Hicaz Demiryolu’nun Stratejik ve Teknik Özelliklerini Suudi Arabistanlı Dr. El-Seban Anlattı

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında Riyad'da imzalanan tarihi ulaştırma ve lojistik anlaşmasının yankıları sürüyor. Projenin perde arkasını ve stratejik önemini değerlendiren Suudi Arabistan eski Enerji Bakanı Kıdemli Danışmanı Dr. Muhammed el-Seban, yeni demiryolu projesinin küresel krizlere karşı korunaklı, tarihi Hicaz Demiryolu ruhunu canlandıran bir "kurtarıcı hat" olacağını açıkladı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ile Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Saleh bin Nasser Al-Jasser arasında imzalanan iki kritik mutabakat zaptının ardından, projenin küresel jeopolitikteki yeri netleşmeye başladı. TRT Arabi kanalına konuk olan ünlü ekonomist Dr. Muhammed el-Seban, Körfez ve Kızıldeniz'deki mevcut risklere dikkat çekerek bu işbirliğinin stratejik önemini şu sözlerle aktardı:

"Hürmüz Boğazı ve Babulmendep gibi küresel ticaretin şah damarı olan noktalarda yaşanan mevcut askeri ve siyasi sorunlar göz önüne alındığında, Türkiye ile Suudi Arabistan'ı birbirine bağlayan bu ek lojistik hatların varlığı, gelecekteki güvenlik risklerini büyük ölçüde azaltacaktır."

Körfez bölgesindeki petrol, gübre ve ham madde ihracatında yaşanan tıkanmaların dünyada gıda ve enerji krizini körüklediğini belirten el-Seban, Suudi Arabistan’ın kendi içindeki Abkayk-Yanbu hattının yetersiz kaldığını vurguladı. Mevcut yerel hattın kapasitesinin günlük 7 milyon varille sınırlı olduğunu ve sadece petrol taşıyabildiğini ifade eden Suudi danışman, "Türkiye ile yapılacak demiryolu hattı ise petrol ve gazın yanı sıra gübre ve gıda gibi hayati ürünlerin Umman, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye'ye, oradan da Akdeniz vasıtasıyla dünyaya ulaştırılmasını sağlayacak. Bu hat, ihracat için küresel krizlerden etkilenmeyen güvenli bir liman sunuyor" dedi.

Tarihi Hicaz Demiryolu Ruhu Yeniden Canlanıyor

Atılan bu adımın, Osmanlı döneminde inşa edilen ve bölgeyi birbirine bağlayan 100 yılı aşkın geçmişe sahip tarihi Hicaz Demiryolu projesini anımsattığını söyleyen Dr. el-Seban, projenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölge ülkeleri arasındaki siyasi entegrasyonu ve dostluk ilişkilerini de en üst düzeye çıkaracağını ifade etti.

"Maliyet Yarı Yarıya Paylaşılacak, İki Yılda Tamamlanacak"

Projenin teknik takvimi ve finansman modeline ilişkin de çok net bilgiler paylaşan Dr. Muhammed el-Seban, inşaat sürecinin oldukça hızlı ilerleyeceğini öngördüklerini belirtti. Finansman noktasında herhangi bir likidite sorunu yaşanmayacağını kaydeden el-Seban, şunları söyledi:

"Gerekli sermaye halihazırda mevcut ve bu süreçte bürokratik ya da finansal büyük zorluklar yaşanmadan hedefe ulaşılacaktır. Projenin inşaatı ve tam anlamıyla uygulamaya konulmasının yaklaşık iki yıl süreceğini öngörüyorum. Finansman yükü, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yarı yarıya (%50 - %50) paylaşılacak. Bu proje sadece Körfez ülkeleri için bir çıkış kapısı değil, enerji kaynaklarına güvenli erişim ve ham madde ticareti açısından Türkiye için de hayati bir öneme sahip. Bu hat, kriz zamanlarında bölge ülkeleri için tam anlamıyla bir kurtarıcı rolü üstlenecek."

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA