Hiçbir Dine Saygıları Yok: İsrail'in En Üst Düzey Yahudi Dini Kurumu, İsa Heykelinin Parçalanmasını 'Kınamayı Reddetti'

İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde bir askeri tarafından Hz. İsa heykelinin parçalanması üzerine en üst düzey dini makamdan beklediği desteği alamadığı ortaya çıktı. İsrail Başhahamlığı olayı kınamayı reddetti.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrail ve Lübnan hattında devam eden askeri hareketlilik sırasında yaşanan bir inanç saldırısı, İsrail devletinin en üst düzey dini kurumu ile ordusu arasında kriz çıkardı. Lübnan’ın güneyindeki Debel köyünde bir İsrail askerinin Hz. İsa heykelini parçaladığı görüntülerin infial yaratması üzerine, İsrail ordusu (IDF) durumu yatıştırmak için devreye girdi. Ordu yetkililerinin, İsrail’deki en yüksek Yahudi dini otoritesi olan Başhahamlık'tan bu eylemin Yahudi hukukuna (Halaha) aykırı olduğuna dair resmi bir kınama yayımlamasını talep ettiği ancak Başhahamlığın bu talebi kesin bir dille geri çevirdiği bildirildi.

İsrail Ordu Radyosu tarafından paylaşılan haberde, Başhahamlığın olayı kınamak yerine, gelecekte benzer durumların yaşanması halinde ordunun propaganda aygıtı olan "Hasbara" ile koordinasyon içinde hareket etme teklifinde bulunduğu aktarıldı. İsrail ordusu ise bu gelişmeyi inkar etmeyerek, dini bir sembole verilen zararın hassasiyeti nedeniyle çeşitli seçeneklerin değerlendirildiğini ancak bazılarının hayata geçirilmediğini açıklamakla yetindi. Heykeli parçalayan ve o anları kayda alan iki askerin ordudan ihraç edilerek 30 gün askeri hapse mahkum edildiği belirtilse de, dini kurumun sessizliği "saygısızlığın kurumsallaşması" olarak yorumlandı.

Olay, İsrail ordusu içerisinde dindarlığın ve aşırı sağcı akımların artan etkisini yeniden gündeme getirdi. Haaretz yazarı Yossi Klein, orduda seküler ve dindar askerler arasındaki makasın açıldığını belirterek, "militarizm ile dindarlığın birleşmesinin, gerçek bir hedef olmadığında dahi savaşacak yeni gerekçeler yarattığını" savundu. Özellikle yerleşimci hareketiyle bağlantılı olan dini okulların (Yeşivalar) ordu üzerindeki baskısı, kadınların zırhlı birliklerde görev yapmasına dair Yüksek Mahkeme kararının ardından daha da belirginleşti. Radikal hahamların, ordunun laik yapısına karşı yürüttüğü bu kampanya, diğer dinlere ait sembollere yönelik saldırıların da önünü açıyor.

Hristiyan dünyasında büyük öfkeye yol açan heykel saldırısı, İsrail'in bölgedeki Hristiyan varlığını ve sembollerini silmeye yönelik sistematik politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Gazze’deki yıkımlar sırasında Filistinli evlerini buldozerlerle yerle bir eden Haham Avraham Zarbiv gibi figürlerin kahramanlaştırılması, ordunun mevcut "yıkım" kültürünün dini meşruiyetle beslendiğini gösteriyor. Givati Tugayı komutanlarının bu radikal isimleri tugayın "sesi" olarak tanımlaması, Güney Lübnan ve Gazze’deki operasyonların insani ve dini değerlerden uzaklaştığına dair eleştirileri güçlendiriyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA