Queen’s Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Adnan Husain, Batı’nın Ortaçağ’dan günümüze uzanan “Haçlı toplumu” dönüşümünün modern sömürgecilik, İslamofobi ve İsrail’in kuruluş süreci üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Husain, Batı siyasetinin arka planında bin yıllık bir “Haçlı zihniyetinin” etkili olduğunu söyledi.
Neutrality Studies YouTube kanalında uluslararası ilişkiler uzmanı Pascal Lottaz’ın konuğu olan Husain, Batı Asya’daki mevcut krizleri anlamak için tarihsel arka planın göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
“Haçlı Seferleri Avrupa’nın Kimliğini Şekillendirdi”
Ortaçağ Akdeniz dünyası ve İslam havzası üzerine çalışan Husain, Haçlı Seferleri’nin yalnızca askeri çatışmalar olarak ele alınamayacağını ifade etti. Husain’e göre Haçlı Seferleri, Avrupa’nın kendi siyasal ve dini kimliğini inşa ettiği temel süreçlerden biri oldu.
1095 ile 1291 yılları arasında düzenlenen Haçlı Seferleri’nin Avrupa’da kalıcı bir askeri ve ideolojik mobilizasyon yarattığını belirten Husain, bu sürecin finansman, lojistik, yönetim ve siyasi örgütlenme açısından Avrupa’yı dönüştürdüğünü söyledi.
Husain, “Haçlı seferlerinin etkisini yalnızca savaşlar üzerinden okuyamayız. Bu süreç aynı zamanda Latin Hıristiyan dünyasının kendini inşa etme biçimiydi” dedi.
“Avrupa İçinde Tasfiye ve Arınma Süreci Başladı”
Haçlı devletlerinin Müslüman direnişi karşısında yaşadığı başarısızlıkların Avrupa’da içsel bir “arınma” hareketine yol açtığını savunan Husain, bunun Yahudiler, Müslümanlar ve farklı inanç gruplarına yönelik baskıları artırdığını ifade etti.
Husain’e göre Haçlı mantığı zamanla Avrupa toplumlarında sistematik dışlama ve baskı politikalarının temelini oluşturdu. Ortaçağ’da Sicilya ve Güney İtalya’daki Müslüman toplulukların tasfiye edilmesini örnek gösteren Husain, Avrupa’nın dinsel homojenlik üzerinden yeniden şekillendirildiğini söyledi.
“Yahudi-Hıristiyan Medeniyeti Söylemi Modern Bir İnşa”
Günümüzde sıkça kullanılan “Yahudi-Hıristiyan medeniyeti” kavramının tarihsel değil, modern bir söylem olduğunu belirten Husain, bu yaklaşımın özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıktığını dile getirdi.
Husain, Ortaçağ Haçlı zihniyetinde Yahudilerin de “öteki” olarak görüldüğünü ve Birinci Haçlı Seferi sırasında büyük Yahudi katliamlarının yaşandığını hatırlattı.
“Yahudi-Hıristiyan medeniyeti ifadesi, Holokost sonrasında Yahudilerin Batı toplumuna eklemlenmesiyle üretilmiş modern bir kavramdır” diyen Husain, antisemitizm ile İslamofobinin tarihsel olarak aynı zihniyetin parçaları olduğunu savundu.
“Siyonizm Bir Yerleşimci Sömürge Projesi Olarak Doğdu”
Husain, Siyonizm’in ortaya çıkışını da Avrupa’nın sömürgeci tarihinden bağımsız düşünmenin mümkün olmadığını söyledi. Theodor Herzl’in ilk aşamada Yahudilerin Avrupa toplumuna asimilasyonunu savunduğunu belirten Husain, bunun başarısız olmasıyla birlikte yerleşimci sömürgeci modelin benimsendiğini ifade etti.
“Siyonizm, Avrupa’yı terk edip başka bir coğrafyada yerleşimci sömürgeci olduğunuz sürece Avrupalı kalabileceğinizi söyleyen bir projedir” diyen Husain, modern sömürgecilik tekniklerinin kökenlerinin Haçlı Seferleri dönemine kadar uzandığını savundu.
“Gazze’ye Yönelik Kayıtsızlığın Tarihsel Arka Planı Var”
Batılı devletlerin Gazze’de yaşananlara karşı tutumunu da değerlendiren Husain, İsrail’in Batı dünyasında bir “modern Haçlı devleti” olarak görüldüğünü öne sürdü.
Husain, Batılı elitlerin uluslararası hukuku ihlal etme pahasına İsrail’e destek vermesinin arkasında tarihsel ve ideolojik nedenler bulunduğunu ifade ederek, “İsrail Batı için son yerleşimci sömürge projesi olarak görülüyor” dedi.
George W. Bush’un 11 Eylül sonrası “Haçlı Seferi” ifadesini kullanmasını hatırlatan Husain, günümüzde benzer söylemlerin daha açık şekilde dile getirildiğini belirtti.
“İslamofobi Batı Siyasetinin Kurucu Unsurlarından Biri”
Pascal Lottaz’ın modern seküler toplumlarda bu zihniyetin nasıl sürdüğü yönündeki sorusuna yanıt veren Husain, Batı’nın kendisini tarihsel olarak “Müslüman öteki” üzerinden tanımladığını söyledi.
Husain, Endülüs ve İslam dünyasının tarihsel kozmopolit yapısının Batı anlatılarında büyük ölçüde görmezden gelindiğini belirterek, Batı siyasetinde Haçlı geçmişinin halen güçlü bir referans noktası olmaya devam ettiğini ifade etti.
Diğer İçerikler