Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 - +90 530 926 41 13 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Soru Ve Cevaplarla Putin'in Ukrayna Macerasının Analizi

İlyas SÜPÜRGECİ
21 Eylül 2022 12:16
A-
A+

Rus ordusunun Ukrayna topraklarını fiilen işgal etmeye başladığı 24 Şubat'tan bu yana yaklaşık yedi ay geçmiştir. Bölgedeki gerilim aslında; Rusya'nın Ukrayna toprağı olan Kırım'ı 2014 yılında işgal etmesi ve Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki ayrılıkçı kesimleri destekleyen istikrarsızlaştırma girişimleriyle birlikte aşamalı olarak tırmanmıştır. Halen Ukrayna topraklarında devam eden ve bilançosu gittikçe ağırlaşan savaş; doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı tesirler ve potansiyel sonuçları bakımından; bölge ülkelerinde, Avrupa kıtasında ve genel olarak dünyada artan bir kaygıyla izlenmektedir.

Ukrayna'daki Savaşın başından bugüne kadar geçirdiği evreler dikkate alındığında; bu savaşı anlamaya ve tanımlamaya yardımcı olabilecek temel kavramların; “SOFİSTİKE GÜÇ (çok özel, çok gelişmiş ve çok karmaşık olan)”, “ASİMETRİ", “ZAMANIN RUHU", “ZAYIFIN DEV İLE MÜCADELE SANATI” ve “DEĞİŞİM” olduğu artık çok açıktır.

Bu savaşın genel fotoğrafını çekmek ve geleceğine dair muhtemel gelişmelerin neler olabileceğini ortaya koyabilmek maksadıyla; aşağıda bazı kritik sorular sorularak bu sorulara açık kaynaklarda yer alan haberler ve bilgilerden faydalanılarak cevaplar verilmeye çalışılmıştır.    

Kritik sorular ve cevaplar dört bölüm halinde aşağıda sunulmuştur:

Birinci Bölüm

Soru: Putin’in başlangıçta ilân ettiği, Ukrayna'ya yönelik harekâtın gayesi ve hedefleri nelerdi? Bu ne kadar gerçekleşti?

Sorunun cevabı:

1.Jeopolitik düzlemdeki gaye: Küresel güçler dengesi ve büyük güçlerin mücadelesi bağlamında jeopolitik düzlemde bakıldığında, Putin'in asıl gayesinin; Ukrayna'yı siyasi, askeri ve ekonomik anlamda Rusya'nın bir devamı haline getirmek, Ukrayna'nın BATI'ya dahil olmasını ve NATO'nun Rusya'ya doğru genişlemesini önlemek; bununla birlikte ilk etapta Çin'in “Bir Yol ve Bir Kuşak" projesi bağlamında Hazar Bölgesi-Karadeniz-Ukrayna-Almanya mihverini kendi kontrolü altına almak ve ikinci etapta Kuzey Kutbundan geçen Doğu-Batı bağlantı mihverinin kontrolünü elinde bulundurmak olduğu açıktır. Putin böylece tekrar küresel bir güç olarak dünya sahnesine dönmeyi ve özellikle ABD tarafından kabul görmeyi arzu etmiştir (ABD yönetimleri bugüne kadar Putin'in küresel bir güç ve partner olarak kabul edilme talebini hep reddetmiştir).

2.Doğrudan Ukrayna'ya yönelik; siyasi hedef ve stratejik seviye askeri hedef: Mealen, Putin'in ifadesiyle siyasi hedef “UKRAYNA'YI NAZİLERDEN ARINDIRMAK (mevcut hükümeti ve yönetimi ortadan kaldırmak ve tamamen Rusya yanlısı bir yönetimi işbaşına getirmek” olarak formüle edilmiştir. Askeri hedef ise mealen; “ÖZEL BİR OPERASYON" ile başkent Kiev dahil Ukrayna'nın stratejik bölgelerini Rus ordusu ile fiilen işgal etmek ve Ukrayna ordusunu silahsızlandırmak, şeklinde ifade edilmiştir.

3.Putin’in gayesinin gerçekleşmesi durumu ve hedeflere ulaşma durumu hakkında yapılan tespitler:

a.Stratejik düzlemde: Ukrayna yönetimi ve devlet başkanı halen görevine devam etmektedir, lidere ve hükümete olan kamuoyu desteği sürmektedir. Ukrayna ordusu bugüne kadar ağır kayıplar vermiş olmasına rağmen halen Rus ordusu karşısındaki mukavemetini sürdürebilmektedir. Ukrayna halkı ve lideri bir bütün olarak (Donbas bölgesindeki Rusya yanlısı ve Rus kökenli ayrılıkçı gruplar hariç), Ukrayna ordusunun her ne pahasına olursa olsun vatanını savunma mücadelesini desteklemektedir. Ukrayna ordusu topraklarını işgal eden bir düşmana karşı savaşma azim ve iradesini korumaktadır. Yani Putin'in başlangıçta ilan ettiği Ukrayna bağlamındaki siyasi ve stratejik seviye askeri hedefin gerçekleştiğini söylemek pek mümkün değildir

b.Jeopolitik düzlemde: Ukrayna'daki Rus ordusunun varlığı ve savaş devam ettiği sürece ve görünür gelecekte Ukrayna'nın bir NATO ülkesi olması ihtimali oldukça zayıftır veya neredeyse imkânsız gibidir. Fakat BATI, Rusya'nın Ukrayna hamlesi karşısında hiçbir geri adım atmadığı gibi iki kuzey ülkesinin (Finlandiya ve İsveç) resmi başvurusu sonrasında NATO'ya katılım sürecini başlatmıştır. Rusya'nın, bağımsız ve egemen bir ülke olan komşusu Ukrayna’nın bir bölümünü fiili olarak işgal etmesi ve büyük bir yıkıma uğratması ile bölge ülkelerinde ve Avrupa'da Rusya korkusu konusunda kaygıları arttırmış; BATI’nın kendi içerisindeki sorunların arka plana atılmasını ve güvenliğin tekrar ABD liderliğindeki NATO şemsiyesi altında sürdürülmesi gerektiği fikrini güçlendirmiştir. Böylece ABD ve Birleşik Krallığın çekirdeğini oluşturduğu yeni versiyon Kuzey Atlantik İttifakı, başta Avrupa olmak üzere dünyanın önemli bölgelerinde (Körfez bölgesi ve Doğu Akdeniz, Asya-Pasifik gibi) tekrar güçlenme yolunda yeni hamleler yapma imkânı elde etmiştir. En sert yaptırımlara ve izolasyona maruz kalan Putin, bu durum karşısında; elinde tuttuğu kartları bir bir masaya sürmüştür: Bir taraftan nükleer silahları kullanma tehdidi, enerji, gıda, Avrupa'da ve dünya genelinde ekonomik ve siyasi istikrarsızlık yaratılarak kaosu yükseltmek; diğer taraftan Çin, Hindistan, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerle yakınlaşma çabaları. Putin'in BATI ile giriştiği güç mücadelesinin bugüne kadar olan seyrini KAYBET-KAYBET olarak tanımlamak mümkündür ve zaman ekseninde Rusya'nın daha fazla etkileneceği söylenebilir. Neticede Putin, Ukrayna'da yarattığı fiili durumla; bölgeyi, Avrupa’yı ve dünyanın gidişatını siyasi, güvenlik ve ekonomik açıdan derinden etkilemiştir; fakat küresel bir güç olarak kabul görme gayesini gerçekleştirme durumundan zaman geçtikçe daha fazla uzaklaşmış görünmektedir.

■■■

İkinci Bölüm

Soru: Rus ordusunun Ukrayna savaşındaki başarı veya başarısızlık durumu hakkında; sonuca doğrudan tesir eden temel faktörler ve kavramlar üzerinden kısa ve özlü olarak neler söylenebilir?

Sorunun Cevabı: “Bir savaşta veya mücadelede stratejik (yüksek) seviyede yapılan hatalar taktik seviyede kazanılacak başarılarla telafi edilemez” sözü, askeri literatürde çok önemli bir uyarıdır. Bu uyarı; cumhurbaşkanı, hükümet ve genelkurmay gibi yüksek seviye karar alıcılar ve planlamacılar için yapılmıştır. Bu bölümde yer alan tespit ve değerlendirmeler daha çok stratejik(yüksek) ve operatif seviye esas alınarak belirlenmiştir. Bir ülkenin savaşa hazırlanmasında askeri boyutta ve yüksek seviyede yapılması gereken önemli faaliyetler çok özet olarak şu başlıklar altında toplanabilir:

  1. Savaşın sonunda ulaşılması arzu edilen siyasi ve askeri durumun tanımlanması ve bir çıkış stratejisi ile birlikte siyasi ve askeri hedeflerin belirlenmesi,
  2. Savaşın çerçevesinin ve askeri stratejinin (kuvvet, zaman ve mekân boyutları) belirlenmesi (harbin sanat yönü),
  3. Askeri gücün sahaya nasıl yansıtılacağı bağlamında; askeri doktrin ve konseptlerin geliştirilmesi, başarı ölçütlerinin belirlenmesi ve harekât planlarının yapılması,
  4. Harbin hedeflerine ulaşmak için gerekli olan sert gücün (askeri güç) inşa edilmesi, donatılması ve hazırlanması,
  5. Harekât ortamının şekillendirilmesi; meşruiyet yaratılması, algı yönetimi ve harekât yürütülecek alanın ve/veya savaş ilan edilecek ülkenin her bakımdan tecrit edilmesi.

 Bu başlıklar, anlaşılacağı üzere genel bir şablondur. Fakat işin sanat yönü dikkate alındığında, şablon başlıkların yanı sıra; bu yazının konusuyla doğrudan ilgili olarak, aşağıda sıralanan diğer önemli kavramların ve öğretilerin de üzerinde durulması gerekir:

  1. Zamanın ruhu,
  2. Sofistike (çok özel, çok gelişmiş ve çok karmaşık) güç,
  3. Asimetri ve asimetrik etki (birebir veya benzer olmayan, bilinen ölçütlerle tanımlanmayan, ...)
  4. “Zayıfın Dev İle Mücadele Sanatı” veya “David’in Golyat ile Mücadelesi” (David and Goliath; underdogs, misfits, and the art of battling giants; Yazarı: Malcolm Gladwell)
  5. “Önceden bilinen ve zafer kazanılmış yöntem ve taktikleri tekrarlayarak yeni zaferler kazanılamaz; çünkü hayatta değişmeyen tek şey değişimdir” sözü,  
  6. İstihbarat bağlamında Sun Tzu'nun bir ögretisi olan “Kazanmak(zafer) için hem kendini hem düşmanını (harekât ortamı ile birlikte) iyi bileceksin ve tahlil edeceksin. Sadece kendini iyi bilir ve düşman hakkında yanılırsan kazanma şansın yüzde ellidir; eğer düşmanını iyi bilir kendini bilmez isen kazanma şansın yine yüzde ellidir. Fakat her ikisini de iyi bilmez isen, kazanma şansın hiç yoktur.”

Rus Ordusunun Ukrayna’daki harekâtına ilişkin olarak, yukarıdaki (5+6) maddeler kapsamında yapılan inceleme ve tespitler:

1.Savaşın sonunda ulaşılması arzu edilen siyasi ve askeri durumun tanımlanması ve bir çıkış stratejisi ile birlikte siyasi ve askeri hedeflerin belirlenmesi: Harbin (“özel operasyon") siyasi hedefi; “UKRAYNA'YI NAZİLERDEN ARINDIRMAK (mevcut hükümeti ve yönetimi ortadan kaldırmak ve tamamen Rusya yanlısı bir yönetimi işbaşına getirmek” olarak formüle edilmiştir. Askeri hedef ise mealen; “ÖZEL BİR OPERASYON" ile başkent Kiev dahil Ukrayna'nın stratejik bölgelerini Rus ordusu ile fiilen işgal etmek ve Ukrayna ordusunu silahsızlandırmak, şeklinde ifade edilmiştir. İfadelerden anlaşılacağı üzere, siyasi liderlik harekatın sonunda ulaşılması gereken NİHAİ DURUMU tanımlamış. Fakat bu nihai duruma NASIL ulaşılacağı ile ilgili olarak; siyasi liderlik tarafından son derece bağlayıcı ve sınırlayıcı bir TAHDİT tanımlanmıştır: ÖZEL BİR OPERASYON! Yani savaş değil! Bu tahdit, Rusya'nın yedi aydır devam eden Ukrayna harekâtını derinden etkileyen temel konulardan biri olmuştur.

Harekâtın sonunda ulaşılması gereken nihai durumu bu tahdit altında gerçekleştirmenin mümkün olup olmadığı ve/veya nasıl mümkün olabileceğinin incelenmesi ayrı bir konudur; siyasi liderliğin “özel operasyon" (tahdit) doğrultusunda bir karar ve direktif vermesine neden olan süreçte etkili olan yönlendirici girdiler ve veriler neler olmuştur konusu, üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir husustur. Yazımızın devamında daha çok bu ikincisi üzerinde durulacaktır. Çünkü Rusya'nın Ukrayna'yı hedef alan eylemi başından beri esasen bir harptir veya savaştır. Peki, kısa süreli bir özel operasyonla nihai duruma ulaşılabileceği fikri, kanaati ve kararı nasıl oluşmuş olabilir? Bu soru ilk olarak stratejik seviyedeki istihbaratı ve Sun Tzu'nun yukarıda zikredilen öğretisini akla getirmektedir. Müteakip maddede bu husus üzerinde durulacaktır.

2.Stratejik İstihbarat Faktörü: Rus yüksek seviye karar verici ve planlamacılara hedef ülke Ukrayna hakkında sunulan; stratejik istihbarat verilerinin ve stratejik istihbarat değerlendirmelerinin yetersiz, hatalı ve hatta oldukça yanıltıcı olduğu aslında harekatın ilk günlerinden itibaren sahadan TV ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerden anlaşılmıştır. Stratejik istihbarat bağlamında, aradan geçen yaklaşık yedi aylık süreçte, sahadan yerli ve yabancı açık kaynaklara yansıyan bilgiler ışığında yapılan tespitler ve değerlendirmeler:

a.Ukrayna halkının ve silahlı kuvvetlerin; hükümetin başı ve başkomutan Zelenski liderliğinde kenetlenmiş olarak egemenliğini, bağımsızlığını ve vatanını her ne pahasına olursa olsun korumak için savaşma azim ve iradesi hakkında büyük bir yanılgıya düşerek; Rus yanlısı kesimlerin işbirliği ve desteği ile birlikte kayda değer bir direniş olmadan hükümetin kısa sürede devrileceği, Zelenski'nin ve destekçilerinin ülkeyi terk edeceği, dolayısıyla başkent Kiev dahil ülkenin stratejik bölgelerinin kolaylıkla ele geçirilebileceği değerlendirmesinin yapılmış olabileceği; ki bu EN TEMEL ve EN BÜYÜK YANILGIDIR.

b.Ukrayna'ya ülke dışından (Rusya'nın kazanmasını istemeyen, bilakis ülkeler tarafından) sağlanabilecek her türlü desteğin kapsamı, niteliği, Ukrayna ordusuna hangi yeteneklerin hangi ölçüde sağlanabileceği ve sahada nasıl bir etki üretebileceği bağlamında yapılan istihbarat değerlendirmelerinin oldukça isabetsiz ve yetersiz kalmış olabileceği; ki bu husus İKİNCİ TEMEL YANILGIDIR

c.Ukrayna ordusunun vatanını savunmak maksadıyla; 2014 yılından (Rusya tarafından Ukrayna'nın bir parçası olan Kırım'ın işgali itibaren yaptığı hazırlıklar bağlamında; kuvveti, eğitim seviyesi, morali(yüksek değerlere bağlılığı ve cesareti), doktrini, ülke çapında nasıl bir savunma stratejisi( kuvvet-zaman-mekan) izleyebileceği, operatif ve taktik sahada hangi muharebe(çatışma) taktiklerini uygulayabileceği gibi bir çok konuda yapılan istihbarat değerlendirmesinin yetersiz kaldığı ve/veya yanıldığı; kısacası  KÜÇÜMSEDİĞİ anlaşılmaktadır.

ç.Ukrayna'daki iklim, hava ve arazi (zemin, nehirler, bitki örtüsü ve meskun mahaller) koşullarının yapılacak harekat üzerindeki tesirlerinin her iki tarafın sahadaki muharebe taktiklerini ve gücünü nasıl etkileyeceği bağlamında yapılan istihbarat değerlendirmelerinin uygun olmadığı; ki bu koşullar harekâtın NE ZAMAN yapılması gerektiğini, harekâtın NEREDE ve HANGİ YETENEKLERE SAHİP KUVVETLER ile ve NASIL yapılması gerektiğini dikte eden esas faktörlerdendir. Esasen Rus ordusu ve stratejik istihbaratı tarihsel olarak bu bölgelerin harekata tesiri konusunda yeterli bilgiye ve deneyime sahiptir; meselenin bilgi eksikliği veya yetersizliği olmadığı açıktır.

3.Zamanın ruhunu yakalayabilmek: Gazeteci yazar M. Barlas'ın, “zamanın ruhu, yaşanan zamanın dünyasına gerçekçi bir bakış açısını da ifade eder” sözü benimsediğim bir tanımdır. Rus yüksek seviye karar verici ve planlamacıların Ukrayna Savaşı bağlamında, 24 Şubat 2022 tarihi öncesinde, zamanın ruhunu yakalayabildiklerini söylemek pek mümkün değildir. Dünyadaki çeşitli güç odaklarının siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarları ve algıları, küresel güç mücadelesi, bu mücadelenin farklı aktörleri arasındaki karmaşık ilişkiler ağı ve bağlantılar ve şekillenmekte olan yeni dünya düzeninin temel dinamikleri hakkında yapılan okumaların eksik ve hatalı olması sonucunda; Rusya'nın Ukrayna'ya yapmayı planladığı bir işgal harekâtının her iki ülke üzerinde, bölgede, Avrupa'da ve dünyada nasıl bir durum yaratacağı ve aleyhteki tepkinin boyutlarının ne olabileceğinin doğru kestirilememiş olabileceği ihtimali oldukça yüksektir. Savaş kararı öncesinde öngörülmesi gereken; SİYASİ, EKONOMİK VE GÜVENLİK-ASKERİ alanlardaki SENARYOLARIN önemli yanılgılar içerdiği bugünkü gelinen noktada ortadadır.  

4.Sofistike (çok özel, çok gelişmiş ve çok karmaşık) olmak ya da sofistike olamamak: Günümüzde ülkelerin gücünü ve/veya askeri güçlerin mukayesesini yaparken dikkate alınması gereken en önemli göstergelerden biridir. Rusya'nın ve karşısına aldığı güçlerin durumu bu gösterge üzerinden mukayese edildiğinde; Rusya'nın klasik, hantal ve basit, fakat karşısındaki mücadele eden güçlerin sofistike olduğunu anlamak gerekiyor. Sofistike olan taraf bu niteliğe sahip olamayan taraf üzerinde asimetrik etki yaratma kapasitesine sahiptir. Sofistike olmak, sadece yüksek teknolojiye dayalı savunma ve saldırı sistemlerine sahip olmakla sınırlı değildir; aynı zamanda doktrin ve konseptler bakımından da sofistike olmak demektir. Diğer bir deyişle, sofistike güç olmak demek; sofistike savunma ve saldırı sistemlerini sofistike uygulamalarla düşman üzerinde arzu edilen etkiyi yaratabilecek şekilde kullanarak bu gücünü muharebe sahasına ve harekât alanına yansıtabilen demektir. Ukrayna ordusunun başlangıçta tek başına bir sofistike güç olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat Ukrayna ordusuna sağlanan dış destek (gelişmiş bazı savunma ve saldırı sistemleri, istihbarat, özgün çatışma ve harekât tasarımları ve bununla ilişkili doktrin, konsept ve eğitim desteği, siber ve elektronik harp uygulamaları, bilişim sistemleri, robot ve yapay zekâ uygulamaları vs..) ile birlikte Ukrayna ordusunun yetenekleri ve yüksek değerleri birleşince farklı bir güç ortaya çıkmıştır. Bu güç, Rus ordusu üzerinde asimetrik bir etki yaratarak; Rusya liderliğinin hedeflerine ulaşmasını önemli ölçüde engellemiş, oldukça yıpratmış ve başarılı bölgesel karşı taarruzlar icra edebilmiştir. Ukrayna ordusu tarafından icra edilen vatan savunmasında Rus deniz, hava ve kara kuvvetlerine verdirilen hasar ve zayiat oldukça büyük olmuştur. Rusya liderliği geçen zaman içerisinde “Özel Operasyonun" hedeflerini sürekli tadil ederek işgal bölgesini sınırlandırmak zorunda kalmıştır.

5.Zayıfın Dev İle Mücadele Sanatı veya “David’in Golyat ile mücadelesi ve zaferi”: Malcolm Gladwell'in yazdığı ve Ekim 2013 yılında Amerika’da yayınlanan kitaptaki ilk bölümde (mealen); günümüzden 3000 (üçbin) yıl kadar önce Filistin’de genç ve küçük yapılı bir çoban olan David'in İsrailoğulları adına; dev gibi iri yapılı bir savaşçı olan Golyat'ın ise  Girit’ten gelen ve İsrailoğullarına meydan okuyan  Filistinliler adına mücadelesi hikaye edilmiştir. Kim kazanırsa onun halkı gaip gelmiş sayılacaktır. Mücadele çok kısa sürer ve David'in zaferi ile sonuçlanır. Golyat çok iri cüsseli, zırhını kuşanmış, çelik mihverini takmış, belinde hançeri, bir elinde kalkan ve diğer elinde mızrağı olduğu halde bulunduğu yere David'in de benzer kuşam ve silahlarla gelmesini beklemektedir. Fakat David üzerinde zırh olmadan sadece çoban kıyafeti ve elinde sopası ile uzakta belirdiğinde, Golyat şaşırır ve hiddetlenerek “Ben köpek miyim, ki sen elinde bir sopa ile karşıma geleceksin!”  diye haykırır. David, Golyat’ı tam olarak görebileceği uygun mesafeye kadar yaklaşır yaklaşmaz çok hızlı ve çevik bir şekilde cebinden çıkardığı bir taşı sapanına yerleştirir, nişan alır, asılır ve atışını yapar. Golyat birkaç saniye içerisinde yüzüstü kapaklanır ve yerde hareketsiz kalır. David Golyat’ı sapan taşı ile korunmasız olan alnından vurmuş ve öldürmüştür. Böylece David halkını kurtaran bir milli kahraman olmuştur. Yazar bu olgu veya hikâye üzerinden bazı kavramlar üzerinde durarak konuyu ele almıştır. Bu kavramlardan bazıları:

a.Dezavantajların faydaları ve avantajların zararları: Devler her zaman sanıldığı gibi değildirler ve biz onları yanlış yorumlayabiliriz (gücünü yanlış değerlendiriyor olabiliriz; devleri güçlü kılan aynı özellikler sıklıkla büyük bir zayıflığın nedenini oluştururlar (örneğin: zırh ağırlıktır ve yavaşlatır, iri olmak hantallıktır ve manevrayı geciktirir; fakat hafif olmak çeviklik ve hızlı olma imkânı ve manevra imkânı verir). Bir dev ile mücadele etmekle karşı karşıya kalındığında; bu yeni kapılar açabilir, fırsatlar yaratabilir, kişileri eğitebilir, aydınlatabilir ve normalde akla gelmeyen farklı bir şekilde düşünmeyi mümkün hale getirir. David'in ani ve sıra dışı saldırısı; Golyat'ta şaşkınlık ve sürpriz etkisi yaratmış ve onu zayıf yerinden yakalamıştır. Golyat hiçbir şekilde karşı koyacak ve kendini savunabilecek bir durumda olamamıştır. Diğer bir detay; Golyat’ın dev gibi cüssesine rağmen uzağı net göremeyen bir rahatsızlığı vardı, fakat bunu kimse bilmiyordu. David daha önce Golyat’ı izlerken; kendisinin önünde ve çevresinde başka kişilerin ilerleyerek ona refakat ettiklerini farkeder. David bu durumu yorumlayarak Golyat'ın iyi göremediği kanaatine varır ve uygun mesafeye kadar yaklaşır.

b. Güç, çok farklı şekillerde karşımıza gelebilir: Bildiğimiz kuralların dışında (bütün kuralları altüst eder şekilde), bir hız olarak ve bazen bir sürpriz(baskın) olarak karşımıza çıkabilir.

c.Güdüleyebilen zorluklar teorisi,

ç.Gücün sınırları,  

Yapılan tespitler: Yukarıda belirtilen hususlar Rusya-Ukrayna savaşına uyarlandığı takdirde; hikâyede geçen David Ukrayna'yı temsilen Volodimir Zelenski, Golyat ise Rusya'yı temsilen Viladimir Putin olarak kabul edilebilir. Rusya, Ukrayna ile mukayese edildiğinde gerçekten bir dev görünümündedir. Fakat görünen o ki; bu devin bilinen zaafları vardır ve bu zaaflar zayıf görünümlü sofistike bir güç ve akıl tarafından çok iyi istismar edilebilmektedir. Sahadan TV ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülere ve haberlere göre; dev, tıpkı meydan okuyan Golyat gibi aslında düşünüldüğü kadar güçlü ve kuvvetli değildir ve David (Ukrayna) bu devin karşısına ALIŞILMADIK (SÜRPRİZ) BİR GÜÇ FORMUNDA çıkmıştır. Ukrayna'ya sağlanan dış destek bu bağlamda değerlendirilmelidir. Yedi aydır yaşanan durum, özetle: Devin zayıf taraflarının istihbarat ile ortaya çıkarılması, takım çantasında mevcut uygun alet ve gereçlerin ülke dışından tahsis edilmesi ve bu aletlerin devin zayıf taraflarını istismar edecek şekilde (devasa sistemi işlemez hale getirecek şekilde) kullanılmasını sağlamaktır. Maksat, devin gücünü dengelemek ve etkisizleştirmektir.

