İngiltere’nin de İçinde Bulunduğu 12 Ülkenin İsrail’e Yaptırım Kararına Trump’tan Sessiz Destek

İngiltere öncülüğünde 11 Batılı ülkenin İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerine karşı aldığı yaptırım kararı sonrası gözler Washington’a çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Londra’nın kararına karşı çıkmadığı belirtildi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

ABD yönetiminin, İngiltere öncülüğünde 11 Batılı ülkenin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerine karşı aldığı yeni yaptırım kararına itiraz etmediği bildirildi.

Axios’un haberine göre, İngiltere’nin İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik ithalat kısıtlaması getirmesinin ardından Netanyahu yönetiminin İngiliz Konsolosluğu ve diplomatlara karşı aldığı misilleme kararları, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırdı. Yaşanan gelişmeler sırasında Washington’ın sergilediği tutum ise ABD ile İsrail arasında belirginleşen görüş ayrılığını ortaya koydu.

İngiltere, salı günü yaptığı açıklamada Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin inşasında rol alan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanacağını duyurdu. Londra ayrıca bu yerleşimlerden ithal edilen ürünlere yönelik yasak getireceğini açıkladı. Kararın, İsrail hükümetinin Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki bağlantıyı kesebilecek ve kurulması muhtemel bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü zedeleyebilecek E1 bölgesindeki yerleşim planını ilerletmesine tepki olarak alındığı belirtildi.

E1 bölgesindeki yerleşim faaliyetleri, önceki Cumhuriyetçi ve Demokrat ABD yönetimleri tarafından da uzun süredir eleştiriliyordu.

11 Ülkeden İngiltere’nin Yaptırım Kararına Destek

İngiltere’nin girişimine Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç destek verdi.

11 ülke tarafından yayımlanan ortak açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ticaretine yönelik ulusal düzeyde kısıtlamalar uygulanmasının ve Avrupa genelindeki benzer tedbirlerin desteklenmesinin planlandığı ifade edildi.

İngiltere ve diğer ülkelerin adımlarına tepki gösteren Netanyahu hükümeti ise Doğu Kudüs’te Filistin Yönetimi ile ilişkilerin yürütülmesinden sorumlu İngiliz Konsolosluğu’nun kapatılmasına karar verdi. İsrail ayrıca ABD öncülüğündeki Gazze Görev Gücü’nde bulunan İngiliz diplomat ve askeri personelin ülkeden çıkarılacağını açıkladı ve Batı Şeria’daki İngiliz askeri eğitim misyonunu sona erdirdi.

Trump’tan itiraz gelmedi

Diplomatik kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Andy Burnham, yaptırım kararını açıklamadan önce ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.

Görüşmeye ilişkin bilgi sahibi iki kaynak, Trump’ın İngiltere’nin kararına karşı çıkmadığını ve Londra’dan söz konusu adımı geri çekmesini istemediğini aktardı.

ABD’li yetkililerin ayrıca İngiliz mevkidaşlarına, uygulanan yaptırım yönteminin tüm ayrıntılarına katılmasalar da Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’daki politikalarına ilişkin kaygıları paylaştıklarını ilettiği belirtildi.

Marco Rubio: İngiltere’nin yaptığı şeyi biz yapmayacağız

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İngiltere’nin kararına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Rubio yaptığı açıklamada, “Bizi bu konuda çok uyardılar. Herhangi bir açıklamamız yok. Açıkçası bunlar onların aldığı kararlar. Başkanın da geçmişte dile getirdiği gibi, bölgede bu kadar çok şey yaşanırken Batı Şeria'da istikrarsızlaştırıcı hiçbir şey görmek istemiyoruz. Bunun, Gazze konusundaki ilerleme sağlama kabiliyetimiz, 20 maddelik plan ve çok kararlı olduğumuz barış kurulu üzerinde de etkileri olacağını düşünüyoruz. Açıkçası İngiltere'nin yaptığı şeyi biz yapmayacağız. Yaptıkları açıklamayı gördük ama şu anda bu konuda bir yorumum yok.” sözlerine yer verdi.

İsrail’in giriş yasağına Corbyn’dan sert tepki

İsrail’in ülkeye girişini yasakladığı 11 İngiliz milletvekilinden biri olan Jeremy Corbyn, karara tepki gösterdi. Corbyn, İsrail’in Filistin politikalarını eleştirerek Gazze’de yaşananlara ilişkin uluslararası soruşturma ve basın erişiminin önemine dikkat çekti.

Jeremy Corbyn: "Filistin'in her yerini birçok kez ziyaret ettim ve işgalin dehşetine, aynı zamanda Filistin halkının direncine ve insanlığına tanık oldum. İsrail'in ayrımcılığından en çok onlar etkileniyor. Özgürlükleri vahim bir şekilde kısıtlanıyor, binlerce Filistinli mültecinin geri dönüş hakkı da reddediliyor. Dünya Gazze'deki soykırıma uyanırken, İsrail'in BM araştırmacılarına ve uluslararası gazetecilere giriş izni vermemeye devam etmesi şok edici. İsrail dünyanın yaptıklarını görmesini istemiyor ama biz gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik çabalarımızdan asla vazgeçmemeliyiz. Asıl skandal bu. İsrail'in soykırımı cezasız kalamaz ve ben Filistin halkı için barış, özgürlük ve adalet için konuşmaya devam edeceğim." ifadelerini kullandı.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA