Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Koronavirüs’ün Ekonomik ve Finansal Etkileri
Dr. Merve Karacaer Ulusoy
13 Şubat 2020 10:01
A-
A+

Çin’in, diğer bir ifadeyle böylesine hayati bir ekonomik merkezin koronavirüs salgını karşısındaki izolasyonu tüm dünyada etkisini hissettiriyor. Virüsün yarattığı belirsizlik, kısa sürede küresel ticaret ve tedarik zincirlerini bozdu, varlık fiyatlarını düşürdü ve çok uluslu şirketleri sınırlı bilgiler ışığında zor kararlar almaya zorladı. Bu sağlık krizi aslında tüm ekonomik sistemi test ediyor. Ama en çok da Çin’in bir tüketici olarak gücünü test ederken aynı zamanda da Çin’in gecikmesiyle Amerika’nın hızlanma yeteneğini test ediyor.

2018 yılının yarısıyla beraber ve 2019 yılının tamamına damgasını vuran ticaret savaşlarının ekonomi üzerindeki etkileri Faz 1 ile birlikte bir miktar olumlu yöne dönmek üzereydi ki sadece Çin’i değil, başta sağlık olmak üzere ekonomik anlamda da küresel piyasaları tehdit eden bir virüs salgını ortaya çıktı. Üstelik Çin’in ticaret anlaşması kapsamında ABD’ye verdiği satın alma taahhütlerini karşılayamaması da gündemde. 15 Ocak’ta imzalanan ilk faz anlaşmada Çin’in gelecek iki yıl boyunca 200 milyar dolar değerinde ABD menşeli ürün ihraç etmesi konusunda anlaşılmıştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomik danışmanı Larry Kudlow yaptığı açıklamada “Salgın nedeniyle ilk faz anlaşmasında öngörülen ihracat artışının gecikeceği doğru” dedi.

Koronavirüs sebebiyle uzatılan yeni yıl tatilinden dönen Şangay borsasında işlem gören hisselerin toplam değeri tek bir günde 393 milyar dolar buharlaşırken borsada işlem gören şirketlerin yüzde 80'inden fazlası günlük maksimum oynaklık sınırı olan yüzde 10’luk değer kayıpları yaşadı. ABD'de, New York (NYSE) ve Nasdaq borsalarının toplam piyasa değeri 35,9 trilyon doları bulurken Çin'de Şenzen ve Şanghay borsalarının toplam piyasa değeri 7,8 trilyon dolar düzeyinde. Çin'in yoğun şekilde kontrol edilen borsası ekonomisinde nispeten önemsiz bir çark, ancak son otuz yıldaki en yavaş büyümesi ve ABD ile girmiş olduğu ticaret savaşları düşünülünce bu durumun ekonomiye zarar vereceği muhtemeldir.

Büyük markaların fabrika ve mağaza kapatmalarıyla birlikte havayolu şirketlerinin Çin’e uçuş iptalleri de söz konusu. American Airlines Group Inc., Delta Air Lines Inc. ve United Airlines Holdings Inc. de dahil olmak üzere İngiltere’den, Sinapur’dan ve Avustralya’dan birçok havayolu şirketi turistlerin seyahat planlarını iptal etmeleri nedeniyle geçici olarak Çin'e uçuş hizmetlerini askıya aldı. Singapur, Çin'den birçok ziyaretçiyi yasaklayacağını söylerken, anakara ile sınırını mühürlemek için Hong Kong'a baskı yaptı.

Çinli otoritelerin bazı bölgelerde üretim faaliyetlerini durdurma kararı alması sonucu kriz her geçen gün büyümeye devam ediyor. Çin'in yoğun şekilde kontrol edilen borsası ekonomisinde nispeten önemsiz bir çark, ancak son otuz yıldaki en yavaş büyümesi ve ABD ile girmiş olduğu ticaret savaşları düşünülünce bu durumun ekonomiye zarar vereceği muhtemel. Bu zarar hava yolculuğundan kesintiye uğramış tedarik zincirlerine ve Güneydoğu Asya'dan Güney Amerika ve ötesine doğru büyüme beklentilerini azaltan düşmüş emtia fiyatlarına kadar kendisini hissettiriyor.

Salgın denildiğinde hastalığın bir bakım maliyeti oluyor, ki bu çok önemli, ancak bunun ekonomiye etkisi oldukça az. Asıl mesele sağlıklı insanların salgından kaçınmak için seyahatlerini kısıtlaması ya da tüketimlerini azaltmasıyla başlıyor. Bunun en iyi örneklerinden biri, Kasım 2002 ve Temmuz 2003 tarihleri ​​arasında Hong Kong'da başlayan SARS salgını nedeniyle Hong Kong’a gelen ziyaretçi sayısının yüzde 70 azalması olmuştu. Hong Kong turizm sektörü daha sonra kendini toparlasa da koronavirüs öncesinde protestolarla birlikte 2003 yılındaki düşüşüne geri dönerek yüzde 40 düzeyinde sektör kaybı yaşıyordu. Çin’deki seyahat kısıtıyla birlikte önümüzdeki süreçte kendini toparlaması zor gözüküyor.

Koronavirüs şu an için salgına yakalayan insanların yaklaşık yüzde 10'unu öldüren SARS salgınında daha az ölümcül görünüyor. SARS 8,098 kişiye bulaşmış ve 774 kişi hayatını kaybetmişti. Salgından en çok Çin ve Hong Kong ekonomisi etkilenmişti. Çin’in GSHY’sı yüzde 1,1, Hong Kong’un ki ise yüzde 2,6 düşmüştü. SARS’ın küresel ekonomiye maliyetinin ise yaklaşık 40 milyar dolar olduğu biliniyor. Yeni koronavirüs ile enfekte olan insanların ölüm oranı ise yüzde 2 ile 2,5 arasında değişiyor. Ancak bu virüsü diğerlerinden ayıran çok hızlı yayılıyor olması. Resmi kaynaklara göre 12 Şubat 2020 itibariyle onaylanmış vaka sayısı 45.211 iken ölenlerin sayısı 1.118.

Bunun dışında iş dünyasının veya hükümetin salgına reaksiyonu da oldukça önemli. Şirketler ofislerini kapattıkça veya hükümetler çok sayıda kişiyi karantinaya aldığında, sadece tüketici talebi değil, üretim de azalacaktır. Dolayısıyla enfeksiyon kapan ya da hastalıktan ölen kişi sayıları ekonomik göstergeler açısından aslında yetersiz. Örneğin Güney Kore'de 2015 yılında Orta Doğu solunum sendromu veya MERS salgını 186 kişiye bulaşmıştı; ancak Kore Ekonomik Araştırma Enstitüsü tahminlerine göre, kaçınma tepkisi o kadar güçlü oldu ki yalnızca turizm sektörünün kaybı 2015 yılındaki GSYH’nın yüzde 0,2’sine denk gelen2,6 milyar dolar oldu. Dolayısıyla kaçınma davranışını izlemek, bir salgının ne kadar ekonomik zarara yol açacağına dair iyi bir gösterge olabilir.

Bu tür sağlık krizlerinin maliyetlerini tahmin etmek oldukça zor. Geçtiğimiz yıl, DSÖ bir raporunda, 2011-2018 yılları arasında 194 ülkede 1.483 salgın olayı izlediğini söyledi. Yakın tarihin en pahalıları ise 2003'teki SARS nedeniyle 40 milyar ve 200 binden fala insanın ölümüne yol açan 2009 yılındaki domuz gribi nedeniyle 55 milyar dolarlık kayıp.  DSÖ, 2014'ten 2016'ya kadar Batı Afrika’daki Ebola salgınının ekonomik ve sosyal etkilerinin de 53 milyar dolara mal olduğunu söyledi.

Salgın Çin’in başına ilk defa gelen bir olay değil. Geçmişte de (2002) SARS salgını ile mücadele etmişti. Her iki salgın da Çin'de ortaya çıktı ancak, o dönemden bugüne çok şey değişti.  Dünyada yaşanan son küresel durgunluklar Amerikalı tüketiciler tarafından tetiklenmiş olsa da Çin’in küresel ekonomideki yeri o zamandan bugüne önemli ölçüde ilerledi. O dönemde Çin dünyanın altıncı en büyük ekonomisi iken bugün ABD'nin ardından en büyük ikinci ekonomi.

Koronavirüsün Sarstan daha kötü etkileri olacağı gündemde. Bunun üç temel nedeni var. Birincisi Çin bugün çok daha büyük bir ekonomi. İkincisi ise finansal krizden bu yana enerji yoğun üretim ve ihracattan uzaklaşırken daha fazla hizmet ve iç talebi kucaklamaya çalışıyor, üçüncüsü ise ticaretteki bozulmaya karşı eskisinden daha savunmasız.

IMF, 22 Ekim 2019 tarihinde Asya ekonomilerine ilişkin yayımladığı raporunda Çin’in 2019 yılındaki küresel ekonomik gelişmenin yüzde 39’unu tek başına göğüsleyerek dünyadaki büyümenin itici gücü görevini gördüğünden bahsediyor. Bu oran ABD, Avrupa ve Japonya'nın toplamından daha fazla. IMF, Asya’nın güçlü ticaret ve finansal entegrasyonunun bölgenin başarısının bir tezahürü olduğu, Asya’nın 2019 yılında küresel büyümenin üçte ikisinden fazlasını oluşturan dünyanın en hızlı büyüyen bölgesi olduğu ve bu bölgenin başında da Çin’in geldiğini söylüyor. Koronavirüs öncesi yayımlanan bu raporda dikkat çeken birkaç kısım var; o da Asya’nın bu gücünün aynı zamanda küresel ticaret ve yatırımlardaki zayıflığın ortasında bir kırılganlık kaynağı olduğu. Özellikle daha fazla tarife artışlarının ve daha geniş korumacı tehditlerin bölgeyi olumsuz etkileyebileceği vurgulanmış. Virüs öncesinde hazırlanan bu raporda Asya'daki büyüme için aşağı yönlü revizyonlar olduğunun ve bu revizyonların küresel ortalamadan daha büyük ve özellikle yatırım ve ticarette telaffuz edildiğinin altı çizilirken, Çin’de beklenenden daha hızlı bir yavaşlamanın önemli bir risk unsuru olarak algılanması gerektiğine de vurgu yapılmış. Ticaret gerilimlerinin daha da artmasıyla dış talebi zayıflayabileceğine ve güven ve yatırımların baskılanabileceğine dikkat çekilirken, finansal kurumların aktiflerinde meydana gelecek bozulmanın ve emlak fiyatlarının aşağı gitmesi durumlarının bölgesel yayılmalarla birlikte belirgin bir ekonomik yavaşlamaya yol açabileceğine yer verilmiş. Koronavirüs salgının ortaya çıkmasıyla oluşan duruma bakıldığında ise Çin Merchants Securities Co. tarafından derlenen 36 şehirdeki ön verilere göre, Şubat ayının ilk haftasında yeni daire satışları 2019'un aynı dönemine göre yüzde 90 düştü. IMF’ye göre mevcut konjonktürde ABD ve Euro Bölgesi dahil olmak üzere gelişmiş ülkeler para politikalarını gevşeterek finans piyasalarını destekliyor, ancak yüksek özel sektör borcu ve kötüleşen kurumsal borç profilleri risk oluşturuyor. Raporda, yatırımcı algısındaki ani bir bozulmanın, ani sermaye çıkışlarına sebep olabileceği ve bu durumdan en çok bilançosu zayıf olan şirketlerin etkileneceği belirtilmiş. Çin cari fazla veren bir ekonomi olsa da içeride borçlanması oldukça yüksek. Özellikle 2008 yılındaki finansal kriz sonrasında borçlara bağımlı hale geldi. Uluslararası Finans Enstitüsü'ne (IIF) göre Çin’in şirket, hane halkı ve hükümet toplam borcu, GSYH’nın yüzde 300'ünü aştı.

Bu kapsamda Dünya Bankası’nın da yayımlamış olduğu bir rapor var. Banka, 2008 yılındaki küresel finansal krizden bu yana, küresel borcun küresel GSYH'nın yaklaşık yüzde 230'una ulaştığını, gelişmekte olan ülkelerin borçluluk oranının ise 55 trilyon dolar ile GSYH’nın yüzde 170’ine tekâmül ettiğini ve bunun 20 trilyon dolarlık kısmının yalnızca Çin’e ait olduğunu belirtmiş.

Virüsün ardından uluslararası dev şirketler salgına ilişkin çeşitli tedbirler aldılar. Örneğin, Toyota ve Honda Çin’deki fabrikalarını 14 Şubat’a kadar kapalı tutacağını açıklarken ABD’nin ardından en fazla şubesi Çin’de bulunan Starbucks Çin’deki 4 bin 300 mağazasının yarısından fazlasını kapattı. Şirketin, ABD’nin Nasdaq endeksinde işlem gören hisseleri ise son bir haftada yaklaşık yüzde 8 değer kaybetti. Samsung Electronics Çin hükümetinin talimatı doğrultusunda Yeni Yıl tatili sonrası bazı fabrikalarının kapalı kalacağı süreyi uzatırken Ekim ayında salgının merkezi Wuhan şehrinde en büyük Çin mağazasını açan Levi’s, Çin’deki mağazalarının yarısından fazlasını kapattı ve kısa vadeli zarar göreceğini söyledi. General Motors, Volkswagen, Honda, BMW ve Ford Motor hisseleri ise salgınla birlikte yüzde 4 ila 9 arası düşüşler yaşadı. Tesla Çin genelindeki 24 mağazasının tamamını kapattı. Şanghay'daki fabrikasında üretilen Model 3 arabalarının teslimatını erteleyeceği duyuran Tesla’nın hisseleri yüzde 17,2 değer kaybetti. Dev teknoloji şirketlerinden Apple ve Facebook personelinin Çin’e gidişine kısıtlama getirerek evden çalışmalarını istedi. iPhone üreticisi Apple’ın Çin’de 10 bin çalışanı bulunuyor ve parçaları Wuhan'da üretiliyor. Çin’de yasaklı olan Facebook’un ise bu ülkede ofisleri bulunuyor, ayrıca, bazı ekipmanlarının üretim ve satışını bu ülkede gerçekleştiriyor. Bir diğer ABD’li teknoloji devi Google, Hong Kong ve Tayvan dahil Çin’deki tüm ofislerini geçici olarak kapattı. Sadece teknoloji devleri değil, McDonald’s, KFC ve Pizza Hut gibi küresel restoran zincirleri de geçici olarak mağaza kapattı.

Virüsün yayılmasını önlemek için on bir Çin eyaletinde Yeni yıl tatili uzatıldı. Bu on bir eyalet Çin’de araç üretiminin üçte ikisinden daha fazlasından sorumlu.  Salgının merkezi Wuhan'ın Hubei Eyaleti ise, Çin'in dördüncü büyük otomobil üretim merkezi. Çin’de otomobil piyasasında son iki yıldır art arda düşüş eğilimi hali hazırda zaten vardı. Dolayısıyla virüs Çin’in otomotiv sektörünü yalnızca ilk çeyrekte değil, yılsonunda beklenenden çok daha fazla daraltabilir.

Salgınının ekonomik etkisinin ne olacağını bulmak, aslında hem oldukça gerekli hem de şu an için boşa kürek çekmek gibi. Ancak piyasada Çin’in 2020 yılına ilişkin büyüme tahminleri uluslararası kuruluşlar tarafından aşağı yönlü revize edilmeye başlandı.

Koronavirüs aynı zamanda petrol piyasasına da etki etti. Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı ve virüsün ortaya çıktığı kilitli Wuhan şehri, petrol ve gaz merkezlerinden biri. Yetkililere göre, iki büyük Suudi Arabistan müşterisi olan ve günde yaklaşık 1 milyon varil rafineri kapasitesi olan China National Chemical Corp. ve Hengli Petrokimya alımlarını düşürüyor. Öte yandan Pekin merkezli enerji danışmanlığı JLC Network Technology Co., yalnızca Şubat ayının ilk haftasında rafineri kullanımında yüzde 15'lik bir düşüş bildirdi. Üretimine ara verilmesiyle birleşince tüm bunlar petrol fiyatlarına yansıyor. Çin günlük 14 milyon varil petrol tüketiyor ve şu anda günlük 3 milyon varil azalmış durumda. 14 Eylül’deki Aramco saldırısıyla 69 dolara çıkan Brent türü petrolün fiyatı virüsün etkisiyle 53 dolara kadar geriledi.

