Protesto Olayları Sırasında İran Siyasetinde Sert Tartışmalar Başladı

İran’da ülke genelindeki protestolarda yaşanan can kayıplarının ardından eski reformist liderlerin sert çıkışları ile Meclis’teki sertlik yanlılarının tehditleri karşı karşıya geldi. Reformist isimler referandum ve sistem değişikliği çağrısı yaparken, bazı milletvekilleri eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin idam edilmesini talep etti.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İran’da son protesto dalgası sırasında yaşanan ölümler, ülke siyasetinde sert tartışmaları beraberinde getirdi. Aralarında ev hapsinde ve cezaevinde bulunan eski reformist liderlerin de olduğu birçok isim, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini belirterek yönetimi sert sözlerle eleştirdi.

İran hükümeti, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini açıklarken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının güvenlik güçlerini sorumlu tutan iddialarını reddediyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise 6 bin 854 ölümü doğruladığını, 11 bin 280 vakayı araştırdığını duyurdu.

2009’daki Yeşil Hareket’in ardından ev hapsine alınan eski reformist lider Mir Hüseyin Musevi, yayımladığı açıklamada protestolarda yaşananları “on yıllar, hatta yüzyıllar boyunca hatırlanacak bir felaket” olarak nitelendirdi. Musevi, “İnsanlar bu sistemi istemediklerini daha kaç farklı şekilde söylemeli? Yeter. Oyun bitti” ifadelerini kullandı.

Musevi, güvenlik güçlerine “silahlarını bırakma” çağrısı yaparak, iktidarın dış müdahale olmaksızın barışçıl ve demokratik yollarla devredilmesi gerektiğini savundu. İran’da anayasal bir referandum yapılmasını talep eden Musevi’nin açıklamasına ülke içinden ve dışından yaklaşık 400 aktivist destek verdi.

Cezaevinde bulunan eski reformist siyasetçi Mostafa Tacizade de İran’ın “velayet-i fakih düzeninin ve ruhban sınıfının başarısız yönetiminin dayattığı koşulları aşması gerektiğini” belirtti. Tacizade, protestolarda yaşanan ölümlerle ilgili bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

Öte yandan, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, daha temkinli bir çizgide kalarak “küçük değil, büyük reformlar” yapılması gerektiğini söyledi. Ruhani, devletin halkın taleplerini dikkate almaması halinde protestoların süreceği uyarısında bulundu ancak geçmişte kendi döneminde yaşanan protesto ölümlerine değinmedi.

Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi ise şiddetin protestoları rayından çıkardığını belirterek, “cumhuriyetçiliği merkeze alan bir siyasi anlayışa dönüş” çağrısı yaptı. Yaklaşık 15 yıl ev hapsinde kaldıktan sonra serbest bırakılan Mehdi Kerrubi ise protesto ölümlerini “dilin ve kalemin anlatamayacağı bir suç” olarak tanımladı ve sorumluluğun doğrudan devlet yönetimine ait olduğunu savundu.

Protestolara ilişkin açıklamaların ardından üç eski siyasi tutuklu, Mir Hüseyin Musevi’nin açıklamasını kamuoyuna ulaştırdıkları gerekçesiyle yeniden gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında gazeteci ve aktivist Mehdi Mahmudiyan da bulunuyor.

Sertlik yanlısı çevrelerde ise tepkiler daha keskin oldu. İran Meclisi’ndeki bazı milletvekilleri, Avrupa Birliği tarafından “terör örgütü” ilan edilen Devrim Muhafızları’nın üniformalarını giyerek oturumlara katıldı. Mecliste konuşan milletvekili Nasrullah Pejmanfar, eski Cumhurbaşkanı Ruhani için “Bugün ‘büyük reformun’ zamanı; o da seni tutuklayıp idam etmektir” dedi.

Bir diğer milletvekili Emir Hüseyin Sabeti ise hükümetin ABD ile yürütülen görüşmelerini eleştirerek, “İran halkı görüşme değil, İsrail ve ABD üslerine karşı önleyici saldırı bekliyor” ifadelerini kullandı.

İran’da protestoların ardından siyasi gerilimin daha da artmasından endişe edilirken, reformist ve sertlik yanlısı kanatlar arasındaki söylem savaşı dikkat çekiyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA