Küresel Tahvil Piyasalarında Sert Satış: ABD’den Japonya’ya Borçlanma Maliyetleri Zirveye Çıktı

ABD, Japonya ve Avrupa’da uzun vadeli devlet tahvili getirileri onlarca yılın en yüksek seviyelerine yükseldi. Petrol fiyatlarının yeniden 90 doların üzerine çıkmasıyla güçlenen enflasyon endişeleri, yüksek kamu borçları ve bütçe açıklarına ilişkin kaygılar küresel tahvil piyasalarında satış baskısını artırdı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Küresel tahvil piyasaları salı günü sert satışlarla karşı karşıya kaldı. ABD’den Japonya’ya, Almanya’dan Fransa ve İngiltere’ye kadar büyük ekonomilerde devletlerin uzun vadeli borçlanma maliyetleri tarihi seviyelere yaklaştı.

Piyasalardaki satış dalgasının merkezinde, yeniden yükselen enerji fiyatlarının enflasyonu körükleyebileceği endişesi ile büyük ekonomilerin giderek artan kamu borçlarının finansmanına ilişkin kaygılar bulunuyor.

ABD’de 30 yıllık tahvil faizi 2007’den bu yana en yüksek seviyede

Dünyanın en önemli devlet tahvili piyasası konumundaki ABD’de 30 yıllık Hazine tahvili getirisi 2007’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.

ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi ise yaklaşık yüzde 4,74 seviyesine yükselirken, piyasalarda kritik yüzde 5 eşiği yakından takip edilmeye başlandı.

Tahvil getirilerindeki yükselişte petrol fiyatlarındaki sert artış önemli rol oynadı. Yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 50 yükselen petrolün varil fiyatının yeniden 90 doların üzerine çıkması, ABD ile İran arasında barış sağlanacağına ilişkin beklentilerin zayıflamasıyla enflasyon endişelerini artırdı.

Tahvil piyasalarında getirilerin yükselmesi, tahvil fiyatlarının düşmesi anlamına geliyor.

Zurich Insurance Group Baş Piyasa Stratejisti Guy Miller, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 5 seviyesinin aşılmasının yalnızca tahvil piyasaları açısından değil, diğer finansal varlıklar bakımından da önemli olacağını belirtti.

Miller, bu seviyenin aşılmasının piyasa güvenini zayıflatabileceğine dikkat çekti.

Japonya’da 10 yıllık faiz 30 yılın zirvesinde

Tahvil piyasasındaki baskı Japonya’da da dikkat çekici boyutlara ulaştı.

Enflasyon kaygıları ve Japonya Merkez Bankası’nın eylül ayı gibi erken bir tarihte faiz artırımına gidebileceği beklentileri, 10 yıllık Japon devlet tahvili getirisini yüzde 3’e yaklaştırarak yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine taşıdı.

Japonya’nın 30 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 4’ün üzerine çıktı.

Japon tahvillerinin daha cazip getiriler sunmaya başlamasının ABD açısından ayrıca önem taşıdığı belirtiliyor. Japon yatırımcılar geleneksel olarak ABD tahvillerinin en büyük yabancı alıcıları arasında yer alıyor.

ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre yabancıların ABD tahvili varlıkları haziran ayında gerilerken, düşüşe ABD tahvillerinin en büyük yabancı sahibi Japonya’nın yanı sıra İngiltere ve Çin öncülük etti.

Saxo Bank Baş Yatırım Stratejisti Charu Chanana, Japon tahvillerinin artık yatırımcılar açısından daha rekabetçi seviyelere ulaştığını belirterek, bunun Washington’ın yeni tahvil arzının yabancı yatırımcılar tarafından geçmişteki faiz seviyelerinden kolaylıkla karşılanacağını varsayamayacağı anlamına geldiğini ifade etti.

Almanya, Fransa ve İngiltere’de de faizler yükseliyor

Satış dalgası Avrupa tahvil piyasalarına da yayıldı.

Almanya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi 2011’den bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Fransa’nın tahvil getirileri 2009’dan bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı.

İngiltere’de 30 yıllık borçlanma maliyetleri ise mayıs ayında görülen ve 1998’den bu yana en yüksek seviyeyi temsil eden zirvelere yeniden yaklaştı.

DNB Carnegie Başekonomisti Kjersti Haugland, küresel tahvil piyasalarının düşük faiz ve düşük enflasyonun hakim olduğu küresel finans krizinin ardından oluşan dönemden uzaklaştığını belirtti.

Haugland’a göre yeni dönemde hem enflasyon hem de faiz görünümündeki belirsizlik artarken, Japonya, ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerdeki yüksek kamu borçları sorunu daha da ağırlaştırıyor.

ABD tahvil ihalelerinde 19 ve 25 yılın zirvesi

ABD Hazinesinin son dönemde gerçekleştirdiği tahvil ihaleleri de yükselen borçlanma maliyetlerini ortaya koydu.

10 yıllık tahvil ihalesinde getiri yüzde 4,683 ile 19 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşirken, 30 yıllık tahvil ihalesindeki getiri yüzde 5,216 ile 25 yılın zirvesine çıktı.

ABD’de bütçe açıklarının büyümesi ve geçen yıl uygulamaya konulan acil durum tarifelerinin Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilmesinin ardından artan gümrük vergisi iadelerinin de kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Buna ek olarak yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji devlerinin devasa veri merkezleri için gerçekleştirdiği yatırımların sermaye talebini yükseltmesi, piyasalardaki finansman rekabetini güçlendiriyor.

Tahvil faizlerindeki yükseliş ekonominin tamamını etkileyebilir

Devlet tahvillerindeki satış dalgası yalnızca hükümetlerin borçlanma maliyetleri açısından önem taşımıyor.

Devlet tahvilleri şirket kredilerinden konut kredilerine kadar ekonomideki birçok faiz oranı için referans oluşturuyor. Bu nedenle tahvil getirilerinin yükselmesi, şirketler ve hane halklarının finansmana erişimini de pahalılaştırıyor.

Finansal koşulların sıkılaşmasının ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği ve son dönemde rekor seviyelere yükselen hisse senedi piyasaları üzerinde de baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Avrupa’da iklim felaketleri de kamu maliyesini zorluyor

Avrupa açısından yüksek kamu harcamaları ve borç seviyelerinin yanı sıra iklim kaynaklı afetlerin bütçeler üzerinde oluşturduğu yeni maliyetler de tahvil yatırımcılarının gündeminde.

Özellikle Fransa ve İngiltere’de yüksek borç ve kamu harcamalarına ilişkin kaygılar devam ederken, aşırı hava olaylarının hükümetlerin harcamalarını daha da artırabileceği endişesi öne çıkıyor.

ING Kıdemli Faiz Stratejisti Benjamin Schroeder, yatırımcıların yalnızca petrol fiyatlarına değil daha geniş enflasyon görünümüne odaklandığını ve bunun Avrupa Merkez Bankası’nın sıkı para politikası yaklaşımını korumasına neden olduğunu belirtti.

Schroeder ayrıca Almanya’da sıcak hava dalgalarının Ren Nehri’ndeki su seviyelerini aşırı düşürmesinin tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtığına dikkat çekti.

Küresel tahvil piyasalarındaki son hareketlilik, yüksek kamu borçları, büyüyen bütçe açıkları, enerji fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon risklerinin aynı anda büyük ekonomilerin borçlanma maliyetlerini yukarı çektiğini gösteriyor. Özellikle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesine yaklaşıp yaklaşmayacağı, önümüzdeki dönemde küresel finans piyasalarının en kritik göstergelerinden biri olacak.

 

Kaynak: Reuters

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA