Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 - +90 530 926 41 13 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kesişen Fırsatların Merkezinde Yükselen Güç: Türk Devletleri Teşkilatı

Mustafa ÖZALP
14 Kasım 2022 14:27
A-
A+

Bazı büyük olaylar zaman içinde gerçekleşir. Semerkant'ta Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’nın 9. liderler zirvesi 11 Kasım 2022 tarihinde gerçekleşti ve dönem başkanlığını Özbekistan, Türkiye’den devraldı.

Yaklaşık 4.5 milyon km yüzölçümüne sahip, 300 milyonun üzerinde büyük bir aile olan, TDT’nin dünyadaki ekonomik büyüklüğü 2 trilyon dolardan fazladır.  

2008 yılında başlayan dünya ekonomik krizi, Krona krizi ve son olarak da Rusya-Ukrayna savaşı zaten karışık olan uluslararası ilişkiler düzenini daha da karmaşık bir hale dönüştürmüştür. Büyük bir çıkmaza giren bu karmaşık düzen, bölgesel ve küresel sorunlara çözüm üretmek yerine, adeta krizleri körükleyen devasa bir mekanizmaya dönüşmüştür. Bu krizler küresel ısınma, iklim değişikliği, göç, gıda, su, enerji, ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon gibi temel başlıklar altında sıralanabilir.

Bölgesel ve küresel nitelikli krizlerin çözümü, ancak ve ancak yine devletlerin bölgesel ve küresel ölçekli işbirliklerini geliştirmeleri ile mümkündür. Özellikle 90’lı yılların başından itibaren başlayan, liberalizm çerçevesindeki küreselleşme hareketleri dünyamızı küçük bir ev haline dönüştürmüştür. Ev içerisinde yaşayan bireylerin birisinde meydana gelen bir huzursuzluk, tüm bireyleri derinden etkilemektedir. Bu bağlamda dünyada bir bölgede ve/veya ülkede meydana çıkan kriz, tıpkı Ukrayna savaşında olduğu gibi tüm devletleri derinden sarsmaktadır.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de devletler gerek kendi güvenliklerini sağlayabilmek, gerekse sürdürülebilir büyüme ve kalkınmalarını daim kılıp, refah seviyelerini yükseltebilmek için çeşitli ittifaklar, birlikler ve teşkilatlar oluşturmuşlardır. Bir ülkenin kuruluşuna bizzat kendisinin öncülük yaptığı ittifak ağları veya teşkilatları yoksa o ülke tek başına bölgesel ve küresel güç merkezi olamaz. Örneğin ABD geçmişte kurmuş olduğu NATO, Birleşmiş Milletler gibi örgütlerle gücünün devamlılığını sağlamıştır.

Geçmişi 1992 yılına dayanan, 12 Kasım 2021 tarihinde kurulan TDT, üyeleriyle birlikte Türkiye’nin hem ittifak ağlarını güçlendirmekte hem de Avrupa Birliği gibi bölgesel ve küresel nitelikli ekonomik, sosyokültürel ve siyasal işbirliğini geliştirmek yolunda ilerlemektedir.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Türkiye, Türk Coğrafyası ile siyasi, ekonomik, askeri ve sosyokültürel ilişkilerini geliştirmek ve bölge ile entegrasyonu arttırıp bütünleşmek yolunda birçok adımlar atmıştır. Bu bütünleşme tabi olarak sınırların birleştirilmesi değildir. Tam aksine ilgili ülkelerin bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüğünü ilk tanıyan ülke Türkiye’dir. TDT üyesi ülkelerin hedefi Türk Coğrafyasındaki ülkelerle birlikte ithalat ve ihracat döngüsünü arttırarak üye ülkelerin de refah seviyesinin yükselmesini sağlamaktır.

TDT’nin oluşum süreci

İlk etapta 1992’de Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın öncülüğünde Türk dili Konuşan Ülkeler Zirvesi olarak toplanan, 2009 yılına kadar da 10 defa zirve toplantıları gerçekleştiren bu ülkeler, 2009 yılında Nahcivan Antlaşması ile Türk Konseyi/ Keneşi’ni kurmuşlardır. Türk Konseyi’nin 2018 yılında gerçekleştirilen zirvesinde, Macaristan konseye gözlemci üye olmuştur. 2019 yılında yapılan zirve toplantısında ise Özbekistan Türk Konseyi’ne üye olmuştur. 12 Kasım 2021 Tarihinde İstanbul’da gerçekleşen Türk Konseyi’nin 8. zirvesinde, Türk Konseyi, TDT’ye dönüştürülmüştür. Aynı zirve toplantısında Türkmenistan gözlemci üye olmuştur.

Burada aynı zamanda bir AB üyesi ülke olan Macaristan’ın TDT içinde ayrı bir konumu da vardır. Macaristan’ın TDT’ye gözlemci üye olmasının sonucunda Budapeşte'de, tüm üye devletlerin diplomatlarının bulunduğu Avrupa Temsilcilik Ofisi 2019 yılından beri aktif faaliyet göstermektedir. 

11 Kasım 2022 tarihinde Semerkant’ta gerçekleşen zirvede TDT’nin dönem başkanlığını Özbekistan Türkiye’den devralmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ise TDT’ye gözlemci üye olarak kabul edilmiştir. Bu gelişme KKTC’nin dünyadaki resmi tanınırlık sürecini başlatacaktır. Böylelikle Türkiye’nin Akdeniz’deki, Mavi Vatan doktrinine yönelik kazanımları daha da artacaktır. Ayrıca Rusya’nın siyasal ve ekonomik alanlarda, birçok ülke tarafından yaptırımlarla karşı karşıya kalması, gerek Rusya tarafından gerekse Türk Cumhuriyetleri tarafından KKTC’nin tanınması yolunda önemli adımların önünü açacaktır.        

TDT’nin ilişkili kurumları

1993’te TÜRKSOY kurulmuştur. Türk Dünyası’nın UNESCO'su niteliğindedir. Türk örf, adet, gelenek ve göreneklerini yaşatarak Türk kültürünü yüceltmeyi amaçlayan TÜRKSOY’un sekretarya merkezi Ankara'dadır. 2008’de Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi olarak TÜRKPA kurulmuştur. Üye ülkelerin meclisleri arasında karşılıklı iş birliğini geliştirmek yolunda çalışmalar yürüten TÜRKPA’nın sekretarya merkezi Bakü’dedir. 2012 yılında üye ülkeler arasında karşılıklı bilimsel faaliyetlerin sayısının arttırılması kapsamında Türk Akademisi kurulmuştur. Yine aynı yıl içerisinde kurulan Türk Kültür ve Miras Vakfı TDT’nin kurumlarındandır.

Bunun dışında TDT bünyesinde, Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi ve Türk devletlerinin dilde birlik sağlayabilmeleri için Ortak Alfabe Komisyonu kurulmuştur.

Ayrıca 1991 yılından günümüze kadar Türk Coğrafyası ile Türkiye arasında karşılıklı burs programları kapsamında binlerce öğrenci desteklenmiştir. Eğitim faaliyetlerine yönelik Türkiye-Kazakistan İşbirliği ile Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Türkiye-Kırgızistan işbirliği ile kurulan Manas Üniversitesi en önemli yatırımlardandır.   

Kesişen Fırsatların Merkezinde TDT üyelerinin birbirlerini tamamlayıcı özellikleri

Yaklaşık 1200 km uzunluğunda olan Hazar denizine; kıyı uzunluğu en geniş Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Özbekistan TDT bünyesinde hem jeostratejik hem de jeopolitik bakımdan oldukça büyük öneme sahiptirler. Özellikle Kazakistan petrol ve uranyum, Türkmenistan ve Azerbaycan ise doğalgaz rezervleri bakımından oldukça zengin ülkelerdir.

Gerek dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin Atlantik’ten, Avrasya’ya kayması gerekse Rusya-Ukrayna savaşından dolayı enerji güvenliği bağlamında, kaynak ve güzergâh ülkelerin önemi daha da artmıştır. Türk Cumhuriyetleri Çin ve Hindistan gibi pasifik ülkeler için rezervler bağlamında büyük önem taşımaktadır. Benzer ilişki Batılı ülkeler ve Rusya için de geçerlidir. Örneğin dünyanın en uzun boru hattı olarak bilinen Orta Asya-Çin doğalgaz boru hattı; Türkmenistan’dan başlayıp, Özbekistan ve Kazakistan üzerinden geçerek Çin’e ulaşmaktadır. Diğer taraftan TANAP yoluyla Azerbaycan doğalgazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmaktadır.

Bölgesel ve küresel olarak yükselen güç çerçevesinde TDT’nin bir biriyle örtüşen ve bir birini tamamlayıcı pek çok özellikleri bulunmaktadır. Örneğin Türkistan Coğrafyası enerji kaynakları bakımından oldukça zengindir. Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin büyük bir bölümü TDT ülkeleri üzerinden geçmektedir. TDT 300 milyonun üzerinde nüfusa sahiptir ve yaklaşık 4.5 milyon km yüz ölçüme yayılmıştır. Sadece bu ülkelerin kendi aralarında yapabilecekleri maksimum ticaret hacmi bile TDT’yi dünyada başat güç konumuna taşıyabilir.

TDT’nin bir biriyle örtüşen en büyük özelliği; içerisinde Türkiye’nin bulunması ve bu bağlamda Türkiye’nin jeopolitik konumunun sağlamış olduğu üst düzey avantajlardan dolayı, Türk Coğrafyasının enerji kaynaklarının, Türkiye üzerinden Batı’ya taşınabilecek durumda olmasıdır.

TDT’nun kurulması bile stratejik anlamda büyük bir aşama olup, alınan kararların süratle gerçekleştirilmesi ve teşkilatın her alanda gösterdiği ilerlemeler gurur vericidir. TDT’nin birbirini tamamlayıcı özellikleri ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Tarihi, dini, sosyal ve kültürel yakınlıkların da aralarında bulunduğu bu özellikler TDT’de işbirliğinin gelişimi yolunda büyük avantajlar sağlamakla birlikte, Türkiye bu bağlamda büyük bir enerji üssüne dönüşebilir. Çünkü Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle, Rusya siyasal olarak dünyada büyük oranda sıkışmış durumdadır. Rusya ile de iş birliğine gidilerek Hazar geçişli enerji boru hatları yapılabilir. Rusya-Ukrayna savaşı derinleştikçe Türkiye merkezli Orta Koridor’un önemi daha da artacaktır. Bu çerçevede değişen ve dönüşen günümüz dünya konjonktürü, TDT lehine işlemektedir.