Katar Kraliyet Divanı'nın derin bir üzüntüyle duyurduğu vefat haberinin ardından, Şeyh Hamad bin Halife Al Sani'nin siyasi mirasında Filistin halkıyla kurduğu benzersiz dayanışma ön plana çıkıyor. 2006 yılındaki Filistin seçimlerinin ardından İsrail'in Gazze'ye dayattığı ağır uluslararası izolasyon sürerken, Şeyh Hamad Ekim 2012'de ezber bozan bir hamleye imza atmıştı.
Eşi Şeyha Moza bint Nasser ve üst düzey bir heyetle birlikte doğrudan Gazze Şeridi'ne giden Katar Emiri, Batılı güçlerin ve bölgesel aktörlerin uyguladığı siyasi ambargoyu tamamen baypas ederek bölgede kitlesel bir coşkuyla karşılanmıştı. Hamam'ın dış ilişkiler ofisi başkanı Halid Meşal, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada bu tarihi liderin ardından duyulan acıyı şu sözlerle dile getirdi:
"Kudüs, Gazze ve tüm Filistin onun yasını tutuyor. Gazze'yi en karanlık günlerinde ziyaret eden, tam bir şövalyelik ve hamiyetperverlikle onun yanında duran ve ablukanın kırıldığını tüm dünyaya resmen ilan eden ilk Arap ve Müslüman lider oydu. Zeki, cesur ve ilkeli bir adamdı."
400 Milyon Dolarlık Grant ve "Hamad Şehri" Mirası
2012 yılındaki o sembolik ziyarette Şeyh Hamad, Katar'ın Gazze için ayırdığı yeniden imar yardımını 254 milyon dolardan 400 milyon dolara çıkardığını ilan etmişti. Bu kaynakla binlerce dar gelirli Filistinli aile için hayati önem taşıyan konut, altyapı ve sağlık projelerinin temeli atıldı. Ziyaret sırasında kendisine fahri doktora unvanı veren Gazze İslam Üniversitesi'nde halka seslenen Emir, uluslararası toplumun çifte standartlarını sert bir dille eleştirmişti.
Katar'ın finanse ettiği bu yardımlarla Han Yunus'ta inşa edilen 53 modern apartmanlık ve binlerce konutluk devasa "Şeyh Hamad Şehri"projesi, bölgenin en prestijli yerleşim alanı haline gelmişti. Aynı şekilde, Nisan 2019'da açılan ve uzuvlarını kaybeden Filistinliler ile işitme engelli çocuklara hizmet veren Şeyh Hamad Rehabilitasyon ve Protez Hastanesi, Gazze'nin en gelişmiş modern tıp merkezi işlevini görüyordu.
Bölgesel Konsensüse Meydan Okuyan Bağımsız Siyaset
Şeyh Hamad'ın Filistin meselesine yaklaşımı sadece insani yardımlarla sınırlı değildi; o, meseleyi derin bir kişisel acı olarak görüyordu. 1999 yılında, 1967'deki işgalden sonra Filistin topraklarını ziyaret eden ilk Körfez lideri olarak Yaser Arafat ile bir araya gelmişti. İsrail'in eski Başbakanı Ariel Şaron'un Ramallah'taki Arafat karargahını (Mukataa) kuşattığı dönemde kurmaylarına, "Şaron Mukataa'ya saldırdığında, sanki Katar'a saldırmış gibi hissettim"* diyerek bu bağı ortaya koymuştu.
Bu dik duruş, Şeyh Hamad'ı sık sık Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içindeki geleneksel ve statükocu çizgilerle karşı karşıya getirdi. İsrail'in 2008–2009 yıllarındaki yıkıcı Gazze saldırısı sırasında Doha'da acil bir Arap zirvesi toplanması için baskı yapan ve canlı yayında diğer Arap liderlerinin bu çağrıya sessiz kalması karşısında derin hayal kırıklığı yaşayan Emir, bağımsız dış politikasıyla her dönem adından söz ettirdi. Onun döneminde kurulan uluslararası yayın ağı Al Jazeera ve küresel bir markaya dönüşen Katar Airways, Doha'yı uluslararası diplomasinin kavşak noktalarından biri haline getirdi.
2013 yılında yetkilerini gönüllü olarak oğlu Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani'ye devrederek Körfez geleneklerinde nadir görülen bir devir teslim gerçekleştiren Şeyh Hamad, modern Katar'ın mimarı ve mazlum halkların sarsılmaz destekçisi olarak Lusail Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Diğer İçerikler