İsrail, Kudüs’teki Nebi Samuel Camisi ve Arazisini Gasp Etti; İşgaller Devam Ediyor

İsrail’in Kudüs’ün kuzeyindeki Nebi Samuel Mescidi ve çevresindeki yaklaşık 110 dönümlük araziye “kamulaştırma” gerekçesiyle el koyduğu, bölgedeki uygulamaların Mescid-i Aksa’nın statüsünü değiştirme planlarının bir parçası olarak değerlendirildiği bildirildi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrail’in, Kudüs’ün kuzeyinde yer alan ve Müslüman vakıfların yönetiminde bulunan Nebi Samuel Mescidi ve çevresindeki yaklaşık 110 dönümlük araziye “kamulaştırma” bahanesiyle el koyduğu bildirildi. Söz konusu adımın, Mescid-i Aksa’nın statüsünü “çok dinli bir turistik bölge” olarak değiştirmeye yönelik planların bir parçası olduğu öne sürüldü.

İddialara göre İsrail, buranın Yahudilere ait olduğu gerekçesiyle 1990 yılından bu yana bölgede arkeolojik kazı yürütüyor. Ancak uzmanlar, yürütülen kazılara rağmen bu iddiayı destekleyecek herhangi bir kalıntıya ulaşılamadığına dikkat çekiyor.

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, göreve geldiği 2022 yılından bu yana Yahudi yerleşimcilerle birlikte Kudüs’te baskınlar düzenlediği, bu dini mekanlar arasında Nebi Samuel Mescidi ve çevresinin de yer aldığı ifade ediliyor.

İşgalci İsrail hükümetinin, Kudüs’ü ilhak ederek Mescid-i Aksa’nın statüsünü değiştirme çabaları kapsamında son olarak bölgede “kamulaştırma” adımı attığı, bu sürecin kentin coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeyi hedeflediği savunuluyor. Bölgenin, Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından da kutsal kabul edildiği ve Hz. Samuel’in burada medfun olduğuna inanıldığı belirtiliyor.

Uzmanlar, İsrail’in 1990’dan bu yana bölgede yürüttüğü arkeolojik kazılara rağmen Yahudi anlatısını destekleyecek bir bulguya ulaşılamadığını ifade ediyor. Buna karşın bölgede Müslüman devletlerin, özellikle Eyyubi ve Memlük dönemlerine ait imar izlerinin bulunduğu aktarılıyor.

“Kamu yararı” gerekçesi tartışması

Filistin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in “kamu yararı” ve “arkeolojik alanlar” söylemini Filistin topraklarına el koymayı meşrulaştırmak için kullandığı belirtildi. Açıklamada, bu uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Ayrıca söz konusu kararın, Kudüs’ü Filistin çevresinden koparmayı, kentin coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeyi ve Filistin kimliğini hedef almayı amaçlayan sistematik politikaların bir parçası olduğu ifade edildi.

Harem-i İbrahim’de de benzer süreç

Middle East Eye’a konuşan Kudüs uzmanı Halil Tüfekçi, Nebi Samuel Mescidi ve çevresinde 1990’dan bu yana kademeli bir sürecin yürütüldüğünü, Müslüman ibadet alanlarının zamanla daraltıldığını ve ardından bölgeye el konulduğunu belirtti.

Benzer bir sürecin El-Halil’deki Harem-i İbrahim Camii bölgesinde de yaşandığı, burada Yahudi baskınlarının arttığı ve Filistinlilere yönelik kısıtlamaların kademeli olarak genişletildiği ifade edildi.

İsrail hükümetinin, Kurban Bayramı’nın birinci gününde Mescid-i Aksa’da bayram namazına kısıtlama getirmezken Harem-i İbrahim Camii’nde ciddi kısıtlamalar uyguladığı ve bu nedenle katılımın normalin yüzde 30’unun altına düştüğü aktarıldı.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA