Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Geçmişten Günümüze İran ve Türkler
Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kafkasyalı, değerli görüşlerini bürokrat, diplomat, akademisyen, gazetecilerden oluşan kıymetli katılımcılarla paylaştı.
09 Ocak 2020 16:40

 

Prof. Dr. Ali Kafkasyalı Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde düzenlenen “Geçmişten Günümüze İran ve Türkler” başlıklı konferansta konuştu. Kafkasyalı, geçmişten günümüze İran coğrafyası ve Türklerin ayrılmaz bir bütün olduğuna dikkat çekti, İran coğrafyasının tarihine bakılırsa bu bölgenin hep Türk hâkimiyetinde olduğunun görüleceğini belirtti. “Siyasi ve kültürel coğrafyalar birbirinden ayrı tutulmalıdır” diyen Prof. Dr. Ali Kafkasyalı, “İran Coğrafyası bin yıl boyunca Türk devletleri hâkimiyetinde kalmıştır” dedi.

İran’ın kültürel coğrafyası ile Türk kimliğinin ayrı tutulamayacağına işaret eden Kafkasyalı, İran’daki Türk kültürlerinden örnekler paylaştı. İran’da bugün 35 milyon Türk olduğunu belirten Kafkasyalı, İran ile bağlarımızı daha sıkı tutmamız gerektiğini belirtti. Kafkasyalı İran coğrafyasında yaşayan Türklerin kültürlerine ilişkin bilgiler paylaştı.

Prof. Dr. Ali Kafkasyalı Rus Çarı I. Petro’nun 1725 yılında yazdığı vasiyetnameyi paylaştı. Kafkasyalı burada özellikle 9. Maddenin iyi okunması gerektiğini belirtti. Petro’nun vasiyetinde yer alan 9. Madde şöyle:

“9- Rusya Devletini dünya devleti yapabilmek için onun Başkentinin Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul olması lazımdır. Acele ve noksansız olarak çalışıp İstanbul’un batı topraklarına sahip olmak gerekir. Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan Şah dünyada ilahi şah olacaktır. 

Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için daima Türkiye ile İran arasına fitne fesat tohumları ekilmeli, kavga savaş çıkarılmalıdır. Bu iş için Sünni ve Şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar en keskin silah ve yenilmez ordudur. Rusya’nın nüfuzunu Asya’da yaymak için Sünni-Şii ihtilafları en iyi vasıtadır. Türkiye ile İran devletleri arasındaki muvazeneyi öyle bozmak lazımdır ki (fitne fesatla) onlar birbirleriyle hiçbir zaman anlaşamasınlar”

Prof. Dr. Ali Kafkasyalı sözlerine şöyle devam etti:

“İran’da bazı gruplar mezhebi bakış güdüyorlar ancak aydınlarda bu yok. Türkiye’nin menfaatleri İran’a bağlıdır. İran’ınkiler de Türkiye’ye. Bizim onlarla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Aramızda Şii-Sünni ayrımı olmamalıdır. Kim ne düşünürse düşünsün bizler iyi düşünmeli, kamuoyunun iyi düşünmeye sevk etmeliyiz. Bizim Kur’an-ı Kerim, Resulullah ve Allah yolunda birleşmemiz gerekiyor. Bizim aydınlar olarak anlatmamız lazım. Kamuoyunu güçlendirirsek yönetimde bulunanlar da o yönde ilerleyecektir.” 

SDE Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı ise yaptığı konuşmada, "Biz çok yakın olmamıza rağmen komşu olmamıza rağmen bu coğrafya ile İran ile ilgili çok bigimiz yok. Genel bilgiler biliniyor ve genelleştirilen hükümler veriliyor... Bizim İran'ı bilmemiz, kendi bölgemizi anlamamız için çok gerekli. Biz kapımızı doğu tarafına uzun süre kapattık. Bakmamamız, görmeye çalışmamamız bizim zararımıza oldu. Batılılar bu bölgede çok ciddi çalışmalar yaptı ve ciddi bilgiler elde etti. Oralılar kadar bu bölgeyi bildiler fakat biz bilemedik. Komşu olmamıza rağmen bakıp görmedik. Ümit ediyorum ki bundan sonra bu hatalarımızdan döneceğiz. Uluslararası sistem bize komşuluk kavramını çok faklı bize anlatıyor ve dayatıyor. Bizim komşuluk konusunda kendimize has değerli bilgilere sahibiz. Bunun üzerine durmamız gerekiyor" diye konuştu.