Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nun 8 Temmuz 2026'da kabul ettiği, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerini konu alan karar, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından sert bir dille reddedildi. Her iki ülke de kararı "yok hükmünde" ilan ederek, metnin tarihi gerçekleri çarpıttığını ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik dayanaksız suçlamalar içerdiğini savundu.
T.C. Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen kararın Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik asılsız iddialar taşıdığını ve bu nedenle geçersiz sayıldığını duyurdu. Bakanlık, KKTC Dışişleri Bakanlığı'nın konuya ilişkin açıklamasına tam destek verdiğini belirtti.
Açıklamada, söz konusu kararın Avrupa Birliği'nin ve özellikle Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs meselesindeki yanlı ve çarpık tutumunun son bir yansıması olduğu ifade edildi. Bakanlık ayrıca, AB kurumlarının Kıbrıs konusunda tarihi gerçeklerden ve tarafsızlıktan giderek uzaklaşmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Kararın kabul edilmesinden önce harekete geçen KKTC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (FEMM) Komitesi eliyle Genel Kurul gündemine taşınan metni "taraflı, önyargılı ve siyasi saiklerle şekillenen bir yaklaşımın yeni tezahürü" olarak nitelendirdi.
Bakanlık açıklamasında, Yunanistan ve adadaki Rum işbirlikçilerinin 15 Temmuz 1974'te gerçekleştirdiği darbenin ardından Türkiye'nin 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde 20 Temmuz 1974'te adaya meşru bir müdahalede bulunduğu hatırlatıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekâtının, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamanın yanı sıra olası toplu katliamları da önlediği vurgulandı.
KKTC Meclisi'ndeki kadın milletvekillerinin, karar öncesinde Avrupa Parlamentosu'nun ilgili komite başkanlığına mektuplar göndererek adadaki gerçekleri aktarmaya çalıştığı, ancak bu çabalara rağmen kararın kabul edildiği belirtildi. Bakanlık, bu durumun AB kurumlarının Kıbrıs meselesindeki tarafsızlığını çoktan yitirdiğini ve Rum tarafının söylemini benimsediğini bir kez daha gözler önüne serdiğini savundu.
Açıklamanın sonunda KKTC, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözümün ancak adadaki iki tarafın egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayalı bir iş birliğiyle mümkün olabileceğini yineledi ve Türkiye ile birlikte haklarını korumaya kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
KKTC Cumhurbaşkanlığı da konuya ilişkin ayrı bir açıklama yaparak, Yunan bir parlamenterin raportörlüğünde hazırlanan kararın, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs konusundaki tarafsızlığını yitirdiğinin bir göstergesi olduğunu öne sürdü. Açıklamada, kararın 20 Temmuz 1974 Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 52. yıl dönümü öncesinde, iki toplum arasında güven inşası ve kalıcı çözüm çabalarının yoğunlaştığı bir döneme denk getirilmesinin bilinçli bir tercih olduğu iddia edildi. Cumhurbaşkanlığı, bu tür girişimlerin çözüm sürecine zarar verdiğini ve Avrupa Parlamentosu'nun güvenilirliğine gölge düşürdüğünü ifade etti.
Kararı hazırlayan FEMM Komitesi'nin metni, 1974 Türk askeri müdahalesinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Ankara ve Lefkoşa, kararın adadaki tarihi gerçekleri göz ardı ettiğini ve 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırı ve ihlalleri gündeme getirmediğini savunuyor. Türk tarafı, Avrupa Parlamentosu'nu tek taraflı yaklaşımdan vazgeçmeye, Kıbrıs meselesini siyasi propaganda aracı olarak kullanmamaya ve adadaki mevcut gerçekliğe saygı göstermeye çağırdı.
Kaynaklar: T.C. Dışişleri Bakanlığı, KKTC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu