Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Güney Kafkasya’da Bölgesel İşbirliğinin Fırsatları ve Zorlukları
16 Ocak 2020 17:18

Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde Azerbaycan Büyükelçiliği ile birlikte düzenlenen “Güney Kafkasya’da Bölgesel İşbirliğinin Fırsatları ve Zorlukları” başlıklı panele ilgi büyüktü.

 

Birçok büyükelçi, diplomat, asker, bürokrat, alanında uzman akademisyenler ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleşen panelde açılış konuşmasını yapan SDE Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı, “Kafkasya’da çatışmalar çıksın, ortam bozulsun diye elini ovuşturanlar var ancak bizler buna izin vermeyeceğiz, temennim o ki fırsatlar ve imkânlar değerlendirilsin ve herhangi bir çatışmaya mahal verilmesin artık. SDE olarak istedik ki bölgesel fırsatlar ve imkânları değerlendirelim, bu sırada tehditleri de unutmayalım” diye konuştu.

Azerbaycan Türkiye Büyükelçisi Hazar İbrahim ise “Güney Kafkasya’da Bölgesel İşbirliğinin Fırsatları ve Zorlukları” başlığını 3 alt başlıkla değerlendirdi. Coğrafya, Strateji ve Gelişmeler…

Azerbaycan Büyükelçisi, “Güney Kafkasya için ‘coğrafya’ hem bir fırsat hem de bir zorluk. Strateji açısından ise bu bölgenin 3 devleti Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ayrışıyor. Azerbaycan ve Gürcistan’ın bakış açısı farklı, Ermenistan’ın farklı… Azerbaycan, Gürcistan güvenliğini dışarıya açılmakla sağlayabileceğini gördü. Azerbaycan Türkiye ile yaptığı enerji alanındaki yatırımlarıyla hem para kazandı hem dünyaya açıldı. Ermenistan ise güvenliğini sağlama konusunda daha kapalı bir konumda. Komşularıyla iddialaşarak politika yürütüyor. Bu bölgemiz için bir sıkıntı. Eğer Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal etmese ve Türkiye ile ilgili iddialarından vazgeçseydi bu hem Ermenistan’a hem de bölgeye kazandıracaktı.” dedi.

Panelin oturum başkanlığını TC Bakü Eski Büyükelçisi Hulusi Kılıç yaptı. Kılıç, “Türkiye’nin arzusu Güney Kafkasya’da yer alan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın egemenlik ve bağımsızlığının tam olarak sağlanmasıdır” dedi.

Kılıç bölgede yapılan Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Kars, TANAP, PETKİM gibi projelere işaret etti. Bu projelerin bölgenin kalkınmasına önemli katkı sağladığını söyledi. Bu projelerden Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın önemli kazançlar elde ettiğini ancak Ermenistan’ın yürüttüğü dış politikası ve Azerbaycan’ın topraklarını işgal etmesinden dolayı bu bölgesel kazancın gerisinde kaldığını söyledi.

TANAP Genel Müdürü Saltuk Düzyol da panelde önemli bir sunum gerçekleştirdi. Avrupa’nın en uzun ve en büyük boru hattının TANAP olduğunu belirten Düzyol, projenin 3 buçuk yılda tamamlandığını söyledi ve ekledi “Projenin maliyetinin 11.7 milyar dolar ya da 14 milyar dolar olabileceği öngörülüyordu, ancak biz projeyi 6 buçuk milyar dolara mal ettik. ‘Türk usulü iş böyle olur’u tüm Dünya’ya gösterdik”…  

Düzyol, TANAP’ta Türkiye’nin hem tüketici hem taşıyıcı hem de üretici vasfını taşımasının önemli olduğunu vurguladı. TANAP’ın sürdürülebilir büyüme açısından önemli olduğunu belirtti.

ODTÜ Uluslararası Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oktay Tanrısever ise “yeni dönemde riskler ne kadar çok olsa da fırsatların olduğuna” dikkat çekti ve Güney Kafkasya’da parametrelerin değişmesi gerektiğini söyledi. Tanrısever, Azerbaycan topraklarındaki Ermenistan işgalinin derhal sona ermesi ve farklı bir diplomasi boyutuna geçilmesinde yarar olduğunu belirtti. Ayrıca Tanrısever “İran ve Rusya’nın Ermenistan’a olan desteğin işleri ne kadar zorlaştırsa da… Türkiye ve Azerbaycan kartlarını iyi oynayabilirse Güney Kafkasya bölgesi, istikrar bölgesi olarak tanımlanabilecektir” diye konuştu.

SDE Savunma ve Güvenlik Kurulu Başkanı Tümgeneral (E) Dr. Güray Alpar ise panelde yaptığı konuşmada, Asya ülkelerinin güvenlik alanında birleştirici bir kuruluşunun olmayışına dikkat çekti ve bunun hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaptı. “Asya’da Kafkasya’da insanlar huzur içinde değilse bizim de güvenliğimiz tehdit altındadır” değerlendirmesinde bulundu.

Alpar bölgenin tarihsel sürecini değerlendirerek coğrafya ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. Alpar, “Güney Kafkasya stratejik konumu itibariyle SSCB döneminde tamamen SSCB’nin kontrolünde dünyaya kapalı hale getirilmiştir. SSCB’nin dağılmasıyla bölge yeniden cazibe alanı haline gelmiştir. Türkiye’nin Orta Asya’ya kesintisiz açılabilmesi Kafkaslarda barış ve istikrarın sağlanmasına bağlıdır. Bu bölgelerin güvenliği ve refahı doğrudan Türkiye’nin güvenliği ile ilgilidir” diye konuştu.

Equinor Türkiye Başkan Yardımcısı Dr. Cenk Pala ise enerji konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının açılmasında önemli rol oynayan Cenk Pala; İngiltere’nin, batının Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya götürülmesini hiçbir zaman istemediğini ve bundan rahatsız olduğunu söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın çalışmalarıyla Avrupa’ya gazın ulaştırıldığını söyleyen Pala, Azerbaycan’dan neden petrol alınmadığını sorguladı. O kadar boru hattı yapıldığını ancak bu hatlar üzerinden Azerbaycan’dan petrol alınmadığına işaret etti. Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 49’unu İran’dan karşıladığına dikkat çekti.

Ayrıca Dr. Cenk Pala Türkiye ve Azerbaycan’ın Balkanlara gaz satışı konusunda daha aktif rol oynaması gerektiğini, Azerbaycan doğalgazının tüm Balkanlara yetebileceğini vurguladı.

Dr. Cenk Pala, Rusya-Güney Kafkasya ilişkilerini ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Putin’in 21. Yy Lideri olup olmayacağının sınanacağı yer Güney Kafkasya’dır. Putin Kafkasya’da istikrarı sağlar barış huzur getirirse o zaman Rusya gerçekten Türkiye ile dost olmak istiyor diyebileceğiz”