Middle East Monitor’de Dr Jannus TH Siahaan tarafından kaleme alınan analizde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) İran ile tüm ticari ve mali ilişkilerini kesme kararı ile ABD’nin giderek ağırlaşan deniz ablukasının, Batılı ve Körfez ülkelerinin beklediğinin aksine sonuçlar doğurabileceği öne sürüldü.
“Ekonomik Çöküş Diplomatik Taviz Getirmeyebilir”
Analizde, Washington ve Abu Dabi’deki temel yaklaşımın İran ekonomisine dayanamayacağı ölçüde zarar vermek, ülkede toplumsal baskıyı artırmak ve böylece Tahran yönetimini Hürmüz Boğazı’ndaki politikalarından vazgeçmeye zorlamak üzerine kurulu olduğu belirtildi.
Ancak Siahaan’a göre bu yaklaşım, İran’ın iç güç dengelerini ve özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) siyasi-ekonomik konumunu yeterince hesaba katmıyor.
Yazıda, ekonomik yıkımın diplomatik tavize yol açacağı varsayımının İran yönetiminin güvenlik merkezli siyasi anlayışıyla uyuşmadığı savunularak, maksimum ekonomik baskının Devrim Muhafızları’nı zayıflatmak yerine güçlendirebileceği ileri sürüldü.
Analizde özellikle Tümgeneral Ahmed Vahidi gibi isimlerin temsil ettiği sertlik yanlısı kanadın mevcut krizi İran içerisindeki gücünü pekiştirmek için bir fırsata dönüştürebileceği değerlendirmesine yer verildi.
Dubai’nin İran Ekonomisindeki Rolüne Dikkat Çekildi
Yazıda BAE’nin aldığı kararın önemine de geniş yer ayrıldı.
Dubai’nin uzun yıllardır İran’ın dış dünyayla ekonomik bağlantısında kritik bir merkez olduğu belirtilerek, bu kanalın İran’ın hayati ithalatının yaklaşık üçte birinde ve ülkeye sağlanan döviz girişlerinin yüzde 80’e varan bölümünde rol oynadığı ifade edildi.
Bu nedenle BAE üzerinden yürütülen ticaret ve finans kanallarının ortadan kaldırılmasının İran ekonomisi açısından son derece ağır sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
İran riyalindeki değer kaybı, temel ihtiyaç maddelerindeki kıtlık ve yüksek enflasyonun sıradan İranlılar üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekildi.
Ancak analizde, ekonomik maliyetin İran’ın dış ve güvenlik politikalarını belirleyen kadrolar üzerinde aynı etkiyi yaratmayabileceği savunuldu.
Özel Sektörün Zayıflaması Devrim Muhafızları’nın Alanını Genişletebilir
Siahaan’ın analizine göre BAE üzerinden sürdürülen ticaretin ortadan kaldırılmasının bir başka sonucu da İran’daki özel sektörün daha fazla zayıflaması olabilir.
Geleneksel tüccarlar ve bağımsız girişimcilerin uzun yıllardır Dubai üzerinden uluslararası ticarete erişebildiği hatırlatılan yazıda, bu kanalın kapanmasının ekonomik normalleşmeden yana olabilecek kesimleri de güçsüzleştirebileceği belirtildi.
Bunun sonucunda ekonomide devlet bağlantılı kuruluşların ve özellikle Devrim Muhafızları ile ilişkili yapıların ağırlığının artabileceği ileri sürüldü.
Kayıt Dışı Ekonomi IRGC İçin Avantaja Dönüşebilir
Analizde, maksimum ekonomik baskının en önemli paradokslarından birinin kayıtlı ekonomi küçülürken kayıt dışı ekonominin büyümesi olduğu vurgulandı.
Devrim Muhafızları’nın son 40 yılda inşaat, telekomünikasyon, enerji ve kaçakçılık ağlarına uzanan geniş bir ekonomik yapı oluşturduğu belirtilirken, İran’ın resmi ithalat kanallarının kapanmasının bu yapıların önemini daha da artırabileceği ifade edildi.
Siahaan’a göre Bandar Abbas gibi limanlardan gerçekleştirilen meşru ticaretin daralması, kaçak ve alternatif tedarik güzergâhlarına yönelik talebi artırabilir.
Devrim Muhafızları’nın sınır geçişleri, gizli iskeleler ve geniş güvenlik-istihbarat ağı üzerindeki etkisi nedeniyle bu süreçten yararlanabilecek en güçlü aktörlerden biri olduğu savunuldu.
Ekonomik Kriz Toplumsal Bağımlılığı Artırabilir
Yazıda, İran halkının giderek yoksullaşmasının mutlaka yönetim karşıtı başarılı bir ayaklanmayla sonuçlanacağı düşüncesine de itiraz edildi.
Ekonomik şartların ağırlaşmasıyla halkın piyasa gelirlerinden ziyade devlet destekli dağıtım sistemlerine, sübvansiyonlara ve rejim elitleri tarafından kontrol edilen yardım vakıflarına daha fazla bağımlı hale gelebileceği savunuldu.
Analizde ayrıca ekonomik savaş söyleminin İran güvenlik kurumlarına iç protestoları dış müdahaleyle ilişkilendirme imkânı sağlayabileceği ve gıda kıtlığı ya da enflasyona karşı gerçekleştirilen gösterilerin ABD-BAE baskısının uzantısı olarak sunulabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
Hürmüz Boğazı’nda Baskı Artabilir
Analizin en dikkat çekici bölümlerinden birini Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmeler oluşturdu.
Siahaan, ekonomik ablukanın temel hedeflerinden biri İran’ı Hürmüz’deki saldırgan tutumundan vazgeçirmek olsa da uygulanan politikanın tam tersi bir sonuç yaratabileceğini savundu.
İran’ın BAE ve diğer Körfez ülkeleriyle güçlü ticari ilişkilerinin bulunduğu dönemde bölgesel deniz trafiğinin tamamen kesilmesinden ekonomik olarak kaybedecek önemli çıkarları bulunduğu belirtildi.
Ancak İran’ın resmi ticaret kanallarının kesilmesi ve ekonomisinin denizden kuşatma altında kalması halinde Tahran açısından Hürmüz’deki deniz trafiğinin aksamasının oluşturacağı ekonomik maliyetin öneminin azalabileceği ileri sürüldü.
Analizde bu durum, İran’ın “kendisi Körfez üzerinden enerji ihraç edemiyor veya hayati ürünleri ithal edemiyorsa diğer bölge ülkelerinin de bunu güvenli biçimde yapmasına izin verilmemesi” şeklindeki bir güvenlik anlayışına yönelme ihtimali üzerinden değerlendirildi.
Orta Asya ve Rusya Güzergâhları Dubai’nin Yerini Dolduramaz
Yazıda İran’ın Tacikistan, Rusya ve Orta Asya ülkeleri üzerinden geliştirebileceği alternatif kara ticaret güzergâhlarının da BAE üzerinden gerçekleştirilen deniz ticaretinin yerini dolduramayacağı savunuldu.
Bu güzergâhların coğrafi ve altyapısal kapasitesinin Dubai ve Cebel Ali üzerinden gerçekleştirilen büyük ölçekli ticareti ikame etmek için yeterli olmadığı belirtildi.
Füze, İHA ve Tankerler Üzerinden Baskı Riski
Analizde, Devrim Muhafızları içerisindeki sertlik yanlısı kanadın Batılı ve Körfez ülkelerinin uzun süreli bir enerji krizine karşı İran’dan daha düşük toleransa sahip olduğu düşüncesiyle hareket ettiği öne sürüldü.
Bu çerçevede füze saldırıları, İHA faaliyetleri, tankerlerin hedef alınması veya el konulması gibi yöntemlerin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının maliyetini yükseltmek için kullanılabileceği belirtildi.
“Ekonomik Zayıflık Stratejik Zayıflık Anlamına Gelmeyebilir”
Middle East Monitor’de yayımlanan analizde sonuç olarak, BAE’nin ekonomik tedbirleri ile ABD’nin deniz ablukasının milyonlarca İranlının ekonomik koşullarını ağırlaştırabileceği, ancak bunun Hürmüz Boğazı’nda barışı garanti etmeyeceği savunuldu.
Aksine İran’ın giderek daha fazla militarize olan ve Devrim Muhafızları’nın hem kayıt dışı ekonomi hem de güvenlik araçları üzerindeki kontrolünün güçlendiği bir yapıya dönüşebileceği ileri sürüldü.
Siahaan, uluslararası aktörlerin İran’ın ekonomik kırılganlığını stratejik zayıflık olarak değerlendirmesinin yanlış sonuçlar doğurabileceğini belirterek, yoğun ekonomik baskının Tahran’ı müzakere masasına getirmek yerine Devrim Muhafızları’nın “kaybedecek daha az şeyi olduğu” bir ortam yaratabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Dr. Jannus TH. Siahaan Kimdir?
Dr. Jannus TH. Siahaan, Endonezyalı sosyolog, kamu politikası uzmanı ve uluslararası savunma analistidir. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar, jeopolitik gelişmeler ve stratejik güç dengeleri üzerine yaptığı analiz ve değerlendirmelerle tanınmaktadır.
Diğer İçerikler