İngiltere hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’da kurulan İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara ve bu bölgelerde yürütülen ticarete yönelik yeni kısıtlamalar açıklamaya hazırlanıyor.
Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın Avam Kamarası’nda duyurması beklenen önlemlerin, yerleşimlerden gelen tarım ürünlerinin yanı sıra mal ve hizmet ticaretini de kapsaması bekleniyor.
Londra yönetimi ayrıca İsrail’in Doğu Kudüs’ü Filistin topraklarından koparmayı hedefleyen E1 bölgesinde yaklaşık 1200 yeni konut için ihaleye çıkmasına tepki gösterdi. İngiltere, bu girişimin iki devletli çözüm ihtimalini baltaladığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini açıkladı.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın hazırlanan yaptırım planına ilişkin uluslararası liderleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ı bilgilendirdiği de belirtildi.
Filistin topraklarındaki yerleşim politikasına ekonomik bedel çıkarılması ihtimali, Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı isimlerini adeta çileden çıkardı.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İngiltere’ye misilleme yapılmasını isteyerek Falkland Adaları meselesini gündeme taşıdı.
Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya adaların Arjantin toprağı olarak tanınması çağrısı yaptı ve İngiltere’nin Falkland’daki hakimiyetini “işgal” olarak nitelendirdi.
İşgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini savunan Ben-Gvir’in, Londra’ya saldırırken bir anda “işgal karşıtı” bir söyleme sarılması ise Tel Aviv yönetiminin çifte standardını çarpıcı biçimde ortaya koydu.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de İngiltere’ye yönelik saldırgan söylemlere katıldı.
Smotrich, İngiltere’nin İsrail Büyükelçisi Simon Walters’ın derhal sınır dışı edilmesini istedi ve Londra yönetiminin kendi ekonomik ve toplumsal sorunlarını örtmek için İsrail’e saldırdığını ileri sürdü.
Aşırı sağcı bakan, “İngiliz mandası sona ermiştir” sözleriyle İngiltere’ye meydan okudu.
İngiltere’nin daha açıklanmadan Tel Aviv’de bu denli sert tepki doğuran yaptırım planı, İsrail yönetiminin Batı Şeria’daki politikalarının uluslararası alanda giderek daha fazla baskıyla karşılaştığını gösterdi.
Diplomatik tartışmalar sürerken sahada ise Filistinliler hayatını kaybetmeye devam ediyor.
el-Mugayyir köyünde bir erkek okulunun çevresi işgalci odakları tarafından kuşatılırken, bu yıl aralarında üç öğrencinin de bulunduğu altı Filistinli hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025’in başından 2026 Temmuzunun sonuna kadar Batı Şeria’da İsrail güçleri veya işgalciler tarafından 316 Filistinli öldürüldü, 5 bin 600’den fazla kişi yaralandı.
BM Soruşturma Komisyonu ise saldırıların Filistinlileri topraklarından sürmek amacıyla çocukları kasten hedef alan bir stratejiye dönüştüğünü bildirdi.
İsrail Meclisi verileri, ülke dışında yaşayan İsraillilerin geri dönüşünde de ciddi düşüş yaşandığını ortaya koydu.
2009’da 10 bin 903 kişi İsrail’e dönerken bu sayı 2025’te yüzde 58 azalarak 4 bin 483’e düştü.
Meclis bünyesindeki komisyon ayrıca yaklaşık 1 milyon İsraillinin yurt dışında yaşadığının tahmin edildiğini açıkladı.
Londra’nın hazırladığı yeni yaptırımlar böylece yalnızca ekonomik bir adım değil, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’daki işgal ve yerleşim politikasına yönelik giderek büyüyen uluslararası tepkinin yeni bir halkası haline geliyor.
Kaynak: TRT Haber
Diğer İçerikler