İlaç devleri, finansal kurumlar ve teknoloji şirketleri, yurtdışından gelen göçmen işgücünü Çin'den boşaltmaya çalışması üretim üssü olan Çin’i sıkıntıya sokabilir. Tabii Çin hükümeti bu sınır ve uçuş kısıtlamalarına tepki gösteriyor ve bu tür aşırı tepkilerin işleri daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Şimdilik iyi haber, Çin'in fabrika üretiminin Yeni Yıl civarında her zaman yavaş olması. Bu nedenle Çin'e uzanan tedarik zincirlerine sahip şirketler nispeten etkilenmedi. Tehlike şu ki, üretimin durması ne kadar uzun süre devam ederse, temel üretim bileşenlerinin tedariki de zorlaşacaktır. Öte yandan bu durum yayılabilir. Goldman Sachs rakamlarına göre, 2002 yılında Hong Kong'un ötesine sadece 7 milyon insan girerken; virüs öncesinde yılda yaklaşık 150 milyon uluslararası seyahat hesaplanıyordu. Resmi kaynaklara göre, şu an için tatile bağlı tren ve uçak yolculuğu bir önceki yıla kıyasla yüzde 40 düştü.

2011'de Tayland'daki seller ve aynı yıl Japonya'nın Fukushima kentinde meydana gelen deprem ve nükleer dahil olmak üzere bazı geçmiş felaketler, acil sorunlar giderildikten sonra bile tedarik zincirlerinde uzun süreli değişikliklere yol açtı. Son yıllarda Washington ve Pekin arasındaki gerilimler ve bir de Çin'deki işgücü maliyetlerinin artmış olması virüs salgını öncesinde bazı uluslararası şirketlerin Çin'den kalma planlarını sorgulatmaya başlamıştı.

Virüsle birlikte işsizlik de bir risk unsuru olarak kendini gösteriyor. Bunun nedeni, seyahat kısıtıyla karşı karşıya kalan Hubei’nin Çin’deki göçmen işçiliğinin üçte birini ülkenin diğer bölgelerine sağlayan altı merkez ilden biri olması. GSYH’nın yüzde 50’sini oluşturan hizmet sektöründe çalışanların sadece yüzde 5'inin işini kaybetmesi 20 milyon kişinin işsiz kalması anlamına geliyor. Enflasyon artışı da ayrı bir risk unsuru; çünkü zaten yüksek olan gıda enflasyonu tedarik kısıtları nedeniyle tetiklenebilir.

SARS'tan sonra Çin ekonomisi yüzde 10 büyüdü. 1989'daki Tiananmen Meydanı baskısı, Çin'deki büyümeyi 1990’da yüzde 3,9'a çekti, ancak bu yavaşlamanın iki yıl içinde çift haneli kazançlara geri döndüğünü görüyoruz. Ancak bunlar, Çin ekonomisinin tipik olarak daha hızlı büyüdüğü, küresel ekonomiyle daha az bağ kurduğu dönemlerdi. Büyüme on yıl önce yüzde 10 iken bugün yüzde 6,1 büyümesinin temeli on yıl önceye göre yüzde 188 daha büyük anlamına geliyor. Bu da aslında Çinli tüketicilerin ve işçilerin bugün yaptıkları şeylerin eskisinden çok daha önemli olduğu anlamına geliyor.  Öte yandan Wuhan ve çevresi küresel tedarik zincirinin hayati parçaları.  Eyalet kapalı olduğu müddetçe, otomobillerden kümes hayvanlarına ürün üreten tedarik zincirleri tehdit altında.

Küreselleşmeyle birlikte piyasaların birbirine entegre olması koronavirüsün yalnızca Çin ekonomisini etkilemeyeceğinin en büyük göstergesi. ABD Seyahat Birliği’nin resmi rakamlarına göre, seyahat 2018 yılında ABD ekonomisi için 69 milyar dolar kaynak sağlarken ABD’nin en iyi on ticaret ortağıyla seyahat dengesine bakıldığında birinci sırada Çin geliyor. Öte yandan, ABD'ye gelen tüm turistlerin yüzde 7'sini Çinli turistler temsil ediyor ve harcamaları diğer tüm yabancı gruptan daha yüksek, üstelik daha uzun konaklıyorlar. 2018 yılındaki resmi verilere göre her bir Çinli turist ABD’de kişi başına 11,500 dolar harcarken diğer ülkelerin ortalaması 2,900 dolar. Çinli turistlerin 2018 yılında ABD’deki toplam harcaması ise 34,6 milyar dolar. Bu rakam ABD’deki tüm turizm harcamalarının yüzde 13,5’una tekâmül ediyor ve ABD şu anda yüzde 28 daha az Çinli ziyaretçi bekliyor. Bu özellikle California ve New York eyaletlerinde 5,8 milyar dolar az harcama demek.

Hubei Eyaletinin Ekonomik Profili

Hubei, Çinin ekonomik büyümesinde yüzde 4’lük bir paya sahip. Hükümet tarafından 1 Nisan 2017’de Hubei Serbest Ticaret Bölgesi olarak onaylanmış. Başkenti Wuhan, 11 milyon ile Çin'in merkezindeki en kalabalık nüfusa ve güçlü ekonomik ve bölgesel avantajlara sahip. Ülkenin en büyük iç limanı buradadır. Ticaretin, dağıtımın ve ulaşımın adeta merkezidir. Wuhan ayrıca; sanayi, finans, iş dünyası, bilim ve teknoloji ve eğitim açısından da Çin'in merkezidir ve “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin önemli bir parçasıdır.

Hubei eyaletinin GSYH bileşenlerine bakıldığında 1990’lı yıllarda tarım, sanayi ve hizmet sektörünün dağılımı sırasıyla yüzde 35,1, 38 ve 26,9 iken 2017 yılında dağılım sırasıyla yüzde 10,3, 44,5 ve 45,2 olmuştur. Diğer bir ifadeyle, yıllar itibariyle Hubei eyaleti Çin’in önemli bir sanayi üssü haline gelmiştir. Eyalette öne çıkan başlıca endüstriler arasında metalürji, otomobil, kimyasallar ve inşaat malzemeleri, gıda maddeleri, makine yapımı, tekstil, elektronik ve gemi yapımı yer alıyor. Hubei’nin bol miktarda hidroelektrik arzı bulunuyor ve sanayi üretiminin yüzde 66’sı buradaki hidroelektrik kaynağı ile karşılanıyor.

Virüs salgını krizinin merkezinde yer alan Hubei Eyaleti, başkenti Wuhan ile birlikte 34 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyor ve Çin'in toplam ihracatında ki payı yüzde 1,3. Öte yandan eyalet 2018 yılında ihracatı yüzde 12 artırarak 34,1 milyar dolara yükseltirken ithalatını da yüzde 18,1 artırarak 18,7 milyar dolara yükseltmiş. Hubei Eyaleti Çin'in ihracatında az bir paya sahip olsa da Çin'in otomotiv üretiminin yüzde 16,2'sini, işlenmiş gıda üretiminin yüzde 13,5'ini, kimyevi maddeler ve metal dışı mineraller üretiminin yüzde 7,2'sini, tekstil, demir-çelik, bilgi işlem ve telekomünikasyon cihazları ve elektronik cihazlar üretiminin de yüzde 5'ini gerçekleştiriyor.

Sonuç olarak, 2020 için küresel öngörüler çok da parlak değildi. Salgından önce IMF, Dünya Bankası ve uluslararası derecelendirme kuruluşları 2020’de küresel büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etmişti. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisindeki herhangi bir yavaşlamanın dalgalanmalar şeklinde değil, dünya çapında dalgalar olarak karşımıza çıkabileceğini göz önünde bulundurmak bu nokta oldukça önemli. Virüsün yaratacağı ekonomik maliyeti şu an için hesaplamak mümkün olmasa da bu salgının ne kadar sürede kontrol altına alınabileceği 2020’ye ilişkin tahminlerin daha tutarlı olmasını sağlayacaktır.