ABD-İran barışına en sert tepkiyi gösteren isimlerin başında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden uzun bir açıklama yayınlayan Ben Gvir, Trump’ın anlaşmasının kendilerini bağlamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’ne tabi değildir; biz bağımsız ve egemen bir ulusuz! Uluslararası baskılara boyun eğdiğimiz her seferinde bedelini faiziyle ve kanla ödedik. Oslo Anlaşmalarında da, 2006 Lübnan anlaşmasında da bu böyle oldu. Hizbullah’ın tamamen dağıtılması ve kuzey sınırımızın terör altyapısından temizlenmesi konusunda asla taviz vermeyeceğiz. Lübnan’dan gelecek her bir İHA veya füze saldırısı, Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik sert saldırılarımızla karşılık bulacaktır."
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de Pakistan'ın arabuluculuğunda varılan bu anlaşmanın hem İsrail hem de tüm özgür dünya için "kötü" olduğunu savundu. İran’ı zayıflatmaya yönelik ortak kampanyanın kazanımlarının boşa gitmeyeceğini iddia eden Smotrich, Tahran rejimini devirmek ve nükleer silah edinmesini engellemek için mücadeleyi kendi başlarına, yaratıcı yollarla sürdüreceklerini ve İsrail ordusunun Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştırması için tam hareket özgürlüğünü savunacağını açıkladı.
Muhalefetten Netanyahu’ya: "Mr. Security Efsanesi Çöktü"
Anlaşmaya tepki sadece hükümet kanadıyla sınırlı kalmadı; İsrail muhalefeti faturayı doğrudan Başbakan Binyamin Netanyahu’ya kesti. Demokratların lideri Yair Golan, yaşananları "İsrail için korkunç bir gelişme" olarak tanımladı. Golan, Netanyahu’nun zayıflığı ve etkisizliği yüzünden pilotların ve askerlerin kanıyla elde edilen devasa askeri başarıların tek bir imza ile silindiğini belirterek şunları kaydetti:
"İsrail vatandaşları bu sabah, ülkelerinin başının üzerinden yapılan bir anlaşmaya uyanıyor. Trump’ın imzaladığı bu anlaşma, ayetullahlar rejimine milyarlar akıtıyor, nükleer altyapıyı dokunulmaz kılıyor ve balistik tehdidi kapımızda bırakıyor. Bu durum uzun yıllardır süren başarısızlığın zirvesidir. Netanyahu, yıllarca halka sahte bir 'Bay Güvenlik' imajı satan ama aslında İsrail tarihindeki en büyük stratejik başarısızlığın babası olan adamdır."
Kanal 13’e konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili ise, "Bu, İsrail için felaket bir anlaşma. Üst düzeyde bunun aksini düşünen kimse yok, Başbakan'dan Genelkurmay Başkanı'na kadar herkes şokta" itirafında bulundu. Ynet’e konuşan diğer yetkililer de benzer şekilde "Trump bizi mahvetti, bu bir katastroftur" yorumunu yaptı.
"Yalnız Kaldık Ama Yalnız Kazanacağız"
İsrail içindeki Netanyahu destekçisi kesimler ise öfkelerini doğrudan Trump’ın yakın çevresine yöneltti. Gazeteci Yinon Magal, sosyal medya hesabından paylaştığı "Ara Özet" başlıklı notunda, Trump’ın kaybeden taraf olduğunu savundu. Magal; Kushner, Witkoff ve Başkan Yardımcısı JD Vance gibi isimlerin baskısıyla ve Körfez ülkelerinin korkakça İran’a milyarlar ödemeyi kabul etmesiyle İsrail’in satıldığını ileri sürdü. Magal, "O yüzden yalnız kaldık. Ve yalnız kazanacağız çünkü İsrail'in zaferi yalan söylemez. Şimdilik Lübnan'da kalıyoruz ve savaşa devam ediyoruz. Bibi, git uyu, yarın yeni bir gün! Senin arkandayız" ifadelerini kullandı.
Sahadaki Gerçek: Anlaşmaya Rağmen Savaş Sürüyor
Diplomatik cephede bu büyük fırtına koparken, sahadaki gerçeklik barış söylemlerinden oldukça farklı ilerliyor. Trump'ın "barış tamamlandı" duyurusuna rağmen, İsrail ordusu Pazartesi günü Güney Lübnan’a yönelik hava saldırılarını kesintisiz sürdürdü. Lübnanlı yetkililerin verilerine göre, 2 Mart’tan bu yana devam eden İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 700’ü, yaralananların sayısı ise 11 bin 500’ü aşmış durumda. Aynı süreçte 1,5 milyondan fazla insan da evlerini terk ederek yerinden edildi. 19 Haziran'daki resmi imza törenine kadar İsrail'in bu anlaşmaya karşı nasıl bir askeri direnç göstereceği tüm dünya tarafından endişeyle takip ediliyor.
Diğer İçerikler