5.“Önceden bilinen ve zafer kazanılmış yöntem ve taktikler tekrarlanarak yeni zaferler kazanılamaz; çünkü hayatta değişmeyen tek şey değişimdir” sözü bağlamında yapılan tespitler: Harekât ortamını şekillendiren dinamikler ve koşullar tarih boyunca değişiklik göstermiştir ve sürekli yeni girdiler olmuştur. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında; belirlenen harekât ihtiyaçlarına uygun yeni savunma ve saldırı sistemleri üretilmiş ve daha ileri yeni doktrin ve konseptler belirlenmiştir. Bu yolla rakip ve hasım güçlere karşı caydırıcılık ve üstünlük sağlamak arzusu devletlerin hep gündeminde olmuştur. Fakat bilimsel ve teknolojik gelişmeler sürdükçe; bir taraftan çok etkili sofistike savunma sistemleri ortaya çıkarken, diğer taraftan bu tür savunma sistemlerinin maliyeti katlanarak artmıştır. Bu durum ülkelerin savunma harcamaları için ayırdığı kaynakların genel bütçe üzerinde gittikçe daha büyük yük oluşturmasına yol açmıştır. Rusya ve Ukrayna bundan muaf değildir.  Nitekim soğuk savaş dönemindeki silahlanma yarışında, Rusya'nın patronu olduğu Sovyetler Birliği BATI karşısında dayanamayarak gittikçe zayıflamış ve sonunda çökerek dağılmıştır.  Soğuk Savaş ve çöküş dönemine de tanıklık etmiş olan Putin'in, Rusya'da yeni dönemin en etkin lideri olarak ortaya çıkmasını müteakip; izlediği siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki başarılı politikalarıyla; Rusya'nın tekrar bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olarak dönmesini sağladığı genel kabul gören bir gerçektir. Fakat, elde ettiği başarılar ve uzun süre iktidarda kalmış olması nedeniyle olsa gerek; bir güç zehirlenmesi olarak da nitelendirilen, kendi gücünü olduğundan çok daha abartılı görmek, rakiplerini veya hasımlarını küçümsemek ve sahip olduğu güç (siyasi, ekonomik ve askeri güç) ile elde edilmesi oldukça zor ve hayati riskler taşıyan maceraya atılmak (küresel bir güç olmak yolunda Ukrayna'yı Rusya'nın devamı haline getirmek) gibi bir zaafa ve bir tutkuya sahip olma ihtimali söz konusudur. Buna ilave olarak Putin yönetiminin ve yüksek askeri komuta heyetinin günümüz dünyasını gerçekçi bir bakış açısıyla yakalayamadığı; güç parametrelerindeki değişimi, günümüz harekât ortamı koşullarını ve öne çıkan faktörleri kavramakta zorlandığı ve özellikle bir ülkeyi işgal etmenin zamanla bitmeyen savaşa dönüştüğü (Afganistan, Irak ve Suriye)nü anlayamama veya görememe gibi stratejik seviyede bir körlük yaşadıklarını iddia etmek abartılı olmayacaktır. Yani Sun Tzu'nun ikaz ettiği durum: “hem kendini hem düşmanını iyi bilmiyorsan zafer kazanma şansın sıfırdır".  Eğer böyle olmasaydı; Ukrayna'da savaşan Rusya'nın ve ordusunun durumu yedi ay sonra gelinen noktada çok daha farklı olurdu.  Rusya'nın rakipleri veya hasımlarının Putin'in bu zaafını istismar etmiş oldukları çok açıktır.     

6.Askeri stratejinin belirlenmesi, askeri gücün siyasi hedefe ulaşmak için sahaya nasıl yansıtılacağı ve ihtiyaç duyulan askeri gücün inşası ve hazırlanması gibi kritik süreçlerin değerlendirilmesi ve yapılan tespitler: Bu süreçlerle ilgili olarak; önceki maddelerde detaylı olarak vurgulanmış olan nedenlerle stratejik seviye, operatif seviye ve taktik seviye olmak üzere harekâtın bütün seviyelerini olumsuz etkileyen ve sahadaki sonucu tayin eden ciddi hatalar yapıldığı söylenebilir. Bu süreçler, yaşadığımız zamanın gerçeklerini yakalayan bir bakış açısı ile başarılı bir şekilde hayata geçirilemeden fiili harekât sürecine geçilmiştir. Klasik harp ve muharebe(çatışma) anlayışı kriterlerine göre bakıldığında ve Rus ordusunun kapasitesi Ukrayna ordusu ile mukayese edildiğinde; Rus ordusu ezici bir sayısal üstünlüğe ve ateş gücü üstünlüğüne sahiptir. Fakat bu ezici üstünlüğe sahip güç Ukrayna’da harekât alanında muharebe sahasına yansıtılamamıştır. Diğer bir deyişle daha küçük fakat SOFİSTİKE olan karşısındaki gücün sahaya yansıttığı ASİMETRİK ETKİ ile çok zor durumda kalmıştır ve hedeflerine ulaşamamıştır.

7.Harekat ortamının şekillendirilmesi; harekat yürütülecek alanın veya savaş ilan edilecek ülkenin her bakımdan tecrit edilmesi süreci bağlamında yapılan tespitler: Harekatın emniyeti (beklenmedik durumların olabildiğince önlenmesi, hedef ülkenin yardım ve takviye almasının önlenmesi v.s için)  ve planlanan hedeflere zamanında ve asgari maliyetle ulaşılması bakımından; ŞEKİLLENDİRME ve TECRİT süreci kritik öneme sahiptir. Eğer bu süreç gerektiği gibi gerçekleştirilemez ise ÖNGÖRÜLEN SENARYO zaman ilerledikçe değişebilecek ve buna bağlı olarak harekâtın sonunda ulaşılması hedeflenen NİHÂİ DURUMUN oluşturulması belki de imkânsız hale gelebilecektir. Nitekim Ukrayna'da Rusya tarafı için tam da bu yaşanmaktadır. “Ruslar tarafından tecrit ve şekillendirme süreçleri niçin başarıyla gerçekleştirilememiştir” sorusunun cevabı önemlidir ve birden fazla nedeni vardır: 

a.Siyasi liderlik tarafından, bir harekât planlama faktörü olarak en başta adı konulan; “ BU  ÖZEL BİR OPERASYONDUR"  sınırlaması son derece etkili olmuştur.

b.Ukrayna ülkesinin batı ve güney batı sınırlarında Ukrayna'nın yanında ve Rusya'nın karşısında olan ülkelerin mevcudiyeti ve Ukrayna'nın coğrafi olarak yeterli büyüklükte olması gibi nedenlerle tamamen çevrelenmesi ve tecrit edilmesi için başlangıçtan itibaren oldukça büyük bir askeri kapasite gerektirmesi,

c.Harekât öncesindeki mevcut küresel ve bölgesel güçler dengesinin, siyasi ve insani faktörlerin Rusya tarafından Ukrayna ülkesinin tamamen tecrit edilmesini zorlaştırması,

ç.İçinde bulunduğumuz zamanın gerçeklerini yakalayabilen bakış açısıyla bakıldığında; Ukrayna gibi bir ülkenin fiziki olarak tamamen tecrit edilmesinin veya çevrelenmesinin imkânsız olduğunu anlamak hiç de zor değildir. Tıpkı Irak'ta, Afganistan'da, Suriye'de ve Libya'da olduğu gibi. Günümüz harekât ortamında özellikle uzaydan ve siber uzaydan faydalanılarak kullanılan yetenekler ve uygulamalar ile yüksek teknoloji ürünü oldukça küçük(mobil) fakat oldukça etkili SOFİSTİKE saldırı ve savunma sistemlerinin çatışmaların sonucunu ve dolayısıyla harekâtın sonucunu tayin edici nitelikte olması çok önemlidir. Harekât alanını ve muharebe sahasını bunlardan tecrit edebilmek neredeyse imkansızdır.  

■■■

 Üçüncü Bölüm

Putin hedeflerine mümkün olan en kısa sürede ulaşmak için neden seferberlik ilan etmiyor ve gerektiği kadar askeri güç oluşturmuyor veya oluşturamıyor? Bir başka deyişle, Putin'i topyekûn mücadeleden alıkoyan şey aslında nedir?

Bu sorunun cevabı eğer iki kelime ile sınırlandırılacak olsaydı; MEŞRUİYET SORUNU olarak ifade edilebilirdi. Meşruiyet kavramının iki önemli boyutu; AHLÂK ve HUKUKTUR. Ahlâkî boyut daha çok insani ve vicdani olup yüksek değerler ile ölçülür. Hukuki boyut ise daha çok kurumların ve/veya devletlerin de dahil olduğu bir boyuttur. Hukuki boyutta meşruiyet, genellikle yazılı(pozitif) kurallar ile ölçülür. İnsanların veya devletlerin diğer kişileri, toplumları ve devletleri etkileyen bir eyleminin meşruiyetinin sorgulandığı durumlarda; her iki boyutta sorgulanır ve yargılanır. Her iki boyuttaki yargılamanın yaptırımları farklıdır, fakat mutlaka bir yaptırım söz konusudur.

Yukarıda zikredilen şablon bilgileri Putin'in Ukrayna macerasına uyarladığımızda; MEŞRUİYET kavramının her iki boyutunda da ciddi sorunlar olduğu açıktır. Rusya Federasyonu'nun komşusu Ukrayna sınırları belirli olan, egemen ve bağımsız bir ülkedir ve meşru bir yönetime sahiptir. Ruslarla Ukraynalılar arasında sadece coğrafi değil, tarihi ve kültürel yakınlık veya ortaklık söz konusudur. Hattâ iki halkın kardeş olduğunu iddia edenlerin sayısı hiç de azımsanamaz. Ayrıca Rusya Ukrayna’ya göre her bakımdan mukayese dahi edilemeyecek kadar büyük ve güçlü bir ülkedir. Uluslararası hukuk kurallarına göre bağımsız ve egemen bir ülkenin başka bir ülke tarafından silahlı bir güç ile işgali meşru değildir. Hukuktaki “istisnai haller” ise Rusya'nın Ukrayna'yı işgali eylemi için zaten geçerli değildir. Rusya'nın 2014 yılında Ukrayna'ya ait Kırım yarımadasını ilhak etmeye yönelik işgal eylemine kadar Ukrayna tarafından Rusya'ya yönelik herhangi bir tehdit de söz konusu olmamıştır ve zaten Ukrayna buna muktedir bir ülke de değildir.

Putin yönetimi Ukrayna politikası ile 2014 yılından bugüne kadar hem Ukrayna halkına hem kendi halkına önemli bir bedel ödetmektedir. Savaş esasen Ukrayna ülkesi sınırlarında yaşandığı için Ukrayna halkının ödemekte olduğu bedel elbette Rusya Federasyonu halkının ödediği bedel ile mukayese edilemeyecek kadar büyüktür. Halen devam etmekte olan savaş, bölgesel ve küresel ölçekteki yansımaları bağlamında; insanlık için ciddi endişe kaynağı olmuştur ve bu endişe gittikçe artmaktadır.

Sonuç olarak; MEŞRUİYET SORUNU Putin için hep “ZAYIF KARNI" olmuştur. Bu sorun Ukrayna siyaseti bağlamında Putin için sadece ülke sınırları dışında sorgulanan bir meşruiyet sorunu değildir; esasen Rusya Federasyonu halkının ve silahlı kuvvetlerinin vicdanlarında da sorgulanan bir meşruiyet sorunudur. Esasen bu nedenle olsa gerek; Ukrayna'yı işgalin adı her şeyin en başından itibaren “ÖZEL BİR OPERASYON” olarak belirlendi ve bir tahdit olarak tüm eylemlere rehberlik etti. Fakat böyle yapmakla meşruiyet sorunu giderilmiş olmadı; aksine bir felaketin kapısı aralandı. Kısacası, meşruiyet sorunu âdeta; Putin ve ordusu için onları Ukrayna'da bir zafer kazanmaktan alıkoyan ellerindeki ve ayaklarındaki bir prangaya dönüşmüştür.

■■■

Dördüncü Bölüm

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

MEŞRUİYET sorunu Putin için hep “ZAYIF KARNI" olmuştur. Bu sorun Ukrayna siyaseti bağlamında Putin için sadece ülke sınırları dışında sorgulanan bir meşruiyet sorunu değildir; esasen Rusya Federasyonu halkının ve silahlı kuvvetlerinin vicdanlarında da sorgulanan bir meşruiyet sorunudur. Esasen bu nedenle olsa gerek; Ukrayna'yı işgalin adı her şeyin en başından itibaren “ÖZEL BİR OPERASYON” olarak belirlendi ve bir tahdit olarak tüm eylemlere rehberlik etti. Fakat böyle yapmakla meşruiyet sorunu giderilmiş olmadı; aksine bir felaketin kapısı aralandı. Kısacası, meşruiyet sorunu âdeta; Putin ve ordusu için onları Ukrayna'da bir zafer kazanmaktan alıkoyan ellerindeki ve ayaklarındaki bir prangaya dönüşmüştür.

Putin bu gerçeği kavradığında artık çok geçti ve artık ok yaydan çıkmıştı. Çıkış yolu ararken elindeki kartlardan ileri sürdüğü ilk kart “NÜKLEER SİLAH" kartı olmasına rağmen, Putin yönetiminin nükleer silaha başvurması düşünülemez. Böyle bir senaryo kesinlikle gerçekçi değildir. Bunun gerçekçi olmadığını en iyi Putin bilir. Bir kart olarak gösterilmiş olması zaman kazanmaya yöneliktir. BATI kaynaklı yorumlarda Putin'in nükleer silah kartı olduğu ve bu konuda Putin'in güvenilir olmadığı yönündeki ifadelerin ise ALGI yönetimi ve NİHAİ DURUM İÇİN şimdiden kamuoyunu hazırlamaya dönük olduğu akla gelmektedir. Çünkü eğer bir ateşkes ve/veya anlaşma yapmak BATI çıkarları için gerekli görülürse; masada özellikle UKRAYNA halkını ve dünya kamuoyunu ikna etmek için; ölümü gösterip sıtmaya razı etme" taktiği sergilenebilir.

Putin'in BATI ile giriştiği güç mücadelesinin bugüne kadar olan seyrini KAYBET-KAYBET olarak tanımlamak mümkündür ve zaman ekseninde Rusya'nın daha fazla etkileneceği söylenebilir. Neticede Putin, Ukrayna'da yarattığı fiili durumla; bölgeyi, Avrupa’yı ve dünyanın gidişatını siyasi, güvenlik ve ekonomik açıdan derinden etkilemiştir; fakat küresel bir güç olarak kabul görme gayesini gerçekleştirme durumundan zaman geçtikçe daha fazla uzaklaşmış görünmektedir. BATI PUTIN'E RUSYA'NIN KURESEL BİR GÜÇ OLMADIĞINI SAHADA GÖSTERMİŞTİR. BATI TEK KÜRESEL GÜÇ ADAYI OLARAK ÇİN'İ GÖRMEKTEDİR. Kuzey Atlantik İttifakı’nın yeni versiyonunun lider ülkesi ABD'nin mevcut başkanı ilan ettiği sloganlarla dünyayı zaten ikiye bölmüş ve şekillenmekte olan yeni dünyanın çerçevesini ortaya koymuştur. Putin artık Avrupa'dan ve küresel sistemden önemli ölçüde koparılmıştır ve gittikçe zayıflaması beklenmektedir. Putin iktidarını korusa dahi eski gücünü önemli ölçüde kaybetmiş olduğu söylenebilir. Grand stratejinin Putin'i devirmeye dayandığına şüphe yoktur. Onlara göre "Putin saldırgandır ve savaş suçlusudur". Putin'in iktidarını sürdürmesi BATI için ikinci bir H/T olarak kalacaktır. Fakat Putin bir daha BATI tarafından ortak olarak kabul edilmeyecektir.

BATI’daki sofistike güç sahiplerinin bundan sonra kendileri için hayati olmadıkça doğrudan bir işgal savaşına girmek istemeyecekleri çok açıktır. Kendileri bitmeyen savaşlardan sıyrılmışlardır. Fakat rakiplerini ve “statükoyu bozmaya çalışanları”, kendi vekilleriyle uğraştıracak ve yıpratacaklardır ve hattâ bitmeyen savaşlara sokmak için zorlayabileceklerdir.  Bu durum OBAMA döneminden itibaren zaten gerçekleşmeye başladı. Dikkat edilmesi gereken temel husus esasen budur. Sofistike güç, hedef aldığı ülkeyi sahip olduğu araçlar ve vekilleriyle bir AHTAPOT GİBİ SARMALAYARAK ve/veya savaşa varmayan küçük ve örtülü operasyonlarla BİN KESİK YARASI ATARAK yıpratmaktadır. ABD'nin yürürlükteki İmparatorluk siyasetinin görünür gelecekte böyle devam edeceği değerlendirilmektedir.

Tarih boyunca çok sert mücadelelere sahne olan Türkiye’nin de içinde olduğumuz bu coğrafyada; içinde yaşanmakta olan zamanın gerçeklerini yakalayabilen bakış açısına sahip olabilmek, geleceği şimdiden öngörebilmek ve bir sofistike güç haline gelebilmek varoluşsal gerekliliklerdir.