İsrail televizyonları Kanal 13 ve Kanal 15’in askeri ve siyasi kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran müzakerelerinin bir mutabakat zaptıyla sonuçlanması Tel Aviv'de şaşkınlıkla karşılandı. Uzun süredir bu görüşmelerin başarısız olacağını öngören İsrail güvenlik bürokrasisi derin bir kırılma yaşarken, İsrail Güvenlik Kabinesi'nde tansiyon yükseldi.
Kabine toplantısında bazı bakanlar ABD Başkanı Donald Trump’ı sert sözlerle hedef alarak "petrol ve para karşılığında İran'a taviz vermekle" suçladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise yoğun küresel baskılara rağmen askeri hareket serbestisini koruyacaklarını iddia ederek, "Hem Beyrut'ta hem de Tahran'da dokunulmazlık olmayacak" restini çekti. Toplantıda söz alan Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de ordunun sınır hattından geri çekilmeyeceğini ve askerlerin hayatının riske atılamayacağını vurguladı.
Washington ile Telefon Trafiği: Netanyahu Acil Görüşme Talep Etti
Tel Aviv'deki kaynaklara göre Netanyahu, anlaşma hakkında önceden sınırlı şekilde bilgilendirilmişti ve bunun kendisini iç politikada çok zor bir duruma sokacağını biliyordu. Trump’ı açıkça karşı çıkmanın ABD ile ciddi bir çatışma doğurmasından çekinen Netanyahu, kabinesine Trump ile yaptığı son telefon görüşmesinin son derece "gergin" geçtiğini ve iki lider arasında derin görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı. Ayrıca 14 Haziran'da Netanyahu ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında Lübnan’daki İsrail askeri varlığı üzerine oldukça sert bir telefon görüşmesi gerçekleştiği ileri sürüldü.
Yaşanan bu diplomatik krizi çözmek adına Netanyahu’nun, Trump’ın G7 zirvesi için Fransa’dan dönmesinin hemen ardından, önümüzdeki hafta sonu Beyaz Saray’da acil bir görüşme talep ettiği öğrenildi. Netanyahu bu zirvede; İran'ın anlaşmadaki belirsiz maddeleri kullanarak nükleer programı gizlice sürdürmesi, balistik füze kapasitesini artırması ve Hizbullah, Hamas, Husiler ile Irak'taki milisler gibi vekil güçleri üzerinden bölgesel nüfuzunu pekiştirmesine yol açacak boşlukların kapatılmasını talep edecek.
Bakanlardan ve Askeri Kanattan Ortak Direniş
Anlaşmanın detayları netleştikçe İsrail askeri kanadı da pozisyonunu sertleştirdi. Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Gazze’de "güvenlik bölgeleri" olarak tanımladığı alanlarda askeri varlığını sürdürmesinin hayati olduğunu belirterek geri çekilme politikasını kesin bir dille reddetti. Gallant, İran’dan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı en güçlü askeri yanıtın verileceğini söyledi.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise bu mutabakatın egemen bir devlet olan İsrail'i asla bağlamayacağını ve kendi güvenlik kararlarını bağımsızca almaya devam edeceklerini yineledi. Şarku’l Avsat’ın İsrail basınından aktardığı değerlendirmelerde ise Trump’ın Netanyahu’ya karşı daha sert bir tutum benimsediği ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yorumları öne çıktı.
Muhalefet Tek Cephe Oldu: "Stratejik Bir Başarısızlık"
Netanyahu hükümetine yönelik en ağır eleştiriler ise iç siyasette normal şartlarda yan yana gelmesi zor olan muhalefet liderlerinin bu konuda tek ses olmasıyla geldi. Gelişmeyi tam bir "stratejik başarısızlık" olarak nitelendiren eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz, İsrail’in farklı cephelerde çok daha zorlu ve yeni bir mücadele dönemine girdiğini savundu. Muhalefet liderlerinden Yair Golan ise anlaşmanın tamamen İsrail’in dışlanarak Washington ve Tahran arasında kotarıldığını vurgularken, bu durumun sahadaki askeri kazanımları zayıflattığını söyledi.
Süreci İsrail güvenliği için tehlikeli bir dönüşüm olarak tanımlayan eski Başbakan Naftali Bennett de acilen yeni bir siyasi liderliğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Hükümete yönelik eleştiriler askeri kanadın eski isimleriyle derinleşirken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot mutabakatın İsrail’in stratejik çıkarları tamamen göz ardı edilerek şekillendiğini ifade edip kabineyi strateji ve liderlik eksikliğiyle suçladı. Muhalefetin sert isimlerinden Avigdor Lieberman ise mevcut yönetimin basiretsizliği nedeniyle ülkenin aynı anda güvenlik, siyaset ve ekonomi krizine sürüklendiğini iddia etti.
Cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde resmi olarak imzalanması beklenen mutabakat zaptı öncesinde, ABD'li üst düzey yetkililer anlaşmanın İsrail'in Lübnan'ın güneyinden çekilmesini dayatmadığını ve Tel Aviv'in "kendini savunma hakkını" koruyacağını iddia etse de, Tel Aviv'deki askeri ve siyasi tüm karar alıcılar Washington tarafından yalnız bırakıldıkları hissiyatını paylaşıyor.
Diğer İçerikler