İklim Krizinin Yeni Faturası: Avrupa’nın Kamu Maliyesi Artan Afet Maliyetleriyle Karşı Karşıya

Avrupa’da giderek sıklaşan orman yangınları, seller ve aşırı hava olayları yalnızca çevresel değil, ciddi bir mali risk haline geliyor. İklim kaynaklı ekonomik kayıpların büyük bölümünün sigorta kapsamında olmaması nedeniyle faturanın giderek daha büyük kısmının devlet bütçelerine yüklenmesinden endişe ediliyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Avrupa’da iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olayları, hükümetlerin kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırıyor. Güneybatı Avrupa’da bu yıl yaşanan orman yangınları, 2024’te İspanya’yı ve 2021’de Almanya ile komşu ülkeleri vuran büyük seller, iklim kaynaklı afetlerin artık tek seferlik mali şoklar olmaktan çıkarak daha düzenli bir kamu harcaması kalemine dönüşebileceğini gösteriyor.

Avrupa ülkeleri halihazırda artan savunma harcamaları ve yaşlanan nüfusun getirdiği maliyetlerle karşı karşıyayken, iklim felaketlerinin oluşturduğu yeni yükün bütçelerdeki hareket alanını daha da daraltabileceği belirtiliyor.

Fitch’in Batı Avrupa ülke notları birimi başkanı Federico Barriga-Salazar, geçmişte büyük ölçüde tek seferlik bütçe maliyetleri olarak değerlendirilen afetlerin giderek daha sık yaşandığına dikkat çekti.

Barriga-Salazar, mali açıdan zaten sınırlı imkanlara sahip hükümetlerin büyük ekonomik kayıplarla karşılaşmasının farklı kamu harcamaları arasında tercih yapma zorunluluğunu beraberinde getirebileceğini belirtti.

AB’de iklim kaynaklı zarar 822 milyar euroya ulaştı

Avrupa Çevre Ajansı’nın tahminlerine göre, 1980-2024 döneminde Avrupa Birliği’nde hava ve iklim kaynaklı aşırı olayların neden olduğu ekonomik kayıp yaklaşık 822 milyar euroya ulaştı.

Dikkat çekici olan ise toplam zararın yaklaşık dörtte birinin yalnızca son dört yılda gerçekleşmiş olması.

Avro Bölgesi ülkelerinde kamu açıkları halihazırda ortalama gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 3’ü seviyesinde bulunuyor.

İspanya’da 2024 yılında meydana gelen ve Avrupa’nın son 50 yıldaki en ağır sel felaketi olarak değerlendirilen afetin yeniden inşa maliyetlerinin ise 2024-2026 döneminde ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 0,7’sine karşılık geleceği tahmin ediliyor.

Afet zararlarının yalnızca dörtte biri sigortalı

Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri de sigorta açığı.

AB tahminlerine göre iklim bağlantılı afetlerden kaynaklanan ekonomik kayıpların yalnızca yaklaşık yüzde 25’i sigorta kapsamında bulunuyor. Bazı ülkelerde bu oran yüzde 5’in bile altına düşüyor.

Aşırı hava olaylarının daha sık meydana gelmesiyle sigorta şirketlerinin risklerinin artabileceği ve toplam zarar içinde sigorta tarafından karşılanan payın daha da azalabileceği değerlendiriliyor.

Franklin Templeton Avrupa sabit getirili menkul kıymetler birimi başkanı David Zahn, iklim risklerinin bazı ülkelerde GSYH’nin yüzde 1 ila 2’sine ulaşabilecek bir etki oluşturabileceğini belirtti.

Almanya’nın 2021’de yaşadığı seller bunun önemli örneklerinden biri oldu. Bruegel’in hesaplamalarına göre Belçika’da zararların büyük kısmı sigorta tarafından karşılanırken, Almanya’daki düşük sigorta oranı nedeniyle hükümet yaklaşık 30 milyar euroluk kamu kaynağını afet zararlarının karşılanması için kullanmak zorunda kaldı.

Avrupa ülkeleri yeni önlemler arıyor

Artan maliyetler Avrupa ülkelerini iklim risklerinin finansmanına ilişkin yeni modeller geliştirmeye yöneltiyor.

Turizm sektörünün sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarına karşı oldukça hassas olduğu Yunanistan, sigorta kapsamını genişletmenin yanı sıra turistik bölgelerde su ve enerji altyapısını daha dayanıklı hale getirmeye yönelik seçenekleri değerlendiriyor.

2026'nın başında büyük seller yaşayan Portekiz ise doğal afet ve deprem fonuyla desteklenecek zorunlu konut sigortası sistemini hayata geçirmeyi planlıyor. Sistemin herkes tarafından erişilebilir olmasını sağlamak amacıyla bir dayanışma mekanizması oluşturulması da öngörülüyor.

“Afet tahvilleri” gündemde

Avrupa ülkelerinin değerlendirdiği finansman araçlarından biri de “catastrophe bonds” olarak bilinen afet tahvilleri.

Bu sistemde yatırımcılar yüksek getiri elde edebiliyor ancak önceden belirlenmiş bir kasırga, deprem veya başka bir doğal afet meydana geldiğinde yatırımlarının bir bölümünü veya tamamını kaybedebiliyor.

Bununla birlikte sistemin devletler açısından pahalı olabileceğine dikkat çekiliyor. Zahn, afet gerçekleşmesi halinde finansmanın hemen devreye girmesinin avantaj olduğunu ancak herhangi bir felaket yaşanmaması durumunda devletlerin yıllarca yüksek maliyet ödemek zorunda kalabileceğini belirtti.

 

Kaynak: Reuters

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA