İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da düzenlenen cenaze törenleri kapsamında Lübnan, Filistin ve Yemen'den gelen bölgesel direniş gruplarının temsilcileriyle bir araya geldi.
Görüşmeler, İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney için düzenlenen altı günlük cenaze programı sırasında gerçekleştirildi. Törenlere İran genelinden milyonlarca kişinin katıldığı bildirildi.
Hizbullah Heyeti Tahran'da
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım tarafından gönderilen ve eski Bakan Muhammed Fneiş'in başkanlık ettiği Hizbullah heyeti, İran yönetimine taziyelerini sundu.
Fneiş, İran'ın ABD ve İsrail saldırıları karşısında gösterdiği direnişi överken, Washington ile varılan mutabakat sürecinde İranlı müzakerecilerin rolünü de takdir etti. Görüşmede Lübnan'ın egemenliği ve İsrail saldırılarının durdurulması konuları da ele alındı.
Arakçi ise Hizbullah'ın İsrail'e karşı direnişini Lübnan ve İslam dünyası açısından önemli gördüklerini belirterek, İran'ın direniş hareketlerine desteğini sürdüreceğini ifade etti.
Amal Hareketi, Hamas ve Yemen Heyetiyle Görüşmeler
Arakçi ayrıca Lübnan'daki Amal Hareketi temsilcileriyle de bir araya geldi. Hareket adına görüşmeye katılan Halil Hamdan, İran halkına ve yönetimine taziyelerini ileterek, Tahran'ın Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğe teşekkür etti.
Yemen'den gelen Başbakan Yardımcısı Celal er-Ruveyşan ile yapılan görüşmede ise Yemen'deki savaş, abluka ve barış yol haritası değerlendirildi. Arakçi, İran'ın Yemen üzerindeki ablukanın kaldırılması ve barış sürecinin ilerletilmesi için diplomatik araçları kullanmaya hazır olduğunu söyledi.
Hamas Siyasi Büro Başkanı Muhammed Derviş de Arakçi ile görüşen isimler arasında yer aldı. Derviş, Hamaney'in Filistin davasına verdiği desteği hatırlatarak, İran'ın İsrail'e karşı direniş eksenindeki rolünü övdü.
Arakçi ise İran'ın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devleti hedefini desteklemeye devam edeceğini belirtti.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi-Genel Komutanlık Genel Sekreteri Talal Naci ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Başkan Yardımcısı Cemil Mezher de Arakçi ile görüşerek İran yönetimiyle dayanışma mesajı verdi.
İran, ABD ile Mutabakatı “Direniş Ekseni” İçin Siyasi Zafer Olarak Sunuyor
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının “Direniş Ekseni” açısından siyasi ve askeri bir kazanım olduğunu savundu. Galibaf, Washington ve Tel Aviv'in bu anlaşmayla İran'ın bölgesel müttefiklerini fiilen tanımak zorunda kaldığını öne sürdü.
İran devlet haber ajansı IRNA'ya göre, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Tahran'da Yemen'deki Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Başkan Yardımcısı Muhammed en-Nuaymi ile bir araya geldi. Görüşme, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenleri sırasında gerçekleştirildi.
Galibaf, görüşmede ABD ile imzalanan mutabakatın İran ve müttefikleri açısından stratejik bir başarı olduğunu belirterek, “ABD ve İsrail, son mutabakat kapsamında İran'ın Direniş Ekseni'ndeki müttefiklerini fiilen tanımak zorunda kaldı. Bu, mutabakatın kazanımlarından biridir.” ifadelerini kullandı.
“ABD İçin Yenilgi, Direniş Cephesi İçin Kazanım”
Galibaf, İran ve Direniş Ekseni'nin ABD ile İsrail'e karşı birlikte durduğunu savunarak, söz konusu mutabakatı Washington açısından bir yenilgi, Direniş Cephesi açısından ise hem askeri hem siyasi bir kazanım olarak nitelendirdi.
İranlı yetkili ayrıca İslam ülkeleri arasında daha güçlü bir birlik kurulması gerektiğini belirterek, bölgenin ABD ve İsrail etkisinden kurtarılması için ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu.
Husilere Övgü
Galibaf, görüşmede Yemen'deki Husileri ve Yemen halkını da övdü. Husilerin “uluslararası hukuk ihlallerine ve baskıya karşı direniş gösterdiğini” savunan Galibaf, Yemen'in ekonomik, askeri ve siyasi alanlarda Direniş Ekseni'nin bütünleşik gücünü ortaya koyduğunu söyledi.
Husi yetkili Muhammed en-Nuaymi ise İran ile Yemen'deki hareket arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekerek, son savaşta İran'da yaşananların tüm Direniş Cephesi için bir “düşünce okuluna” dönüştüğünü ifade etti. Nuaymi, Yemen ve İran'ın “İslam ümmeti için aynı siperde” durduğunu söyledi.
Diğer İçerikler