İsrail’de Hamas’ın 7 Ekim 2023’te gerçekleştirdiği saldırının üçüncü yıldönümünde yüzlerce anma etkinliği ve protesto düzenlendi. Etkinliklerde saldırıda hayatını kaybeden ve yaralananlar anılırken, 7 Ekim’de yaşananların nedenlerinin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi amacıyla resmi ve bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulması talep edildi.
Özellikle saldırının gerçekleştiği dönemde hükümette görev yapan bakanların evlerinin önünde düzenlenen gösteriler dikkat çekti. Tel Aviv sahilindeki bir etkinlikte ise saldırının ilk gününde öldürülen yaklaşık bin 200 kişiye atfen bin 200 kişinin maketleri sergilendi.
Etkinlik alanında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun “Lütfen… 7 Ekim’i unutun” diye bağırdığı bir heykel de yer aldı.
Gösterilerde Netanyahu hükümetine yönelik eleştiriler de öne çıktı. Hükümetin “halkın birliğinde büyük bir bölünmeye yol açtığı” ve yalnızca 7 Ekim’deki başarısızlıkla değil, sonrasında yürütülen savaşta da başarısız olduğu yönünde sloganlar atıldı. Göstericiler, savaş için belirlenen hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını savundu.
Etkinliklerin organizatörleri, 7 Ekim’in tartışmalı siyasi konuların öne çıkarılmadığı, kurbanların anısına adanmış bir birlik günü olması çağrısında bulunmuştu. Buna rağmen Netanyahu hükümetinin “Nazi döneminden bu yana Yahudi tarihindeki en büyük felaketten” sorumlu tutulduğu yönündeki eleştiriler sürdü.
Gösterilerde halka inisiyatif alma ve üç hafta sonra yapılacak seçimlere katılarak “başarısız hükümeti” değiştirme çağrıları da yapıldı.
Etkinlikler, Hamas saldırısının üç yıl önce başladığı saat olan 06.29’da başlatıldı.
“Neden böyle bir saldırıya maruz kaldık?”
Çok sayıda yaslı aile ve kurban yakınının oluşturduğu “Ekim Konseyi”, yayımladığı açıklamada 7 Ekim’in İsrail tarihindeki en büyük felaketin yıl dönümü olduğunu belirtti.
Konsey, “İlk günün bin 200 kurbanı ve sonrasında genişleyen savaşta hayatını kaybeden diğer yaklaşık 1000 kişinin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün öldürülen, katledilen, yakılan, kaçırılan, tecavüze uğrayan, yaralanan ve Hamas katilleri tarafından hayatları altüst edilen sevdiklerimizi anıyoruz. Ancak üzerimize düşen bir başka görev daha var: Ne olduğunu anlamak. Neden böyle bir saldırıya maruz kaldık? Güçlü silahlı kuvvetlerimiz bunu neden önleyemedi? Neden bu kadar çok sevdiğimizi kaybettik? İsrail devleti böyle bir olayın yaşanmasına nasıl izin verdi?”
İsrail basınında 7 Ekim manşetleri
İsrail basını da saldırının üçüncü yıl dönümü nedeniyle dikkat çekici manşetler yayımladı. Bir gazete birinci sayfasını siyaha boyayarak yalnızca “7 Ekim – 3 yıl” ifadesine yer verdi.
Gazetelerde, Netanyahu’nun 7 Ekim’de yaşananlarla ilgili soruşturma açılmasına karşı tutumu ve İsraillilerin hükümetin etkisi altında nasıl kaldığına ilişkin çok sayıda makale yayımlandı.
Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, Filistin meseleleri uzmanı Avi Issacharoff, 7 Ekim’in askeri ve istihbarat açısından büyük bir başarısızlığı temsil ettiğini belirtti.
Issacharoff, yazısında şu değerlendirmeyi yaptı:
“7 Ekim, eşi benzeri görülmemiş askeri ve istihbarat başarısızlığını temsil ediyor; ancak aynı zamanda kökleşmiş bir siyasi anlayışın ürünü. Üç yılın ardından 7 Ekim gecesi ve bir önceki gece yaşananların tablosu daha da netleşiyor. Netanyahu’nun destekçilerinin iddia etmeye çalıştığı gibi kasıtlı eylemler ya da bir komplo söz konusu değildi. Büyük-küçük tüm komutanlar, esas olarak yaratıcılığın önüne geçen geleneksel anlayıştan kaynaklanan çok sayıda hata yaptı.”
Issacharoff, İsrail hükümetinin en büyük başarısızlıklarından birinin, 7 Ekim’in üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Gazze’de Hamas yönetiminin devam etmesi olduğunu belirterek, “Netanyahu ve hükümeti, Holokost’tan bu yana Yahudi halkının tarihindeki en büyük felaketten mutlak ve büyük ölçüde sorumludur” dedi.
“Savaş henüz sona ermedi”
Haaretz gazetesinin Arap İşleri Editörü ve Ortadoğu uzmanı Dr. Tzvi Barel de 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümünde hükümete yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Barel, “Savaş henüz sona ermedi ve felaketten sorumlu olan aynı hükümet hâlâ iktidarda” ifadelerini kullandı.
Barel, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Rehineler, hayatta olanlar ve hayatını kaybedenler, İsrail topraklarındaki evlerine veya mezarlarına geri döndü. Ancak ülke hâlâ sınır tanımayan bir çetenin esiri. Bu çete, birçok alanda öncü ve örnek gösterilen bir ülkeyi dünyada izole edilmiş, aşılması güç bir kaleye dönüştürdü. Vatandaşları dışlanmış durumda ve kendilerine ezici zafer vaat eden yalanların zehrine gömülmüş halde. Büyük yenilginin ardından ortaya çıkan ve topluma nüfuz eden kibir ve küstahlık ortadan kalkmadı; aksine daha da keskinleşmiş görünüyor.”
Barel, Netanyahu’nun Ortadoğu’nun çehresini değiştirme yönündeki söylemlerine de değinerek, savaşın askeri kazanımlar getirdiğini ancak bunun siyasi ve tarihsel anlamda beklenen değişimi beraberinde getirmediğini savundu.
“En üst düzey liderin (Netanyahu’yu kastediyor) Ortadoğu’nun çehresini değiştireceğine kaç kez söz verdiğini saymak zor. Gerçekten de bir değişim yaşandı, ancak bu değişim İsrail’in arzuladığı değişim değildi.”
Barel ayrıca İsrail’in savaş yürüttüğü cephelerde siyasi ve diplomatik açıdan fırsatlar bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Askeri kazanımlar hanesi olağanüstü başarılarla dolu. Ancak bu durum, savaşın yaratması gereken ve yaratabileceği jeopolitik ve tarihsel değişimi beraberinde getirmedi. İsrail’in savaş yürüttüğü ve hâlen yürütmekte olduğu her cephede, siyasi rejimleri sarsma, İsrail’i daha iyi ve daha güvenli bir konuma taşıma ve yaşanan felaketi telafi edecek ilişkiler kurma yönünde gerçek bir fırsat bulunuyor. Ancak İsrail bu fırsatın kapısını sıkı biçimde kapatıyor.”
Diğer İçerikler
Yapılan Yeni Bir Ankete Göre İsraillilerin Sadece Yüzde 37’si Gazze Şeridi’ndeki Sava..
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ABD ile Müzakere Etmenin Hiçbir Anlamının Olmadığını Aç..
27 Ekim Seçimleri Öncesinde CIA Raporu: İsrail Devletin Çöküşü ve İç Savaş Riskiyle K..
Husilerin İlerleyişi Karşısında Yemen Hükümeti Yeni Bir Karar Alarak "Kurtuluş Savaşı..
İsrail Eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman: "Yeni ABD Başkanı İster Cumhuriyetçi İst..