hızıyla devam edecek. Yerli aşı alanında yapılacak yatırımlarla Türkiye, aşı ithal eden ülke konumundan aşı ihraç eden ülke konumuna getirilecek. Suçiçeği, kuduz aşısı, hepatit B aşısı ve 5'li karma aşıları (DaBT-Hib-İPA) yerli aşılar olarak Türkiye'de üretilecek
 
-Türkiye Genom Projesi kapsamında Türkiye'deki nüfusun gen havuzunu çıkarılacak ve kişiye dayalı tıp uygulamaları geliştirilecek. Ulusal Genom Araştırma Geliştirme Merkezi (Aziz Sancar Araştırma Geliştirme Merkezi) alt yapısı kurulacak
 
-Yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik Sanayi İşbirliği Uygulamaları kapsamında, dijital radyografi, bilgisayarlı tomografi (BT), hasta başı monitörü (HBM), manyetik rezonans (MR) ve ultrasonografi (USG) cihazları Türkiye'de üretilecek

Beyannamede, parti olarak dış politikada hem süreklilik hem de değişimin esas alındığı, Türkiye'nin bağımsız, pro-aktif siyaset ve perspektif üreten bir dış politikaya kavuşturulduğu belirtildi.

AK Parti olarak Türkiye'yi öncü bir ülke haline getirme hedefiyle, her alanda dünyayla bütünleşen bir ülke olmanın şiar edinildiği vurgulanan beyannamede, ülkenin menfaatleriyle uyumlu vizyoner ve gerçekçi bir dış politika geleneğinin kurumsallaştırıldığının altı çizildi.

Beyannamede, küresel ve bölgesel ölçekteki kronik problemlerin çözülmesi için uluslararası sistemi harekete geçirmede öncülük yapıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) sisteminin faal bir üyesi olarak, bu sistemdeki sorunlara işaret edilip, çözüm önerileri geliştirildiğine değinildi. 

Türkiye'nin, dünyanın unutulmuş veya dışlanmış mazlum halkları için bir ümit ışığı olduğu, güçlünün değil, hep haklının yanında yer aldığı anlatılan beyannamede, dış politikada elde edilen kazanımların öncelikli olarak ticareti ve uluslararası doğrudan yatırımları artırarak ekonomik refahı ileriye taşıdığı ve karşılıklı etkileşime dayalı olarak sosyal gelişimi beslediği vurgulandı. 

Türkiye merkezli çok boyutlu dış politika

Dış politikanın vizyona dayalı ve çok boyutlu olmaya devam edeceği belirtilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

"Türkiye, Avrupa Birliği (AB) hedefini stratejik bir hedef olarak görmektedir ancak Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi, diğer ilişkilerimizin bir alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak tanımlıyoruz. Türkiye, açılan tüm fasıllara paralel şekilde reform süreçlerini tamamlamış, çıkarları doğrultusunda iş birliğinin ötesinde AB ile entegrasyonunu gerçekleştirmiş şekilde güçlü ve etkili bir ülke olarak AB katılım hedefini sürdürmektedir. 

ABD ile yaşanan sorunları aşmak istiyoruz. ABD'nin özellikle PYD/YPG ve FETÖ konuları başta olmak üzere ulusal güvenliğimize ilişkin beklenti ve hassasiyetlerimize uygun somut adımları atmasının sağlanması için gerekli diplomasi ve lobi faaliyetlerine ivme kazandırılarak devam edilecektir. ABD ile yakın iş birliğinin korunması esastır. ABD'nin Suriye'de PYD/YPG'ye desteğini kesmesi, PKK ile mücadelemizde somut destek vermesi ve FETÖ'nün iadesi konularında somut adımlar atması iş birliğimizin temel unsurlarını oluşturmaktadır."

Gelecek dönemde Rusya ile ilişkilerin enerji ve ticaret başta olmak üzere geliştirilmesine çalışılacağı ifade edilen beyannamede, Kremlin yönetimiyle bölgesel konularda ve özellikle Suriye meselesinde yakın eş güdümün sürdürüleceği vurgulandı. 

"Kıbrıs konusunda yapıcı katkımızı sürdüreceğiz"

KKTC'nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar kararlılıkla atılan adımlara devam edileceği belirtilen beyannamede, "Kıbrıs'ta her iki halkın siyasi iradelerini ve Ada'nın ortak sahibi olmalarını temel alan müzakere edilmiş adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı sürdüreceğiz." ifadesi kullanıldı.

Kırım'ın asli halkı olan soydaş Kırım Tatar Türkleri'nin güvenlik ve refahının temininin öncelikler arasında bulunduğu bildirilen beyannamede, Kırım Tatar Türkleri'nin hak ve çıkarlarının genişletilerek güvenceye kavuşturulması yönündeki girişimlerin sürdürüleceğine işaret edildi.

Beyannamede, Azerbaycan topraklarının işgalinin sona erdirilmesi için çaba gösterilmeye devam edileceği belirtilerek, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve 2009'da kurulan Türk Konseyi'nin daha da güçlendirilmesinin temel hedefler arasında yer aldığına dikkat çekildi.

Beyannamede, Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye Maarif Vakfı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı gibi kurumların da katkılarıyla Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle yakın diyaloğun sürdürüleceği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: 

"Önümüzdeki dönemde de etnik ve mezhebi temellere dayanan ayrıştırıcı ve dışlayıcı yaklaşımlar ile terörizm gibi zorlu sınamalarla karşı karşıya kalan bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrarı temin etmeye yönelik mücadelelerini desteklemeyi sürdüreceğiz. Filistin davasına tam destek veriyoruz. Ortadoğu Barış Süreci'nin sağlıklı bir zeminde yeniden canlandırılmasının gerekli olduğunu değerlendiriyoruz. Filistin makamlarıyla temas ve eş güdüm içindeyiz. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanı olarak önümüzdeki dönemde faaliyetlerimizi yoğunlaştıracağız. Filistin'e yönelik yardımlarımızı her alanda sürdüreceğiz. Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya yönelik her türlü gayri hukuki ve BM kararları hilafına girişime tavizsiz olarak karşı duracağız." 

Suriye'deki durum

Suriye'de 8'inci yılına giren ihtilafa da değinilen beyannamede, Türkiye'nin sahadaki gerginliklerin azaltılması amacıyla tesis ettiği 12 gözlem noktası, terörle mücadelede birliklerini sahaya sürmekten çekinmemesi, muhalefetin garantörü sıfatıyla Astana ve Soçi'de, siyasi sürecin destekleyicisi olarak ise Cenevre'de ortaya koyduğu aktif katkıyla Suriye meselesindeki etkin ve etkili aktörler arasında yer aldığını kanıtladığı hatırlatıldı.

Bundan böyle de yeni bir Suriye hedefi için çalışılacağı belirtilen beyannamede, "Arzumuz, yeni Suriye ile komşuluk ilişkilerimizi ve iş birliğimizi yeniden tesis etmek ve Suriye halkıyla tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımız temelinde ilişkilerimizde yeni bir dönem başlatmak olacaktır." denildi.

Irak'ta kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaların sürdürüleceği vurgulanan beyannamede, Türkmen toplumunun karşılaştığı sıkıntılara en kısa sürede sürdürülebilir çözümler bulunulabilmesi için Iraklı yetkililerle iş birliğine devam edileceği belirtildi.

Beyannamede, İran ile gerek ikili ilişkiler gerekse Suriye başta olmak üzere Ortadoğu'daki barış sürecinde yakın diplomatik ilişkilerin sürdürüleceğine işaret edildi.  

Afrika'da Türkiye bilincini daha da güçlendirmek amacıyla büyükelçilik sayısının daha da artırılacağı, ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayan tüm kamu kuruluşlarının faaliyetlerinin güçlendirileceği belirtilen beyannamede, "Kalkınma ve insani yardımlarla güvenlik iş birliğini dengeli bir biçimde harmanladığımız vizyonumuz çerçevesinde Afrika'ya uzattığımız yardım elini muhafaza edeceğiz. Bu modelin uluslararası toplum tarafından benimsenmesi ve başta Somali'de olmak üzere tüm Afrika'da uygulanması için gayret göstereceğiz." değerlendirmesinde bulunuldu. 

Türkiye'nin 2023 hedeflerinin gerçekleştirilmesi bakımından küresel ekonominin dinamosu haline gelen Asya-Pasifik bölgesiyle siyasi ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini teminen ikili ve kurumsal düzeyde bölge ülkeleriyle iş birliğinin güçlendirilmesine devam edileceği, başta Myanmar ve Güney Filipinler olmak üzere bölgedeki Müslüman toplulukların sorunlarının çözümüne yapıcı katkı sağlamanın sürdürüleceği vurgulandı. 

Beyannamede şunlar kaydedildi:

"Önümüzdeki dönemde İİT'nin işleyişini reforme edecek bir sürecin ülkemiz öncülüğünde Bangladeş ile iş birliği halinde başlatılması, Kudüs konusunda alınan kararların takipçisi olunması ve İİT Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezinin İstanbul'da yerleşik bir uluslararası örgüt olarak faal hale getirilmesi öngörülmektedir. BM'den sonra dünyadaki en büyük ikinci uluslararası örgüt olan İİT'nin tüm İslam aleminin ortak çıkarlarına hizmet eden, saygın, işlevsel ve etkin bir konuma ulaşması için çabalarımızı sürdüreceğiz."

AK Parti'nin seçim beyannamesine göre, tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönemler için açıklanacak, tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı ekonomik yatırımlara yüzde 50 hibe desteği verilmeye devam edilecek.

Beyannameye göre, seçimden sonra tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin bir destekleme politikası izlenecek, kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.

AK Parti'nin seçim beyannamesinde, dış politikayla ilgili, Türkiye'nin, göç ve uluslararası koruma alanında hukuki ve kurumsal düzenlemeleri tamamlayıp güvenilir bir veri sistemi oluşturduğu vurgulanarak, "Göç alanında kapasite geliştirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz." ifadesi yer aldı.

Beyannamenin "İnsani ve Vicdani Dış Politika: Dış Yardımlar ve Mülteciler" başlıklı bölümünde, AK Parti'nin ırk, din, dil, köken ayırt etmeksizin, tüm dünyada açlıkla, yoksullukla, çatışmalarla, afetlerle ve diğer küresel sorunlarla mücadeleyi desteklediği vurgulandı. 

Başta en az gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde yaşayanlar olmak üzere küresel düzeyde refahtan pay alma çabasında olan tüm insanlara destek olmanın dış politika öncelikleri arasında yer aldığı belirtilen beyannamede, "AK Parti olarak, güçlü ve saygın bir Türkiye hedefimizin en önemli inşa alanlarından biri olarak dış politikayı görüyoruz." ifadesi yer aldı.

"Göç alanında kapasite geliştirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz"

Beyannamede, Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında ABD, Almanya, İngiltere, Japonya ve Fransa'nın ardından en çok resmi kalkınma yardımı sağlayan 6. ülke olduğu vurgulandı.

Türkiye'nin, insani yardımlarda 2016 sonu itibarıyla 6 milyar dolara ulaştığı, bu rakamla dünyada ikinci, milli gelire oranla ise birinci sıraya yerleştiğine dikkat çekilen beyannamede, son iki yılda Türkiye'nin insani yardımda ABD'nin ardından ikinci ve insani yardımların milli gelire oranı bakımından da dünyada birinci sırada yer aldığı belirtildi.

Türkiye'nin, Nisan 2011'den bu yana Suriyeliler için açık kapı politikası uyguladığı hatırlatılan beyannamede, ülkenin, göç ve uluslararası koruma alanında hukuki ve kurumsal düzenlemeleri tamamlayarak güvenilir bir veri sistemi oluşturduğu belirtildi. Beyannamede, "Göç alanında kapasite geliştirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz." ifadesine yer verildi.

"Uluslararası öğrenci hareketliliğini artıracağız"

Beyannamede ayrıca, Türkiye'de uluslararası iş birliğine dönük farkındalığın artırılacağı ve Türkiye ile paydaş ülkeler arasında kültürel iş birliğinin güçlendirilmesi yönündeki çalışmalara devam edileceği belirtildi.

"Kalkınma İşbirliği Temel Politika ve Strateji Belgesi ve Dış Yardım Kanunu"nun hazırlanacağı vurgulanan beyannamede, "Türkiye'nin kalkınma iş birliği kapsamlı gözden geçirme raporunu hazırlayacağız. Kalkınma iş birliği alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını akredite edecek, uluslararası merkez olabilmeleri amacıyla destekleyeceğiz." ifadeleri kulanıldı.

Türkiye'nin uzmanlık birikimine sahip olduğu belirli alanlarda "Bilgi ve Tecrübe Paylaşım Programları" başlatılacağı taahhüt edilen beyannamede, şöyle denildi:

"Eğitimde uluslararası hareketlilik ve iş birliği desteği sağlayacağız. Üniversitelerde uluslararası kalkınma iş birliği araştırma merkezleri ve yüksek lisans programları oluşturacağız. Eğitim kurumlarında yabancı dil eğitiminin etkinliği konusunda bir program başlatacağız. Üniversitelerde uluslararası öğrenci ofisleri kuracağız ve uluslararası öğrencilere yönelik mevzuat iyileştirme çalışması yapacağız. Dünyanın en kapsamlı ve prestijli burs programlarından biri olan Türkiye Bursları ile küresel bilgi birikimine, eğitim eşitliğine, ülkeler arası iletişim ile siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Türkiye Bursları çerçevesindeki dinamik burs programları ile ülkemizin uluslararası öğrenci hareketliliğinden aldığı payı yükselterek nitelikli öğrenci ve araştırmacıların ülkemizi tercih etmelerini sağlayacağız. Uluslararası öğrenciler ve yüksek nitelikli insan gücü için oluşturulan eğitim ve staj programlarının sayısı ve çeşitliliğini artırarak ülkemizin eğitim üssü haline gelmesine olanak sağlayacağız."

Beyannamede, Türkiye'yi ihtiyaç duyulan alanlarda ileriye taşıyabilecek yüksek nitelikli uluslararası öğrencilerin yürüteceği proje ve araştırmalara Türkiye Bursları kapsamında finans desteği verileceği kaydedildi.

Türkiye Bursları ile öğrenim görüp mezun olan, şu an dünyanın yaklaşık 165 ülkesinde bulunan 150 bin "Türkiye Mezunu"na yönelik çalışmaların etkin bir şekilde sürdürüleceği vurgulanan beyannamede, "Dünyanın farklı bölgelerinde 32'ye ulaşan Türkiye Mezunları Derneği sayısını 2023 yılında 100'e çıkaracağız." denildi.

"Başta Filistin, tüm gönül coğrafyamızın yanında olacağız"

Beyannamede, AK Parti'nin, "Akademik Araştırmalar ve Sivil Toplum İşbirliği Programları" ile kardeş toplulukların ve Türkiye'nin entelektüel kadrolarının yetiştirilmesini, ortak ilmi ve kültürel birikimin zenginleştirilmesini, dünyayı Türkçe anlayan, Türkçe düşünen, Türkçe fikir üreten ve merkezinde Türkiye'nin yer aldığı küresel bir ağ oluşturulmasını hedeflediği de vurgulandı.

Bu kapsamda sözlü ve yazılı ortak tarihi mirasın arşivlenmesi, kardeş toplulukların ürettiği düşüncelerin Türkçeye kazandırılması, Türkçe düşünce eserlerinin başka dillere tercüme edilmesi çalışmalarının devam edeceği vurgulanan beyannamede, "Kültürel Hareketlilik ve Eğitim İşbirliği Programları ile kardeş topluluklara mensup genç kuşaklara ortak kimlik şuurunun ve kültürel değerlerin aktarılması için müfredat ve temel eserler çalışmaları, kültürel eğitim ve gezi programları düzenlenleyeceğiz." ifadesi yer aldı.

Tunus'ta ve Cibuti'de "Anne-Çocuk Sağlık Hastaneleri" inşa edileceği belirtilen beyannamede, Balkanlar'da tarım ve hayvancılık ve mesleki eğitim ve kapasite artırım projelerine hız verileceği de vurgulandı.

Beyannamede, şunlar kaydedildi:

"Başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm gönül coğrafyamıza her alanda destek olmaya devam edecek, hak ettikleri yaşama kavuşmaları ve barış içinde yaşamaları adına her zaman yanlarında olacağız. Ata yurdumuz Orta Asya'da yer alan kardeş ülkelerle ilişkililerimizi geliştirme, ülkemiz tecrübesini oralara aktarma ve ortak tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkma alanlarında projelerimize devam edeceğiz. Afrika'da eğitim, sağlık ve ulaştırma gibi alanlarda fiziki altyapılara vereceğimiz desteklerle dün olduğu bugün ve yarın da Afrika'nın gerçek potansiyelini kullanabilmesi adına projelere hızla devam edeceğiz. Suriye, Yemen, Afganistan gibi kriz bölgelerine yönelik olarak yeniden inşa sürecinde görev alabilecek nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi için özel burs ve eğitim programları gerçekleştireceğiz. Başta Kırgızistan, Nijer, Cibuti, Libya ve Gazze olmak üzere, yurt dışında yeni hastaneler açarak sağlık hizmeti vermeye devam ediyoruz ve edeceğiz."

"Uluslararası örgütlerde Türk uzman sayısını artıracağız"

Kamu kurumlarının dış ilişkiler birimlerinin, bütçe, insan kaynağı ve kurumsal açıdan güçlendirileceği vurgulanan beyannamede, "Uluslararası örgütlerdeki Türk uzman personel sayısını artıracağız. Yurt dışı misyonlardaki ihtisas birimlerini gözden geçireceğiz ve söz konusu birimlere yapılan atamaların liyakat esasına dayalı olmasını sağlayacağız." taahhüdünde bulunuldu.

Resmi kalkınma yardımlarının miktar ve içerik bakımından girişimci ve insani dış politikanın önemli bir unsuru olmaya devam edeceği belirtilen beyannamede, şu ifadeler yer aldı:

"Türkiye'nin acil ve insani yardım kapasitesini daha da güçlendireceğiz. Göç alanında insan odaklı politikamızı bugüne kadar yaptığımız şekilde sürdüreceğiz. Göç uyum politikalarımızın güçlendirilmesine yönelik çalışmaların son aşamasına geldik. Uyum Strateji belgemiz çerçevesinde politikalarımızı hayata geçireceğiz. Özellikle yasa dışı yollardan ülkemize gelenlerin gönüllü ve güvenli şekilde ülkelerine dönmelerine yönelik çaba ve çalışmalarımıza devam edeceğiz. Gönüllü geri dönüş mekanizmalarını güçlendireceğiz."

Tarımsal Destekler

Tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönemler için açıklanacak, tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı ekonomik yatırımlara yüzde 50 hibe desteği vermeye devam edilecek. 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek. 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, sağlanacak 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturulacak, kırsal alana 8,4 milyar liralık yatırım kazandırılacak. 

Bu yıl sonu itibarıyla koruma altına alınan büyük ova sayısı 265’e, 2023'te de 300’e çıkarılacak.

Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin uygulanacağı yatırımların yapılması amacıyla çiftçiler ve girişimciler desteklenecek, yaş sebze ve meyvede yerli tohumla üretilen aşılı ve diğer fidelerin kullanımına destek sağlanacak. 

Tarımda yenilenebilir enerji ve bilgi teknolojilerinin kullanımı desteklenecek.

Biyoterörizm ve biyotehdit için ulusal önleyici tedbirleri içeren zorunlu kılavuzlar hazırlanacak.

Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerden kaynaklanabilecek risklerin önlenmesi, kontrol ve denetim sisteminin etkin şekilde işletilmesi, bitki sağlığı alanında ithalat dahil koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, ürünlerin biyolojik etkilerinin kontrolü ve izleme altyapısının geliştirilmesi, üreticilerde farkındalığın oluşturulması sağlanacak. 

Örnek bahçe uygulamaları ile yeni ürünlerin üretimi teşvik edilecek, kesme çiçek ve süs bitkileri üreticiliğine önem verilecek.

TİGEM ile Sudan hükümeti ortaklığında kurulan şirket aracılığıyla Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisi Türk girişimcilerin yatırımına açılacak. 

Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesini sağlanacak. Uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak, 2018 yılında 2,5 milyon ton kapasiteli depo yapımı tamamlanacak. 

Hazine arazilerini kullanan çiftçilerin bu arazilerine 10 yıl boyunca kullanım hakkı verilecek, çiftçiler 10 yılın sonunda isterlerse bu arazileri satın alabilecek.

Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralanacak. 

Doğu Anadolu bölgesinde hayvancılığa özel önem verilerek entegre tesislerin kurulması desteklenecek. Türkiye'nin hayvan varlığını artırmak amacıyla Ziraat Bankası kredi olanaklarıyla şartları uygun olan yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun verilecek

Tarım sigortaları genişletilecek

Tarım sigortalarının kapsam genişletme çalışmalarına devam edilecek, İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamına mercimek ve nohut ürünleri de dahil edilecek. 

Elma, armut ve ayva meyvelerinde teminat başlangıcının pembe/beyaz tomurcuk dönemine çekilmesi sağlanacak, incirde ve üzümde yağmur zararını ve küçükbaş hayvanlarda yavru atma riski teminat kapsamına alınacak. 

Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek, kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek. 

Ambalajlı ürünlerin etiketlerinde besleyici değerlere ait bilgiler zorunlu hale getirilecek, vatandaşlar tükettiği gıdanın içinde yer alan bileşenlerin kendilerine hangi faydaları sağlayacağını öğrenebilecek.

Gıdalarda tuz ve şeker azaltılmasına devam edilecek, gıda üretiminde markalaşmaya yönelik KOBİ’ler desteklenecek.

AK Parti'nin seçim beyannamesine göre, Ar-Ge ve yenilik alanındaki harcamaların katma değere dönüşümü teşvik edilerek "milli teknoloji hamlesi" başlatılacak.

AK Parti'nin "24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Genel Seçimler Seçim Beyannamesi"nde, "Stratejik Sektörler ve Yenilikçi Üretim" başlığı altında dijitalleşmeden imalat sanayisine, bilim ve teknolojiden Ar-Ge'ye kadar birçok alanda yapılan çalışmalar yer aldı. 

Beyannameye göre, Ar-Ge ve yeniliğe ayrılan kaynaklar artırılarak, desteklerin ağırlığı ürün bazlı ticarileşmeye kaydırılacak. Bu alandaki harcamaların katma değere dönüşümü teşvik edilerek "milli teknoloji hamlesi" başlatılacak.

Milli teknoloji hamlesinin özünü, nitelikli insan gücü, yerli mali kaynaklar ve teknolojik altyapıyla geliştirilecek milli teknolojik kabiliyetler ve yüksek teknolojili ürünler oluşturacak.

Temel bilimlerde araştırmacıların yetiştirilmesi ve bu alanda yapılan araştırma faaliyetlerinin nitelik ve nicelik olarak artırılması teşvik edilecek.

Özel sektörün, yüksek teknoloji alanlarında ihtiyaç duyduğu doktoralı insan kaynağının sağlanmasına yönelik "Sanayi Doktora Programı" oluşturulacak.

Yurt dışındaki Türk araştırmacıların Türkiye'deki araştırma altyapılarında çalışmalarını teşvik edecek özel düzenlemeler yapılacak.

Antarktika'ya 2019'da Türk Bilim Üssü kurulumu gerçekleştirilecek. Böylece Türkiye, Antarktika üzerinde söz sahibi 30 ülkeden biri olacak.

Patent borsasının kurulma süreci tamamlanacak. Patentler başta olmak üzere sınai mülkiyet haklarının değerlemesini yapacak ve ticarileştirilmesine katkı sağlayacak mekanizmalar oluşturulacak.

Dijitalleşme

KOBİ'lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak için dijital dönüşüm merkezlerinin ilki Bilişim Vadisi'nde kurulacak.

Büyük organize sanayi bölgelerinde (OSB) yeni teknolojilerin tanıtılması ve etkin kullanılmasında yol gösterici bir arayüz olacak "tasarım ve dijital dönüşüm merkezleri" ve "model fabrikalar" kurulacak.

Sanayinin dijitalleşmesi sürecinde önem arz eden nesnelerin interneti gibi ileri üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılması sağlanacak. Bu çerçevede, Türkiye'de birbiriyle konuşan makine sayısı 4,5 milyondan 8 milyona çıkarılacak.

İmalat sanayisi

İhracata dönük bir anlayışla Ar-Ge ve yeniliğe dayalı yüksek katma değerli mal üreten şirketlere sahip bir sanayi yapısı oluşturulacak.

Sanayide stratejik sektörlerde yüksek teknolojili üretimle yerli ve milli üretimin payını artıracak bir altyapı oluşturulacak, mevcut sanayi tesislerinin dijital dönüşümü sağlanacak.

Yerlileştirme çalışmalarına temel teşkil etmesi amacıyla imalat sanayisinin 130 milyar dolarlık ara malı ithalatını oluşturan 2 bin 739 adet ürün grubu teknoloji düzeyine göre önceliklendirilecek ve 43 ürün grubuna odaklanılacak.

Yüksek teknoloji alanlarında yerli ve yabancı yatırımları çekebilmek için kurulan 6 endüstri bölgesinin yanında en az 15 yeni endüstri bölgesi daha kurulacak.

Mega endüstri bölgeleri oluşturulacak

Yeni kurulacak "mega endüstri bölgeleri" ile özellikle büyük ölçekli ve entegre yatırımların önü açılacak.

İlaç ve tıbbi cihazda yüksek katma değerli ürün üretebilen, küresel pazarlara ürün ve hizmet sunabilen ve yurt içi ilaç ve tıbbi cihaz ihtiyacının daha büyük bir kısmını karşılayabilen üretim yapısına geçilecek.

İlaç etken maddelerinin yerli üretimi konusunda adım atılacak. Geri ödeme ve fiyatlandırma politikalarıyla ruhsat süreçlerinde yerli üretim ilaç ve tıbbi cihazlara öncelik verilecek.

Plazma ürünleri ve aşıların yurt içi üretimi gerçekleştirilecek. Sağlık endüstrisi alanında üretim yapacak KOBİ'lere yönelik finansal destek mekanizmaları geliştirilecek.

Raylı sistem araçlarının milli imkanlarla tasarlanması, geliştirilmesi, test ve sertifikasyonlarının yapılması ve seri üretimlerinin gerçekleştirilmesi süreci hızlandırılacak.

Makine sektöründe güçlü bir yerli tedarik zinciri oluşturulacak.

Milli Teknoloji Hamlesi Başlatılacak

Türkiye'nin yeni nesil otomobil teknolojilerine sahip olmasına imkan sağlayacak "Türkiye'nin Otomobili Projesi" hızla gerçekleştirilecek.

Sivil ve askeri kara araçlarının test, belgelendirme ve Ar-Ge ihtiyaçlarını karşılamak üzere "Otomotiv Test Merkezi" kurulacak. Bursa Yenişehir'de kurulacak test merkeziyle Türkiye'nin otomotiv sanayinin gelişimine katkı sağlanacak.

Koster Filosu yenilenecek

Koster Filosu'nun Yenilenmesi Projesi hayata geçirilecek. Projeyle deniz taşımacılığında kullanılan, ilk aşamada 20 yaşlanmış ve toplamda 100'ü aşkın koster gemisi milli imkanlarla son teknolojiyle üretilerek, yenilenecek.

Katma değeri yüksek kimyasalların üretimi özendirilecek.

Kritik silah, mühimmat ve koruma sistemlerinde ihtiyaç duyulan enerjetik malzemelerle söz konusu ürünlerin imalatında ham madde olarak kullanılan kimyasalların yeni teknolojilerle üretilmesi sağlanacak.

Beyannameye göre, Türkiye'nin yeni dönemde turist sayısı ve turizm geliri bakımından ilk 5 ülke arasında yer alması hedefleniyor. Hayata geçirilecek politikalarla 2023 yılına kadar Türkiye'nin uluslararası pazarda marka haline getirilmesi amaçlanıyor.

Türk turizminin istihdamın artırılmasında ve bölgesel gelişmede öncü bir sektör olması, dünya ölçeğinde bireysel ve kitle turizmlerinde önemli cazibe merkezlerinden birisi haline gelmesi planlanıyor.

Türkiye'nin 2002 yılında 13,3 milyon turist ve 12,4 milyar dolar gelirden geçen yıl 32,4 milyon ziyaretçi ve 26,3 milyar dolar gelir seviyesine ulaştığına işaret edilerek, yatak kapasitesi, turizm acentesi, konaklama tesisi sayılarında önemli artış sağlandığı vurgulanıyor. 

Hedef gelişen pazarlar

Türkiye'nin 2023'teki turizm hedeflerine ulaşması hedefi kapsamda yıllık 50 milyon turistin ağırlanması öngörülüyor. Turizmde mevcut pazarlar güçlendirilerek, Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Endonezya ve Türk cumhuriyetleri gibi gelişen pazarlara odaklanılacak. 

Tarihi İpek Yolu canlandıracak, yol güzergahında yer alan destinasyonların turizme kazandırılması için alt ve üstyapı iyileştirilecek, tanıtım ve pazarlama çalışmalarına hız verilecek.  

Tanıtımda destinasyon temelli bir yaklaşım benimsenecek. Türkiye'nin turizm alanında uluslararası ölçekteki rekabet gücünü, pazar payını ve marka değerini artırmak için güçlü bir Türkiye markası oluşturmaya yönelik tanıtım stratejileri geliştirilerek uygulanacak.

Deniz, kum ve güneş turizminin yanı sıra diğer alanlara odaklanılacak. Kültür turizmi başta olmak üzere, sağlık turizmi, termal turizm, kış turizmi, golf turizmi, deniz turizmi, ekoturizm, yayla turizmi, kongre ve fuar turizmi gibi türler öncelikli ele alınarak geliştirilecek.

Tarih ve sağlık turizmi

Frigya, Kapadokya, Hitit, Troya, Aphrodisias, Söğüt, Göller Bölgesi ve GAP başta olmak üzere kültür, termal ve doğa temalı turizm gelişim bölgeleri oluşturulacak.

Sağlık turizmi için gelen turist sayısının 250 bin kişiden 2023'e kadar 2 milyon kişiye çıkarılması hedefleniyor. Termal sağlık turizminden elde edilen gelirin 2023'e kadar 1 milyar dolara yükseltilmesi öngörülüyor. Ayrıca sağlık turizmi kapsamında Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nin (MHRS) farklı yabancı dillerdeki uygulamaları geliştirilecek. Türkiye'de sağlık turizmi kapsamında tedavi olan hastaların devamlılığının ve aidiyetinin güçlendirilmesi için iletişim kanalları oluşturulacak.

Termal turizm tesislerinin, hastaneler, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleriyle iş birliği yaparak faaliyet göstermesine yönelik destek mekanizmaları planlanıyor. 65 yaş üstündeki turistlerin tatil yapabileceği, ihtiyaç ve isteklerine hitap edecek unsurların yer alacağı özel destinasyonlar belirlenecek.

Mevsimsel olarak yaşlı turistlerin vakitlerini geçirebilecekleri yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri niteliğindeki alanlar artırılacak.

6 tematik turizm güzergahı 

Kış koridoru, inanç turizmi koridoru, ipek yolu turizmi koridoru, zeytin koridoru, Batı Karadeniz kıyı koridoru ve yayla koridoru olmak üzere 6 tematik turizm güzergahı oluşturulacak.

Ekoturizm bölgeleriyle diğer bölgeler arasındaki dengesizliklerin azaltılmasına ve kırsal alanlardaki göçün durdurulmasına katkıda bulunulması planlanıyor. 

500 "Yeşil Yıldız" belgeli konaklama tesisinin Türkiye'ye kazandırılarak, sürdürülebilir turizm için çevre dostu turizm tesislerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. 

Başta 500 plaj olmak üzere plajlarda, deniz turizmi tesislerinde ve deniz turizmi araçlarında çevre dostu mavi bayrak sayısı da artırılacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yeni dönemde cemevlerine hukuki statü tanıyacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim beyannamesine göre yeni dönemde cemevlerininin hukuki statüye kavuşacağını belirtti.

"'Dünya beşten büyüktür' çağrımızı sürdüreceğiz"

-Küresel düzeyde daha özgürlükçü, kapsayıcı, adaletli bir düzenin tesisine öncülük yapacağız. Bu anlayışla Türkiye, bugün olduğu gibi gelecekte de demokrasi ve adaleti sadece kendi insanı için değil, tüm insanlık için istemeye devam edecektir. 'Dünya beşten büyüktür' çağrımızı kararlılıkla ifade etmeyi sürdüreceğiz.

-Yeni dönemi güçlü Meclis, güçlü hükümet, güçlü Türkiye cümlesiyle ifade ediyoruz.

-Yeni dönemde Meclis’i daha güçlü bir yere taşımakta kararlıyız.

-Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümet ise millete hizmete odaklanacak.

-Meclis ile Cumhurbaşkanı ne kadar ahenk içinde çalışırsa Türkiye o kadar kazançlı çıkacaktır.

-Hak ve özgürlükler konusunda yaptıklarımızı saymaya kalksak çok uzun bir liste çıkar. 24 Haziran’dan sonra da devam edeceğiz.

-Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız, yasaklara ve yasakçı zihniyetlere karşı mücadelemizi artırarak devam edeceğiz.

-24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'yi ekonomide olduğu gibi demokrasi liginde de bir üst sınıfa çıkartacağız.

-Ana muhalefetin 15 Temmuz'u 'kontrollü darbe' olarak yaftalaması ve sadece terörle mücadele için kullanılan olağanüstü hal uygulamasını diline dolaması demokrasimiz bakımından utanç vericidir.

-Sivil toplum kuruluşlarının tüm işlemlerini şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturacağız.

-FETÖ başta olmak üzere insanlarımızın inançlarında istifade ederek devleti, siyasi tasallut eden yapılarla mücadeleyi kararlılıkla devam ettireceğiz.

-Örgütlü, siber, narkotik ve kaçakçılık suçlarıyla mücadelemizi sürdüreceğiz. Terör örgütlerinin inlerine girmeye devam edeceğiz.

-Üç 'y' ile mücadele sözü vermiştik. Bunlar yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluktu. Yeni dönemde de bu mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

-Yeni dönemde tüm imkanlarımızı ve gücümüzü eğitim-öğretimin niteliğini yükseltmeye hasredeceğiz.

-Önümüzdeki yoldan itibaren tüm okullarımız tam gün eğitime geçecek seviyede olacaktır.

-Sivil toplum ağırlıklı olarak kültür sanat faaliyetlerine daha fazla kaynak aktaracağız.

-Kültürümüzde önemli yeri olan sinema ve televizyon dizilerine destek sağlayacağız.

-5 binin üzerindeki tüm yerleşim birimlerinin kütüphaneye kavuşmasını sağlayacağız.

"Kültür merkezi olmayan ilimiz kalmayacak"

-Kültür merkezimizi veya merkezlerimizi de özellikle yaygınlaştırıyoruz. Ülkemizde kültür merkezi olmayan ilimiz kalmayacak. Sağlık hizmetlerinin de kalitesini artırmak için çalışmaya devam edeceğiz.

-Aile hekimliğini daha da yaygınlaştıracağız.

-Şehir hastaneleri meyve vermeye başladı, yenilerini de bu yıl bitmeden açıyoruz.

-Son dönemde bir parça yukarıya doğru hareketlenen enflasyon sorununu ülkemizin gündeminden çıkartmakta kararlıyız.

-Suriye toprakları tüm teröristlerden arındırılana kadar bu ülkedeki faaliyetlerimizi artırarak devam ettireceğiz.

-Eski stadyumların yerine millet bahçeleri yapılacak. Atatürk Havalimanı Central Park gibi olacak.

 

 

İçeriğe Yorum Yapabilirsiniz.