23 Ekim 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve E3 (İngiltere, Almanya, Fransa + İtalya katılımıyla) Dışişleri Bakanları Toplantısı; Orta Doğu ve Avrupa’daki kritik kriz alanlarına yönelik diplomatik çözüm arayışlarını ele almak amacıyla düzenlendi.
Toplantıya, Mart 2025'te kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.
İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kurulan Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. Görüşmelere İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de iştirak etti.
Toplantının Gündemi
Bölgesel iş birliği ve diyalog mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefleyen toplantılarda öne çıkan ana başlıklar şunlar oldu:
- Filistin Meselesi ve İsrail’in Eylemleri: Gazze’deki insani durum, İsrail’in işgal ve yerleşim politikaları ile Kudüs’ün statüsü.
- Hürmüz Boğazı ve Deniz Güvenliği: ABD, İsrail ve İran hattındaki askerî gerilimlerin yanı sıra Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nda seyir güvenliği ve küresel tedarik zinciri.
- Yemen’deki Gelişmeler: Husilerin ticari gemilere ve bölgesel altyapılara yönelik saldırıları.
- Rusya-Ukrayna Savaşı: Savaşın diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi imkânları ile taraflar arasında arabuluculuk ve müzakere olanakları.
Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde "bölgesel sahiplenme" ilkesinin esas alınması gerektiğine dikkat çekti. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağını vurgulayan Fidan; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
Ortak Bildiride Öne Çıkan Hususlar
Toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride ve alınan kararlarda şu hususlar vurgulandı:
- İki Devletli Çözüm Vurgusu: BM kararları doğrultusunda, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması gerektiği ve iki devletli çözümün gecikmeden uygulanması çağrısı yapıldı. Ayrıca Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması talep edildi.
- Hürmüz Boğazı ve Seyir Güvenliği: Hürmüz Boğazı’nda ve bölgesel deniz yollarında uluslararası hukuka uygun, güvenli ve engelsiz geçişin yeniden sağlanması istendi. Sivillerin, sivil altyapının ve ticari gemilerin hedef alınması kınandı.
- Yemen ve Husilere Çağrı: Yemen’deki Husilerin askerî faaliyetlerini, saldırılarını ve tehditlerini derhal durdurarak siyasi sürece dönmeleri çağrısında bulunuldu; Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti ile dayanışma mesajı iletildi.
- Diplomatik Koordinasyonun Sürdürülmesi: Çatışmaların bölgeye yayılmasını önlemek adına R4 ve E3 ülkeleri arasında temasların, istişarelerin ve iş birliğinin kesintisiz sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldı.
Zirvenin Stratejik Önemi
Küresel "Doğu" ve "Batı" aktörlerinin ilk kez tek masada buluşması bu zirvenin en ayırt edici özelliğiydi. Bu zirvenin getirdiği yeni yaklaşım şu şekilde başlıklandırılabilir:
- Farklı Blokların Buluşması: Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan R4; Orta Doğu ve İslam coğrafyasının en büyük askerî, ekonomik ve siyasi güce sahip aktörlerini kapsamaktadır. E3 grubu ise İngiltere, Almanya ve Fransa (artı İtalya) ile Avrupa’nın en güçlü diplomatik ve askerî karar vericilerini temsil etmektedir.
- Yeni Bir Çözüm Modeli: Genelde bölgesel krizlerde Batılı ülkeler kendi kararlarını dikte ederken veya Doğu ülkeleri kendi içlerinde toplanırken; bu zirvede "bölge sorunlarının bölgesel aktörlerle (R4) ve Avrupalı ortaklarla (E3) birlikte eşit statüde çözülmesi" modeli ilk kez somut bir kurumsal formata dönüştürüldü. Bu gelişme, Türkiye’nin "Bölgesel Sahiplenme" doktrininin küresel düzeye taşınması bakımından tarihi bir adım oldu.
- Türkiye’nin Merkezi Rolü: Zirvenin Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde İstanbul'da yapılması ve iki farklı eksenin bir araya getirilmesi, Türkiye'nin hem Doğu hem de Batı dünyasındaki kriz çözen "merkezi diplomatik aktör" konumunu pekiştirdi.
- Kritik Konularda Tam Mutabakat: Farklı jeopolitik çıkarlara sahip bu 8 ülkenin masadaki tüm kritik konularda tam bir görüş birliğine varmış olması formatın başarısını ortaya koydu. R4 ve E3+ ülkeleri müştereken İran’a askerî müdahaleyi reddetti; hem Karadeniz'deki tahıl/seyrüsefer koridoru hem de küresel petrol akışının kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın derhal açılması ve ticari gemilere yönelik saldırıların durdurulması konusunda bloklar arası tam fikir birliği sağlandı.
Zirvenin ardından açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin aynı masa etrafında buluşup dünyaya tek ve güçlü bir mesaj vermesinin en kritik kazanım olduğunu ifade ederek krizlere karşı tek çözüm yolunun diplomasi olduğunu bir kez daha vurguladı.