İran, 28 Şubat’ta başlayan ABD saldırılarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatarak Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Irak petrolünün dünya pazarına arzını engellemeye çalıştı ve küresel bir enerji kaosu yaratma stratejisi izledi. Bu strateji kısmen başarılı oldu: Hürmüz’ü kapatan İran; petrol fiyatlarını yükseltti, küresel enerji piyasasını ciddi şoka soktu, ABD ve Körfez ülkelerinin tanker güvenliği maliyetlerini artırdı. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre savaşın ilk döneminde Hürmüz'den petrol akışı, savaş öncesindeki yaklaşık 20 milyon varil/gün seviyesinden Mart-Mayıs döneminde ortalama 2,7 milyon varil/güne kadar düştü.
Ancak Eylül ayına gelindiğinde Körfez ülkeleri alternatif güzergâhlarla ihracatlarını toparlamaya başladı. Körfez ülkelerinin toplam petrol ihracatı yaklaşık 15,5 milyon varil/güne yükselerek savaş öncesi seviyenin %80'ine ulaştı. Suudi Arabistan'ın toplam ihracatı ise Eylül ayında yaklaşık 6,9 milyon varil/güne çıktı.
Hürmüz ablukasını aşmak için Suudi Arabistan, Doğu-Batı Boru Hattı ile petrolünü Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na aktardı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise petrolünü Hürmüz'e hiç girmeden doğrudan Hint Okyanusu'na bağlanan Habshan-Fujairah boru hattı üzerinden ihraç ederek krizi en hafif atlatan ülke oldu. Umman Denizi'ne çıkan hattın mevcut kapasitesi yaklaşık 1,5 - 1,8 milyon varil/gün civarında bulunuyor. BAE, kendi petrolünün yaklaşık 1,1 milyon varil/günlük bölümünü bu sistemden geçiriyor. Abu Dabi yönetimi, ikinci bir batı-doğu petrol hattını hızlandırarak Hürmüz'ü bypass etme kapasitesini yaklaşık 1,8 milyon varil/günden 3,6 milyon varil/güne çıkarmayı hedefliyor. Her iki ülke de gemiden gemiye ham petrol aktarımları (STS) gerçekleştirerek sevkiyatlarını sürdürüyor.
Irak’a gelince; ülke, Hürmüz’e alternatif olarak petrol ihracatını Türkiye/Ceyhan ve Suriye/Banyas limanlarına kaydırmaya yönelik çaba gösteriyor.
Ancak LNG ihracatında ablukanın yarattığı sıkıntı hâlen devam ediyor. Katar'ın LNG ihracatının yaklaşık %93'ü, BAE'nin LNG ihracatının ise yaklaşık %96'sı Hürmüz'e bağımlı durumda. Küresel LNG ticaretinin yaklaşık %19'unu gerçekleştiren bu iki ülke, Hürmüz’ü bypass edecek alternatif LNG taşımacılığı yolları arıyor.
Hürmüz Stratejisi İran’ı Vurmaya Başladı
Körfez ülkeleri petrol ihracatını alternatif yollardan artırarak eski seviyesine yaklaştırırken, ablukadan en fazla zarar gören taraf İran oldu. Savaş öncesinde İran yaklaşık 2 milyon varil/gün ham petrol ihraç ediyordu. ABD deniz ablukasının etkisiyle İran'ın ham petrol yüklemeleri Ağustos ayında yaklaşık 220-255 bin varil/güne, Eylül ortasında ise bazı tahminlere göre 210 bin varil/güne kadar geriledi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve baskı aracı olarak kullanma stratejisi, ekonomik ve jeopolitik açılardan kendisini vuran sonuçlar üretmeye başladı. İhracatı %85-90'lık bir kayba uğradı, döviz gelirleri çöktü ve Çin pazarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. İran ekonomisinin tek can damarı olan petrol ihracatının durma noktasına gelmesiyle İran riyali serbest piyasada çakıldı; 1 Dolar 2.500.000 riyale ulaştı. İçeride gıda ve yakıt fiyatlarındaki artış, bozulan dış ticaret dengesiyle birleşerek ülke içi sosyal ve ekonomik huzursuzluğu tetikledi.
Gelinen noktada; İran’ın Hürmüz'ü baskı aracı olarak kullanma stratejisi, bir yandan gelecekte Hürmüz'ün stratejik değerini azaltacak sonuçlar doğururken, diğer yandan kendi ekonomisini felç edecek ağır maliyetler üretmiş görünüyor.
Diğer İçerikler