39'uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı'ndaki inceleme ve denetlemelerin ardından askerlerle yemekte buluşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde Türkiye'nin daima güçlü ve uyanık kalmasının şart olduğunu vurguladı. Terörle mücadelede yurt içinde ve sınır ötesinde tarihi başarılar elde edildiğini belirten Güler, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde başlatılan Terörsüz Türkiye süreci hedefine kararlı adımlarla ilerliyor, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Hudutlarımızın emniyetini en modern tedbirlerle sağlarken mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz."
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen NATO Zirvesi ile ülkenin uluslararası alandaki saygınlığının bir kez daha kanıtlandığını ifade eden Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki güven ve istikrarın en önemli teminatı olduğunu altını çizdi.
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü vesilesiyle kahraman Mehmetçik ve Mücahitlerin mücadelesini yad eden Bakan Güler, adadaki çatışmaların ancak 1974'te Türk askerinin adaya ayak basmasıyla son bulduğunu hatırlattı. Güler, "Barış Harekatı ile hem Türkler hem de Rumlar için güvenli ve huzurlu bir ortam tesis edilmiştir. 39'uncu Piyade Tümenimiz de adaya ilk çıkan birliklerden biri olarak 142 şehit vermiş ve soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmuştur" şeklinde konuştu.
Konuşmasında Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye aleyhine aldığı karara sert tepki gösteren Milli Savunma Bakanı, Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu metnin hiçbir hukuki, tarihi ve vicdani temeli bulunmadığını belirtti. AB kurumlarının Rum kesimini üyeliğe aldığı günden bu yana tarafsızlığını yitirdiğini vurgulayan Güler, ifadelerini şöyle sürdürdü:
"AP kararı bizim için yok hükmündedir ve bu yanlı yaklaşımı en güçlü şekilde reddediyoruz. 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik katliamları ve EOKA terörünü görmezden gelenlerin değerlendirmeleri kabul edilemez. Gazze'deki insanlık dramına sessiz kalanların Kıbrıs konusunda tarihi gerçeklerle bağdaşmayan yorumlar yapması büyük bir çelişkidir. Tarih siyasi argümanlarla değil, belgelerle yazılır."
Güler, adada kalıcı çözümün ancak eşit egemen iki devletin varlığı temelinde mümkün olabileceğini belirterek tüm tarafları gerçekçi bir anlayışa davet etti.
Bölgedeki son gelişmelere de değinen Güler, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırılarının Doğu Akdeniz ve adanın güneyindeki yabancı ülke hareketliliğini artırdığını dile getirdi. Rum kesiminin bu durumdan istifade etmeye çalışan adımlarına karşı Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün haklarını koruma konusundaki azim ve kararlılığının tam olduğunu vurguladı. Kıta stajı için bölgede bulunan Harbiyelilere de seslenen Bakan Güler, milli tezlere tavizsiz şekilde sahip çıkmaları gerektiğini belirtti.