Uluslararası Para Fonu (IMF), yayımladığı yeni analizde son yıllarda dünya genelinde devletlerin özel sektör varlıklarını kontrol altına alma eğiliminin hızla arttığına dikkat çekti. IMF'nin Finance & Development (F&D) dergisinde tarihçi Nicholas Mulder imzasıyla yayımlanan makalede, mevcut sürecin son yüzyılın dördüncü büyük millileştirme dalgası olduğu vurgulandı.
Raporda, hükümetlerin son 50 yılın en hızlı temposuyla özel şirketleri ve stratejik sektörleri kamulaştırdığı belirtilirken, bu sürecin küresel ekonomik dengeleri yeniden şekillendirebileceği ifade edildi. Mulder, yalnızca 2016-2026 döneminde değeri 239 ila 544 milyar dolar arasında değişen özel sektör varlığının devlet kontrolüne geçtiğini kaydetti.
Avrupa'dan Rusya'ya Geniş Kapsamlı Millileştirmeler
Analizde, 2020 yılından itibaren Fransa ve Almanya'nın enerji ve kamu hizmeti şirketlerini devlet kontrolüne aldığı, Fransa'nın Avrupa'nın en büyük tersanelerinden birini kamulaştırdığı, Birleşik Krallık'ın ise demiryolu ve çelik sektörünü yeniden millileştirdiği belirtildi. Rusya'nın da 2022 yılından bu yana limanlar, fabrikalar ve tüketim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde 48 milyar dolardan fazla varlığa el koyduğu aktarıldı.
Raporda ayrıca ABD'nin ülkenin tek yerli nadir toprak elementi üreticisinde çoğunluk hissesi elde ettiği, birçok ülkenin ise lityum, altın, uranyum, nikel ve palmiye yağı gibi stratejik kaynakları devlet kontrolüne aldığı ifade edildi.
Jeopolitik Rekabet ve Enerji Dönüşümü Etkili Oldu
IMF analizine göre mevcut millileştirme dalgasının arkasında jeopolitik gerilimler, emtia piyasalarındaki dalgalanmalar, enerji dönüşümü ve hükümetlerin daha müdahaleci ekonomi politikalarına yönelmesi bulunuyor. Raporda, bu eğilimin kısa vadede sona ereceğine dair herhangi bir işaret görülmediği belirtilirken, uluslararası ticaret ve yatırım akışlarının tamamen durmayacağı ancak jeopolitik bloklar doğrultusunda yeniden şekilleneceği değerlendirmesi yapıldı.
Son 100 Yılın Dördüncü Büyük Millileştirme Dalgası
Nicholas Mulder, mevcut sürecin son yüzyıldaki dördüncü büyük millileştirme dalgası olduğunu belirterek, daha önce benzer süreçlerin 1930'lardaki Büyük Buhran, İkinci Dünya Savaşı sonrası karma ekonomi dönemi ve 1970'lerdeki enerji krizleri ile sömürgecilik sonrası dönemde yaşandığını hatırlattı. Rapora göre günümüzde yaşanan yeni dalga ise jeoekonomik rekabet, stratejik kaynaklar üzerindeki mücadele ve ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle önceki dönemlerden farklı özellikler taşıyor.