Strateji, karar teorisi ve oyun kuramı üzerine dersler veren Dr. Kfir Tshuva, Ynews'te yayınlanan “Dürzi çöküşü ortaya çıktı: Suriye ile saldırmazlık paktı stratejik bir tuzağa dönüşebilir” başlıklı makalesinde, Suriye ile İsrail arasında Azerbaycan’da gerçekleştirilen saldırmazlık paktı girişimini oyun teorisi açısından ele alarak bunu klasik bir Stratejik Aldatmaca Oyunu olarak niteledi ve İsrail için stratejik bir tuzağa dönüşebileceğini iddia etti.
12 Temmuz 2025’te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Eş-Şaraa’nın Azerbaycan ziyareti sırasında Suriye ve İsrailli yetkililer Bakü’de bir araya gelerek İsrail’in Suriye’deki askeri varlığını müzakere ettiler. ABD Suriye özel temsilcisi Barrack, ABD’nin Suriye politikasında “çatışmayı önleme, diyaloğu teşvik etme” yönündeki diplomatik yaklaşımına uygun olarak bu diyaloğu destekleyici açıklamalar yaptı. Türkiye ile İsrail arasında de "çatışmayı önleme" görüşmeleri Azerbaycan’da yürütülüyor.
Dr. Kfir Tshuva bu görüşmeleri ele alan yazısında, Şam yönetiminin cihatçı bir gündem taşıyan İslamcı gruplardan oluşan bir koalisyonun kontrolü altında olduğunu ve onlarla yapılacak anlaşmanın, onların iktidarını meşrulaştıran siyasi bir anlaşma olacağını, bir gün İsrail sınırında durabilecek ve tehdit edecek bir ordu kurmaları için zaman, kaynak ve meşruiyet sağlayacağını savunuyor.
Yazara göre Batı bu anlaşmayı bir istikrar fırsatı olarak görse de, İsrail gerçeklerle yüzleşmelidir. Saldırmazlık paktı önerisinin ardında bölgesel statükoyu normalleştirme çabası yatsa da pratikte Sünni-İslamcı blok için önemli bir avantaj sağlıyor ve İsrail'i çok katmanlı stratejik risklere maruz bırakıyor.
İsrail'e verilen mesaj apaçık ortada: Türkiye ve Katar, yumuşatılmış bir diplomatik mekanizma aracılığıyla Suriye'deki nüfuzlarını genişletmeye çalışıyor. Oyun teorisi açısından bu, klasik bir Stratejik Aldatmaca Oyunu. Bu hamlede, bir oyuncu iktidarı sağlamlaştırmak ve gelecekteki bir çatışmaya hazırlanmak için sahte bir uzlaşma öneriyor.
Bunun en iyi örneği, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye'nin katılımıyla İsrail'i devre dışı bırakarak birbirine bağlayan yeni bir ticaret girişiminin şekillenmesidir. İsrail, Ebu Muhammed el-Culani'nin Suriye'deki iktidarına diplomatik onay verirse, ona bu koridora yasal erişim hakkı tanıyacak, Hindistan-İsrail-Avrupa girişimini (IMEC) baltalayacak ve İsrail'in Doğu-Batı arasında kilit bir bağlantı noktası olma rolünü elinden alacaktır.
Suriye'de "güvenlik işbirliği" kisvesi altında kurulan Türk üsleri, İsrail'in operasyonel erişimini kısıtlayarak İsrail'in hareket özgürlüğünü tehlikeye düşürebilir.
Uluslararası alanda ise "gerginliği azaltma" politikası, Batı'nın Türkiye'ye yönelik yaptırımları kaldırmasına ve F-35 savaş uçakları edinmesine izin vermesine yol açabilir. Bu hamle, 1980'lerden bu yana ilk kez bölgesel hava gücü dengesini İsrail aleyhine değiştirebilir.
İsrail'in uzun süredir sessiz ortakları olan güneydeki Dürziler ve kuzeydeki Kürtlerin terk edilmesi de aynı derecede endişe verici. Dürziler zaten kan bedeli ödüyor. Herhangi bir anlaşmada bu topluluklara koruma garantisi veren net koşullar olmadan, İsrail yalnızca güvenilir müttefiklerini kaybetmekle kalmayıp, aynı zamanda sınırları boyunca en istikrarlı gayrı resmi güvenlik mekanizmalarından birini de ortadan kaldırma riskiyle karşı karşıya.
Bugün sakin bir diplomatik anlaşma gibi görünen şey, kısa sürede maliyetli bir stratejik hataya dönüşebilir. İsrail, kesin ve şeffaf şartlar talep etmeli ve başkalarının kendi çıkarlarına hizmet etmek için uydurduğu bir kavram olan "saldırmazlık" yanılsamasına kapılmamalıdır.
Benzer endişeler İsrail’in Süveyda çatışmalarını kışkırtması ve doğrudan Suriye hükümetine saldırmasının sebebi mi?
Geçen Pazar gününden itibaren Suriye’nin güneyindeki Süveyda bölgesinde yaşayan Bedevi aşiretleri ile Süveyda’daki Dürzi silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalar çıktı, yüzlerce kişi öldü ve yaralandı. Bu çatışmalara, Dürzileri koruma bahanesiyle İsrail’de katıldı ve çatışmaları kızıştırdı. Asayişi ve ateşkesi sağlamak üzere Şam’ın gönderdiği güvenlik güçlerini havadan bombalayarak çekilmelerini istedi. Bununla da kalmadı 16 Temmuz günü Şam’da Suriye Genel Kurmay binasını ve Cumhurbaşkanlığı yakınlarını bombaladı.
İsrail yaptığı açıklamalarda Suriye askerlerinin bölgeden çekilmesini istedi ve bu sağlanana kadar saldırıya devam edeceğini açıkladı.
Bu saldırı tabi olarak, Suriye ile İsrail arasında tesis edilmeye çalışılan saldırmazlık paktı girişimini sabote etti.
Diğer İçerikler