İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, uzun yıllardır ABD Cumhuriyetçi Partisi ile kurduğu güçlü siyasi ilişki zayıflama sinyalleri veriyor. Gazze'deki savaşın ardından özellikle genç ABD'li Cumhuriyetçiler arasında İsrail'e yönelik desteğin gerilediği belirtilirken, İran savaşı sürecinde Başkan Donald Trump yönetimiyle yaşanan görüş ayrılıklarının da bu tabloyu derinleştirdiği ifade ediliyor.
Axios'un haberine göre Netanyahu, son 15 yılda Demokrat Parti içindeki desteğin azalmasını ABD Cumhuriyetçi Partisi ile geliştirdiği yakın ilişkiler sayesinde dengelemeyi başarmıştı. Ancak son dönemde ABD'deki Cumhuriyetçi seçmen tabanında da İsrail'e yönelik eleştirilerin artması, hem Netanyahu hem de İsrail açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın Regime Change adlı kitabında yer alan bilgilere göre, geçen yıl eylül ayında Başkan Donald Trump, Gazze'de ateşkes anlaşmasını kabul etmesi için Netanyahu'ya baskı yaptı. Kitapta Trump'ın Netanyahu'ya, "Bütün Yahudiler senden bıktı" dediği ve anlaşmayı reddetmesi halinde iki ülke arasında "boşanma" yaşanacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.
Axios daha önce Trump'ın Netanyahu için "tam anlamıyla deli" ifadesini kullandığını ve İsrail Başbakanı'nın attığı adımların ülkesini uluslararası alanda daha da yalnızlaştırabileceği uyarısında bulunduğunu yazmıştı. Trump ise daha sonra Axios'a verdiği röportajda Netanyahu ile ilişkisinin iyi olduğunu belirterek, "Ama onu biraz aklı başında tutmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İran anlaşmasına karşı çıkan İsrailli yetkilileri eleştirerek, "Ben İsrail hükümetinde bakan olsaydım, dünyada bana kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım." dedi.
ABD Cumhuriyetçi Partisi içinde "America First" çizgisini savunan müdahale karşıtı isimlerin de İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdığı belirtiliyor. Geçen hafta Cumhuriyetçi Parti'den ayrılan Tucker Carlson, Netanyahu'nun Trump'ı savaşa girmesi için manipüle ettiğini öne sürerken, Trump'ın Netanyahu'nun "kölesi" haline geldiğini savundu.
Öte yandan Daily Wire'ın kurucu ortağı ve İsrail'e verdiği destekle bilinen Ben Shapiro'nun da, ABD'nin İsrail politikasına karşı çıkan sağ seçmenlerin farklı platformlara yönelmesi nedeniyle izlenme oranlarında düşüş yaşadığı kaydedildi.
Anket sonuçları da ABD Cumhuriyetçi seçmen tabanındaki değişime işaret ediyor. Nisan ayında Pew Research Center tarafından yayımlanan ankete göre ABD'deki Cumhuriyetçilerin yüzde 40'ı İsrail hakkında olumsuz görüş bildirirken, 18-49 yaş grubunda bu oran yüzde 57'ye ulaşıyor. Quinnipiac Üniversitesi'nin bu ay yayımladığı ankette ise her beş ABD'li Cumhuriyetçiden biri ABD'nin İsrail'e gereğinden fazla destek verdiğini düşünüyor. Bu oran, 7 Ekim saldırılarının ardından ölçülen seviyenin üç katına çıktı.
Maryland Üniversitesi Critical Issues araştırmasına göre ise ABD'li Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 46'sı İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını meşru müdafaa kapsamında haklı buluyor. 18-34 yaş grubunda bu oran yüzde 22'ye kadar düşüyor.
Araştırmanın direktörü Shibley Telhami, "Genç Cumhuriyetçiler arasında kesinlikle önemli bir değişim yaşanıyor." değerlendirmesinde bulundu. Telhami, savaşın genç ABD'li Cumhuriyetçilerin İsrail'den uzaklaşmasını hızlandırdığını ifade etti.
Buna karşın ABD Cumhuriyetçi Partisi genelinde İsrail'e verilen desteğin sürdüğü belirtiliyor. Şubat ayında Gallup tarafından yayımlanan ankete göre ABD'deki Cumhuriyetçilerin yüzde 70'i Filistinlilerden ziyade İsraillilere daha fazla sempati duyuyor. Ancak bu oran da 2024'e kıyasla 10 puan gerilemiş durumda.
Faith & Freedom Coalition'ın kurucusu Ralph Reed ise ABD Cumhuriyetçi Partisi yönetimi ile Evanjelik çevrelerin İsrail'e verdiği desteğin son otuz yılı aşkın süredir gördüğü en güçlü seviyede olduğunu söyledi. Buna rağmen Reed, ABD genelinde İsrail'e yönelik kamuoyu desteğinin "tehlikeli derecede düşük" seviyelere gerilediğini belirterek bunun özellikle 2028 Cumhuriyetçi başkan adaylığı süreci açısından dikkatle izlenmesi gereken bir eğilim olduğunu ifade etti.
Haberde, sonbaharda zorlu bir seçim sürecine girmesi beklenen Netanyahu açısından asıl sorunun, destek kaybının doğrudan kendisine mi yoksa İsrail'e yönelik algıya mı bağlı olduğunun önümüzdeki dönemde netleşeceği değerlendirmesine yer verildi.
Diğer İçerikler