Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun jeopolitik haritası, Ankara ve Kahire arasındaki stratejik yakınlaşma ile yeniden çiziliyor. Geçmişteki gerginliklerin yerini askerî tatbikatlara ve ortak üretim anlaşmalarına bırakması, İsrail güvenlik bürokrasisinde "yeni bir tehdit dengesi" olarak yorumlanıyor. İsrail’in saygın askeri analistlerinden emekli general Yitzhak Brik’in Maariv gazetesindeki uyarısı, bu kaygının boyutunu özetliyor: "Türkiye ve Mısır’ın askerî entegrasyonu, bölgedeki caydırıcılık dengelerini İsrail aleyhine kökten değiştirebilir."
İsrail’i en çok tedirgin eden gelişmelerden biri, Türkiye ve Mısır ordularının sahada sergilediği yüksek koordinasyon. Nisan 2026’da Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen "Flintlock 2026" tatbikatına iki ülkenin de katılması, stratejik bir mesaj olarak algılandı. On yılı aşkın bir sürenin ardından Mısır donanmasının Türkiye’deki deniz tatbikatlarına geri dönmesi; F-16’lar, denizaltılar ve fırkateynlerin ortak manevra yapması, İsrail’in "aynı anda birden fazla cephede güçlü ordularla karşı karşıya gelmeme" doktrinini tehdit ediyor.
İsrail’in bölgedeki teknolojik üstünlüğüne en büyük rakip, Türkiye’nin İHA (İnsansız Hava Aracı) teknolojisi olarak görülüyor. Ağustos ayında imzalanan ve "TURKHA" tipi İHA’ların Mısır’da yerli olarak üretilmesini öngören anlaşma, İsrail’in bölgedeki savunma pazarı hakimiyetini sarsıyor. Mısırlı uzman Samir Ragıb’a göre, Türkiye’nin teknoloji transferi ile Mısır’ın üretim kapasitesinin birleşmesi, İsrail ürünlerine olan talebi azaltırken iki ülkenin bölgesel krizlerdeki (Gazze, Sudan, Somali) ortak müdahale gücünü artırıyor.
İsrail, bu yakınlaşmayı sadece sınırlarında değil, Somali’den Suriye’ye, Libya’dan Afrika Boynuzu’na kadar uzanan geniş bir coğrafyada "stratejik kuşatma" olarak okuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şubat ayında Kahire’ye yaptığı tarihi ziyaret sonrası Sisi’nin "Gazze, Libya ve Sudan konularında ortak görüşlere sahibiz" açıklaması, Tel Aviv’in bölgedeki yalnızlaşma korkusunu pekiştiriyor. Özellikle Türkiye’nin Gazze’de kurulması muhtemel bir "istikrar gücü" içinde yer alma ihtimali, İsrail tarafından en yüksek düzeyde dikkatle takip ediliyor.
Analistler, İsrail’in Mısır veya Türkiye ile doğrudan bir askerî çatışmaya girmesinin kısa vadede düşük bir ihtimal olduğunu belirtse de, "soğuk barış" döneminin daha rekabetçi bir faza geçtiği konusunda hemfikir. ABD’nin de bölgedeki bu iki kilit müttefikine karşı İsrail’e tam destek vermesinin zorluğu, İsrail’i savunma stratejilerini ve diplomatik hamlelerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Ankara-Kahire hattındaki bu yeni sayfa, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarından Filistin meselesine kadar her alanda İsrail’in manevra alanını daraltıyor.
Diğer İçerikler