Şehadetinin Yıldönümünde Kahraman Yahya Sinvar’ı Rahmetle Anıyoruz

Bugün onu anarken, yas tutmuyoruz. Onun bıraktığı mirası sahipleniyoruz. Müslüman coğrafyaların birliği, zalime karşı ortak duruş, Filistin’den Keşmir’e tüm mazlumların özgürlüğü… Kader bizi buna zorluyor. Yahya Sinvar’ın kanı, bu birliğin tohumudur.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Yahya İbrahim Hasan Sinvar…

Ebu İbrahim… Han Yunus mülteci kampının taş sokaklarından çıkan, İsrail zindanlarında 23 yıl çelikleşen, Aksa Tufanı’nın mimarı ve en ön safta savaşarak şehadete yürüyen büyük komutan.

0, 16 Ekim 2024’te Refah’ın Tel es-Sultan Mahallesi’nde, yıkık binaların arasında, birkaç silah arkadaşıyla birlikte işgal askerleriyle göğüs göğüse çarpışırken şehit düştü. Siyonist propagandanın “tünellerde saklanıyor, rehineleri kalkan yapıyor” yalanları bir bir çöktü.

Yanında kalkan olarak kullandığı hiçbir esir yoktu. Kaçmıyordu. Hamle yapıyordu. Esir düşmemek için son nefesine kadar direniyordu. Bir Yahya Sinvar ölür, bin doğar. Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da, her Müslüman coğrafyada doğan erkek çocuklara “Yahya Sinvar” adı konulmalıdır. Çünkü kahpe İsrail öldürdükçe kaybediyor; mücahitler öldükçe kazanıyor. Hem bu dünyada hem de öbür dünyada.

Yahya Sinvar, sadece bir komutan değildi. Mülteci kampında doğmuş, Nekbe’nin acısını damarlarında taşımış, Şeyh Ahmed Yasin’in yolunda yürümüş, hapishanelerde İbranice öğrenerek düşmanı içeriden tanımış bir strateji dehasıydı. 2011’de Gilad Şalit takasıyla özgürlüğüne kavuştuğunda “yürüyen bir ölü” ilan edilmişti. Ama o, 7 Ekim 2023’te İsrail’in “dokunulmaz ve yenilmez” olarak bilinen efsanesini iki saatte yerle bir eden operasyonun beyni oldu. Sopalarla, sapan taşlarıyla başlayan mücadeleyi, modern orduların teknolojik üstünlüğüne karşı çelik iradeyle zaferin eşiğine taşıdı.

Siyonist rejim, kadın-çocuk ayırmadan soykırım yaparken, Batı’nın “insan hakları” maskesi paramparça oldu. Yahya Sinvar ve dava arkadaşları, bu maskeyi düşüren, dünyanın vicdanını uyandıran, küresel düzeni sarsan bir direnişin simgesi haline geldi. Onlar pes etmedi. Gazze’nin tünelleri, halkın sumudu ve bebeklerin şehadetiyle birleşince, İsrail’i uzun bir yıpratma savaşına mahkûm etti. Bu savaşı İsrail kaybetti. Bu kesin artık.

Şehitlik, ölüm değildir. Kur’an’ın dediği gibi onlar diridir, Rableri katında rızıklanmaktadır. Yahya Sinvar’ın şehadeti, direnişi zayıflatmadı; aksine güçlendirdi. Hamas bir şahsa bağlı yapı değildir. Kurumsal bir iradedir. Bir Yahya gider, yerini binlerce Yahya alır.

Bugün onu anarken, yas tutmuyoruz. Onun bıraktığı mirası sahipleniyoruz. Müslüman coğrafyaların birliği, zalime karşı ortak duruş, Filistin’den Keşmir’e tüm mazlumların özgürlüğü… Kader bizi buna zorluyor. Yahya Sinvar’ın kanı, bu birliğin tohumudur.

Selam olsun sana ey Ebu İbrahim! Zahit, abid, takvalı yiğit… Kahraman olarak, mücahit olarak, komutan olarak ve şehit olarak… Allah seni Cennetiyle, rızasıyla mükâfatlandırsın. Ruhun şad, mekanın Cennet olsun.

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA