Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
‘Türkiye-Afrika Stratejik Ortaklığı: Geçmişin İzinde Büyüyen Yeni İşbirliği’ Konferansı
Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Türkiye-Afrika Stratejik Ortaklığı: Geçmişin İzinde Büyüyen Yeni İşbirliği’ Konferansında konuşan Prof. Dr. Ahmet Kavas Afrika-Türkiye’nin tarihsel ilişkilerini ve geleceğin Afrika’sını değerlendirdi.  
29 Kasım 2018 15:58

Muhsin Samet Okur

Prof. Dr. Ahmet Kavas gerçekleştirdiği konuşmada, bin yıldan fazla olan tarihsel süreçte Afrika Kıtasındaki varlığımız, kıtanın kendi kimliğine zarar vermeden, kendi çıkarları için değil bilakis onların çıkarları için kendini feda eden bir millet olduğumuzu ifade etti. Kavas,  “Ancak birçok konuyu biz anlatamadığımız için 1990’lı yıllarda Fransa’da karşılaştığım her Cezayirli olmasa da her Tunus’lu olmasa da veya Libya’lı, “Siz bizi sömürdünüz, siz bizi sattınız. Avrupalılara bizi satan da sizsiniz” diyenleri de gördük. Kimisine cevap verdik kimisine veremedik… Cevap veremememizin nedeni ise bazen bilgi eksikliğimiz bazen ise karşıdaki kişinin dinleyip, anlamak istememesiydi…” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Kavas’ın gerçekleştirdiği konuşmada öne çıkan diğer kısımlar ise şu şekilde;

Avrupalıların ‘Türkler Sattı biz aldık’ yalanı

“ Bundan 150 sene önce Cibuti diye bir yer yok aslında. Kavram doğru ise ‘Caebout’ gemi geldi, kayık geldi anlamında burada bir iskele var. İskele de yok aslında ama kayıklarla yaklaşılabilen bir nokta var. Fransızlar buraya gelip bir bina kuruyorlar. O binanın fotoğrafları Fransızların bütün sömürge kitaplarında var… Bu binayı zamanla büyüterek ve çevresine binalar ekleyerek, hatta daha güneye inerek Başkent olan ve ülkenin adını taşıyan Cibuti denen yere taşıyıp, orayı merkez yapıyorlar ve Fransız Somalisi adıyla sömürgeleştiriyorlar. 50 Bin Taler veya Dolar diyelim o zaman ki Avusturya-Macaristan parasına satın alıyorlar. Kimden? Yerel bir sultandan… Cibuti’de sultanın ne işi var? Sultan kelimesi, bugün Çad’ta yaşayınca insan daha iyi anlıyor. Bugün Çad’ta 300 sultan var. Fransızlar işi sulandırmak için bunu yapmışlar. Orada aslında 3 sultanlık varken bunları çoğaltarak sıradanlaştırmıştır. Cibuti’de çölde gezen bir kabile reisine sultan diyorlar. Peki, Fransızların bu parayı verdiklerini kim teyit edecek? Ama Avrupalılar bunu okullarında okutuyorlar, konferanslarında söylüyorlar. ‘Türkler sattı, biz de aldık” diye…”

Batı’nın Afrikalılara çizdiği Sömürgeci Osmanlı imajını değiştirmeliyiz

“Biz bu geçmişin izlerini takip etmek zorundayız. O yüzden de bu tür çalışmalarımızın Türkiye’de yoğunlaşması gerekiyor. Üniversitelerimizde Afrika Araştırma Merkezleri açılıyor ama bu batıdaki yapıları bir an evvel kavrayıp onların çalışma usullerini birebir biz almak ve daha sonra daha ileriye götürmek zorundayız. En son Koç Üniversitesi’nden bir kitap çıktı. Özel bir üniversitede olsa bu ülke sınırları içerisindeki bir üniversite bu devletin üniversitesidir. Kitap, Osmanlılar ve Afrika Talanı olarak çıktı. Aslında kitabın İngilizce adı öyle değil. Yani bu kitabın kapağına bakan insan, Cezayirli, Tunuslu, Mısırlı ne derse desin değişecek bir şey yok sanki biz onları talan etmişiz gibi düşünecek…”

