Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'ten SDE'ye Özel Açıklamalar
Yargıtay Başkanı, SDE Medya ve STK Koordinatörü Bülent Erandaç'a konuştu: "Görevimiz, Güçlülerin Zayıfları İstismar Etmesine Mani Olmak ve Adaleti Sağlamaktır’’
Bülent Erandaç - SDE Medya ve STK Koordinatörü
02 Ekim 2019 12:50

Yargı Reformu TBMM’de görüşülmeye başlanıyor. Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Medya ve Sivil Toplum Koordınatörü Bülent Erandaç’a  özel açıklamalar yaptı ve Yargı Reformu ile nelerin hedeflendiğini vurguladı.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit önemli bir vurgulamayla, açıklamalarına başladı: "Devletin temelini de oluşturan hukuk düzeninin temel işlevi, en basit ifadeyle GÜÇLÜLERİN ZAYIFLARI İSTİSMAR ETMESİNE MANİ OLMAK VE ADALETİ SAĞLAMAKTIR. Bu nedenle, biz hukukçuların işi adaleti gerçekleştirmektir"

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in yılların tecrübesinden süzülerek gelen düşünce ve temennileri şöyle:

"Hukuk ihtiyacı, insanlık tarihi kadar eski olup düzen fikrine dayanır. Devletin temelini de oluşturan hukuk düzeninin temel işlevi, en basit ifadeyle güçlülerin zayıfları istismar etmesine mani olmak ve adaleti sağlamaktır. Bu nedenle, biz hukukçuların işi adaleti gerçekleştirmektir.

Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Bu nedenle, halkın adalet sistemine ilişkin memnuniyet düzeyinin yüksek olması, Anayasamıza göre Türk Milleti adına doğrudan kullanılan yargı yetkisinin meşruiyet temelini oluşturmaktadır. İşte bu nedenle, halkın yargıya olan güveninin korunması ve güçlendirilmesi, bağımsız yargının en önemli teminatıdır. Adaletin doğrudan insan hakları ile olan bağlantısı da dikkate alındığında, konunun uluslararası bir boyutu da bulunmaktadır. Adalete ilişkin meseleler, bilgiye dayalı olarak ve uluslararası standartlara göre ele alınması gereken teknik konulardır. Bu yaklaşımı benimsemediğimiz zaman, yargının daha iyi işlemesine yönelik tartışmaların, üst politik düzeyde ve kısır bir alanda sıkıştığını görüyoruz. Hiç şüphe yok ki bu tür üst politik tartışmalardan köklü çözümler ve başarı beklemek aşırı iyimserlik olur. Dolayısıyla, idam cezasına ilişkin tartışmaları, ülkemizin hukuk ve insan hakları alanında ulaştığı düzey açısından gerçekçi bulmuyorum.

Meclis’te İlk Gündem Yargı Paketi

Yargı reformu stratejisi adalet alanında atılan önemli bir adımdır. Hâkimlere coğrafi teminat sağlanması, hiç şüphesiz yargı bağımsızlığını güçlendirecektir. Ancak, bir veya birkaç değişiklik paketiyle yargıya ilişkin her meselenin çözüleceği şeklinde bir algıya yol açılmamalıdır. Kamuoyunda aşırı bir beklenti oluşturulması da halkın yargıya olan güvenini uzun vadede olumlu etkilemeyecektir. Karar vericiler olarak bu konuda ihtiyatlı olmalıyız.  

Sık yapılan kanun değişiklikleri, temel eğitim ve hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesi, hâkimlerin liyakate dayalı şekilde mesleğe alınmaları ve terfileri, adil yargılama hakkı ve özellikle makul sürede yargılama, adalete erişim, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması, etik ve şeffaflık gibi bir dizi konu üzerinde önemle durulması gerekiyor. Yargı Reformu Stratejisinde bu temaların isabetli şekilde belirlenmiş olması umut vericidir. Bu ana temalardan; etik, yargıda şeffaflık, adalete erişim, hâkimlerin liyakate dayalı işe alım süreci ve terfilerine ilişkin çözümler İstanbul Bildirgesinde yer alıyor. İnsanlığın yıllara dayanan bilgi birikiminin ürünü olan bu formüllerden daha çok yararlanmalıyız.

Cezaevlerindeki doluluk, kadına karşı şiddet, çocukların istismarı gibi sorunlar, eğitim ve sosyal politikalara yönelik tedbirlerin gerekliliğini gösteriyor. Ceza politikaları önemli olmakla birlikte sadece cezalarını artırmak, bu suçların işlenmesini önlemeyecektir. Tepkisel çözüm önerilerinin uzun vadede bu sorunların giderilmesine katkı sağlamayacağının bilincinde olmalıyız. 

Yüksek mahkemeler, sadece dava dosyalarının okunduğu yerler değildir. Bunun ötesinde adalet politikalarına aktif katkı sağlayan ve çözüm üretmek için çaba göstermesi gereken kurumlardır. Yargıtay son yıllarda etik, şeffaflık ve adalet yönetimi konularında önemli reformlar yapmış, yurt içinde ve yurt dışında bunun olumlu yansımaları olmuştur. Yargıtay’ın öncülüğünde, beş kıtadan ve 37 ülkeden yüksek mahkeme başkanlarının katılımı ile geliştirilen  "Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi"nin 23 Temmuz 2019 tarihinde BM Ekonomik Sosyal Konsey’de kabul edilmesi, gerçekleştirilen reformların eşsiz başarılarından sadece biridir.

Yargıda Etik, Şeffaflık Ve Güven

Adalete ilişkin konular teknik bakımdan ele alınırken, İstanbul Bildirgesinde çok açık çözüm formülleri bulunduğunu da herkesin dikkatine sunmak isterim. Yargı paketleri hazırlanırken, İstanbul Bildirgesindeki ilkeler mutlaka dikkate alınmalıdır.

2017’de "Yargıtay Etik, Şeffaflık ve Güven Projesi" kapsamında, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi ölçütlerine göre, dünyanın en yüksek standartlarına sahip bir yargı etiği sistemi Yargıtay’da kurulmuştur. Yönetim ve disiplin kurullarından bağımsız Yargı Etiği Danışma Kurulu oluşturulmuş, çalışmalarına başlamış ve kamuoyunun da yakın ilgisini çeken 8 adet karar vermiştir.

Yargıtay’ın girişimiyle yargı etiği dersleri Türkiye’de hukuk fakültelerinde ders olarak okutulmaya başlanmış ve Yargıtay Etik İlkeleri hukuk fakültelerinin yargı etiği dersi müfredatına girmiştir. Yargı Etiği Hukuk Klinikleri yoluyla, yüzlerce hukuk fakültesi öğrencisine yargı etiği bilinci aşılamak üzere Yargıtay, üniversiteler ile işbirliği içinde eğitim programları uygulamaktadır.

Yargının Teknoloji ile Entegrasyonu

Üzerinde önemle durduğumuz bir konu da çağdaş teknolojilerin yargı sistemine uyarlanmasıdır. Bilişim teknolojilerinin kullanılarak yargılama süreçlerinin hızlandırılması amacıyla geçen yıl içinde Dosya Eksiklik Tamamlama (DET) Sistemi uygulamaya geçmiştir. Bu sistemle, dosyadaki eksik belgelerin tamamlanması için dosyaların mahalline fiziki olarak geri gönderilmesi uygulamasına son verilmiştir. Bu şekilde, bir yılda 20.104 hukuk dosyasının ve 8.483 ceza dosyasının fiziki olarak geri çevrilmesi önlenecek ve en az üç Yargıtay dairesinin ürettiği iş miktarı kadar verimlilik sağlanacaktır. En önemlisi de dosyaların yerel mahkemelere iadesinin önlenerek zaman, emek ve paradan çok ciddi bir tasarruf sağlanmasıdır.

 "Yargıtay İş Süreçlerinin Yeniden Yapılandırılması ve Verimlilik Kontrolü Projesi" kapsamında Ocak 2019’dan itibaren, dosyalar bilgi teknolojileri ile yönetilmeye başlanmıştır. Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun belirlediği öncelik kriterlerine göre dosyalar incelemeye girmektedir. Sistem, aynı zamanda sürelere ilişkin standartların uygunluğunu da denetlemektedir. Standartlar ihlal edildiğinde, uyarı sistemi devreye girmekte, hem işin sorumlusu hem de denetim mekanizmaları uyarılmaktadır.

Dosya İzleme Sistemine, "temizleme oranı", "kapanan dosyaların ortalama görülme süresi", "derdest dosyaların ortalama görülme süresi" gibi CEPEJ kriterleri de eklenmiş olup, Avrupa Konseyi standartlarına uygun bir takip ve denetim sistemi geliştirilmiştir. Aynı proje kapsamında 2018 yılının Haziran ayından itibaren Yargıtay’daki adalet hizmetlerine süre ve hizmet kalite standartları uygulanmaktadır.

Örneğin;

  • Müzakere sırasında karar verilen dosyaların mahalline gönderilmesi için 60 gün,
  • Daireler arasında görevsizlik kararları için 30 gün,
  • İnceleme için tevzi edilen dosyalar için 30 gün,

olmak üzere, kararların yazım ve onay işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin bazı süre standartları oluşturulmuş ve bu standartlara uygunluğu denetleyen elektronik izleme sistemleri faaliyete geçmiştir.

Kısaca belirttiğim bu reformların yanı sıra, Avrupa Konseyi ile birlikte yürüttüğümüz “Yargıtay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” de Haziran ayında faaliyete başlamıştır. Bu Proje bittiğinde, Yargıtay olarak Avrupa Standartlarına uygunluğu tescil edilmiş bir adalet hizmeti vermiş olacağız."

Sonuç

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, açıklamalarının sonunda, çok kıymetli temennilerini dile getirdi:

"Tüm bu çalışmaların nihai faydalanıcısı, başta dava tarafları olmak üzere halkımızdır. Gerçekleştirilen reformların, insanların gündelik hayatında olumlu etkileri olacağı ve vatandaşlarımızın vicdanında iyi bir karşılık bulacağı şüphesizdir. Bu şekilde, halkımızın yargıya olan güveninin daha da yükseleceğine ilişkin inancım tamdır"

Bu güzel sözlerinden sonra Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’i , "Allah Eksik etmesin" diyor, Türk Adaletine değerli hizmetlerini yıllarca sunmasını diliyorum.