Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Gazeteci Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te katledilmesine ilişkin dosyanın yeniden inceleneceğini duyurmasından sonra gözler yeniden bu suikasta çevrildi. Hürriyet, suikasttan sonra olay yerine giden ilk ve tek MİT görevlisi Yavuz Ataç ile konuştu.
Yavuz Ataç’ın Hürriyet’e yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:
“… Gittiğimde ceset henüz olay yerindeydi. Gördüğüm kadarıyla arabayı evin önüne park etmiş, patlayınca kapıyla 5-6 metre ileriye fırlamış. Çok güçlü bir patlayıcı olduğu belliydi. Polisler orada. MİT’ten kimse yoktu. Zaten MİT’in öyle bir görevi de yoktu. Polis incelemesi yeni başlıyordu. Oradaki Terör Şube Müdürü tanıdıktı. Etrafı inceledim. Olay yerinde arabanın yakınında bir batarya parçası gördüm. Şu anlama geliyor: Uzaktan kumandayla patlatılmış olabilir… Bataryayı teslim ettiğim polislere de bunu izah ettim. Ama polisler yeterli tecrübeye sahip değildi.
Patlayıcılar konusunda da pek bilgileri yoktu. Bunu fark ettim. Ben yurtdışında ‘Patlama Sonrası Araştırma’ (Post-Blast Investigation) kursu görmüştüm. Uzmanlık alanlarımdan biriydi. Dikkatimi çeken detaylara göre bu patlamanın uzaktan kumandayla yapılmış olabileceği kanaati oluştu bende. Muhtemelen tam kapıyı açarken uzaktan kumandayla patlattılar. Kumandanın da arabayı gören bir yerde olması gerekiyordu. Arabayı gören yerlerin hepsinin tespit edilip oralara kimlerin gelip gittiğine dair araştırmalar yapılması gerekiyordu. Polis o zaman teknik olarak yeterli değildi. Araştırmalar, incelemeler eksik kaldı. Olay yerinin hemen süpürülmesi de yanlıştı.”
“Ben İran’ın bu işin arkasında olduğunu da düşünmüyorum. Detaylara girmeye gerek yok, emperyalist güçlerin işi olabilir. ABD ve İsrail’in bölgede uygulamaya geçmiş planları vardı. Uğur Mumcu da antiemperyalist, anti-Amerikan biriydi. Onların birtakım faaliyetlerinin de farkındaydı, yazıyordu.”
Diğer İçerikler