“Bu bakış bırakın dışarıyı artık içeriye de gelmek üzere… Biz gerçekten çok çalışmak zorundayız. Afrika’daki varlığımızda talan yapanla hiç yapmayan arasındaki farkı görmemiz lazım. Afrika’da nüfusu 1 milyonun altında ülkeler var ancak bunların çok stratejik konumları var. Bir de Nijerya gibi her 5-6 Afrikalının mensubu olduğu büyük Afrika var. Her 10 Afrikalıdan birisinin Mısırlı. Birisinin Etiyopyalı. Birisinin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki Kongoluların oluşturduğu bir Afrika… Çok devasa bir kıta.”

“1900’lerin başında Nijer’in kuzeyinde Bilma, Kavar Kazası, Cezayir’in Canet Kazası gibi Osmanlı kazaları var. Çad’ta dört kaza kuruluyor. Çad’ın yüzölçümü 1 milyon 250 bin kilometre kare kadar. Bunların yaklaşık 400-500 bin kilometresi bu dört kaza. Bunlardan bir tanesi epey süre Osmanlı’da kalıyor. Bu Reşade Kazası adıyla son dönem yıllıklarda yer almıştır. Bunu okuyan birisinin kafasında bu yerin coğrafya bilgisi yoksa bunu anlayamaz… Çünkü aşinalık kazanmış olmamız gerekiyor.”

Afrika Berlin Konferansı’nda paylaşıldı

“1884 yılında Avrupa’da masaya toplanıyorlar. Osmanlı’yı da davet ediyorlar. Osmanlı artık orada etkin değil ancak Afrika’da hala toprakları var. 1885’te Berlin Konferansı’nda Afrika’yı paylaşıyorlar. O paylaşmayı uygulayabilmek için de mücadele ediyorlar. En son 1912 yılında Libya’yı alıyorlar. Bir tek Etiyopya kalıyor. Ancak orası da İtalya’nın payına düşüyor. İtalya 1936 yılında oraya giriyor. Böylece Afrika’da sömürülmeyen ve batılı sömürgecilerin ayak basmadığı Liberya diye bir ülke kalıyor. Onun sebebi de Amerika’nın oraya sahip çıkması.”

Sömürgeciler Afrika’da yolları kapatmış

“ Sömürgeciler 1884’te Afrika’da kullanılan yolların hepsinin bağlantısını koparıyorlar. Bu yollardan geçişleri engelliyorlar ki, birbirleri arasındaki etkileşim devam etmesin. Böylece Afrika’nın kendi iç düzenini bozuyorlar. Kendilerine kolay teslim olsunlar diye. Mesela Çad’ta yol yok. Çad’ta bir kasabadan diğerine gitmeniz için sadece o kasabadan birisiyle gitmeniz söz konusu. Teknik aletlerle bile gitmeniz zor diyorlar…”

Boko Haram ve Beytüş Şebab’ın öncüleri kim tanımıyoruz? Arkasında bir adam mı var yok beyin mi?

 “Bugün Afrika’yı ele geçirmek isteyen devletlerin 16. Yüzyılda aynı Haçlı Seferleri ve İspanya sonrasında olduğu gibi en hassas yerlerinden vurduğunu görüyoruz. Bugün ki Somali kıyılarından, bugün ki Maarib Sahilleri’nden, Batı Afrika kıyılarına kadar oluşturdukları ve adına İslamcı Terör Grupları dedikleri gruplar var. Ben 90’lı yıllarda Afrika’ya gittiğimde böyle bir şey yoktu. Yani bu nasıl bir şeydir ki bir anda Afrika’yı Beytüş Şebab’tı, Boko Haram’dı, El Kaide’ydi birçok örgüt ele geçirmeye çalışıyor. Bunların öncülerini biz tanımıyoruz. Bunların var olup olmadığını da bilmiyoruz. Yani Boko Haram’ın başındaki adam bir kişilik midir? Yoksa bir beyin midir? Yani bir yerden yönetilen… Böyle bir insan var mıdır? Bunlar çok basit anlatılabilir ama hakikaten arkasında çok güçlü uluslararası stratejilerin olduğunu görüyoruz. Bu bölgeler özellikler kaynakları bol ve kolay elde edilebilecek yerler… Buralara büyük hamleleri nelerle hazırlıyorlar ve nasıl gittikleri önemli.”

Almanların Afrika’yı sömürmediği iddiası yalandır

“Almanların Afrika’da hiç sömürgeciliği yok derler. Ancak bu külliyen yalandır. Eğer Almanlar 1. Dünya Savaşı’nı kaybetmeselerdi Afrika’nın yarısı Almanların olacaktı. Tanzanya’nın yer aldığı Güneybatı Afrika’da Almanların bir katliamı vardır ki dünya tarihinde gerçekleşen ender katliamlardan birisidir. Herero adındaki kavimi, adeta Kalahari Çölü’ne sürerek, öldürmeye uğraşmadan birkaç gün içerisinde hepsinin helak olmasını sağlamışlardır.”

Çin: Afrika’yı hedefe oturtan güç

“ Ruslar, Avrupalılar ve Çinliler Afrika’ya giderken Türk Havayollarını kullanıyorlar. Çünkü bu işler onlar için çok masraflı. Şimdi Çin Doğu Afrika Bölgesi’nde Etiyopya’da, Tanzanya’da bazı havayolu hatları açmış. Çin Afrika’da giderek etkisini artırıyor.”

BP, Shell ve Total ordulardan daha etkili

“Öte yandan Afrika’da 30 milyon kilometrekare ’de Shell, Total, BP neredeyse her yerde var. Ordular göndermenize gerek yok. Bunlar ordulardan daha etkili görünüyor. Ordularla belli bir zaman içerisinde çalışırsınız. Bunlar Afrika’yı 100 yıldır hortumluyorlar.”

Batı’nın Afrika üzerindeki yeni projeleri

“Şimdi Afrika’da ‘yeşil kuşak’ dedikleri bir bölge oluşturmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi aslında Afrika için perde arkasında oluşturulan stratejilerin bölge üzerinden yürütülmesini amaçlayan bir misyona sahip.”

“Sömürgecilikten sonra Afrika’nın ne kadar okumuş, aydın veya yönetici ailesi varsa hepsini düzlediler. Yok ettiler, idam ettiler, sürgüne gönderdiler. Milli bir kimlik, irade ettirmek gerekiyor.”

Türkiye Afrika ilişkilerinde son 15 yıl

“Son 15 yıl içerisinde, özellikle 2005 yılında bir adı kondu. 2010 yılında biz bunu Başbakanlık imzasıyla bir strateji belgesine dönüştürebildik. Bu belge bile başlı başına bir vesikasıdır. 10 yılda geldiğimiz nokta, sivil toplum kuruluşlarının büyük başarı ve katkısıyla büyük. En başarısız alanımız ise akademik alan. Çünkü bu kadar yayıldığımız bir kıtada bilgiye ihtiyacımız var. Diğer bir unsur ise eğitim ve YTB’nin faaliyetleri…”

İlgili konferansın canlı yayın kaydını şu link üzerinden izleyebilirsiniz: https://www.sde.org.tr/videolar/turkiye-afrika-stratejik-ortakligi-gecmisin-izinde-buyuyen-yeni-isbirligi-konferansi-sd-tv-8503

 

 

 

 

 

İlgili Görseller