Fransa’da son yılların en ciddi sivil huzursuzluklarından biri yaşanırken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un siyasi hareket alanı daraldı. Cumartesi günü başlayan olaylarda çok sayıda iş yeri ve kamu binası yağmalanıp tahrip edilirken, şiddet olayları ikinci gece de devam etti. Başbakan Sébastien Lecornu, olayların ardından bazı bölgelerde sokağa çıkma yasakları ilan etti.
Macron’un karşı karşıya kaldığı krizin temelinde siyasi tıkanıklık, ekonomik baskılar ve kamu düzeninin sağlanmasındaki güçlükler bulunuyor. 2018-2019 yıllarında Sarı Yelekliler protestoları sırasında milyarlarca avroluk ekonomik tavizlerle toplumsal öfkeyi yatıştırmaya çalışan hükümetin, bu kez artan kamu borcu ve parlamentodaki siyasi parçalanma nedeniyle benzer adımlar atmakta zorlandığı belirtiliyor.
Macron’un 2024’te erken parlamento seçimleri düzenleme kararı da mevcut siyasi çıkmazın önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Eski müttefikleri, bu kararın cumhurbaşkanının otoritesini zayıflattığını ve ülkenin yönetilmesini güçleştirdiğini savunuyor.
Aşırı sağın yükselişi ve siyasi belirsizlik
Ülkedeki huzursuzluğun, 2027’de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde aşırı sağcı Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen’e siyasi avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Le Pen, yaşanan olayların ardından Macron yönetimini eleştirerek kendisini kamu düzenini yeniden sağlayabilecek bir lider olarak konumlandırdı.
Eski Başbakan Édouard Philippe de Macron’un kriz karşısındaki tutumunu eleştirerek ülkenin yönetilmesi ve kamu düzeninin yeniden sağlanması gerektiğini belirtti. Bununla birlikte, kamuoyu yoklamalarına ilişkin aktarılan değerlendirmeler, Philippe’in seçim yarışında aşırı solcu Jean-Luc Mélenchon’un gerisinde kaldığını ve bu durumun Le Pen’in olası seçim başarısı açısından önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Macron yönetimi ise İçişleri Bakanı’nın istifasını kabul etmeyerek istihbarat faaliyetleri ve polis hazırlığındaki aksaklıkların incelenmesi talimatını verdi. Ancak hükümetin olayları kontrol altına almakta zorlanması, siyasi eleştirilerin artmasına neden oldu.
Ekonomik baskılar ve piyasalardaki endişe
Fransa’daki şiddet olayları, ülkenin ekonomik sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı. Artan kamu borcu ve bütçe açığını azaltma çabaları nedeniyle baskı altında bulunan hükümetin, toplumsal talepler ile finans piyasalarının harcamaların kısıtlanmasına yönelik beklentileri arasında kaldığı belirtiliyor.
Yaşanan gelişmeler yatırımcıların da endişelenmesine yol açarken, siyasi belirsizliğin Fransa’nın ekonomik görünümüne ilişkin riskleri artırdığı değerlendiriliyor.
Macron, ekonomik baskıları hafifletmek ve yakıt tedarikini güvence altına almak amacıyla gerçekleştirdiği Körfez turu kapsamında Kuveyt’e gitti. Ancak ülkedeki olaylar sürerken yurt dışı ziyaretine devam etmesi, muhalifleri tarafından eleştirildi. Olaylardan kısa süre önce eşi Brigitte Macron ile Céline Dion konserine katıldığına ilişkin görüntüler de sosyal medyada tartışma konusu oldu.
Erken ayrılık tartışmaları
Krizin derinleşmesiyle Macron’un görev süresi dolmadan istifa etmesi ihtimali de siyasi çevrelerde tartışılmaya başlandı. Eski milletvekili Jean-Baptiste Moreau, mevcut siyasi çıkmazın aşılması ve uzun süreli belirsizliğin önlenmesi amacıyla Macron’a görevinden düzenli bir erken ayrılışı değerlendirmesini önerdiğini açıkladı.
Macron’un görev süresinin son aylarına girerken siyasi desteğinin azalması, ekonomik baskılar ve kamu düzenine ilişkin sorunlar, Fransa’daki krizin temel unsurları olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Reuters
Diğer İçerikler
Fransa’dan Sonra Protestolar Arnavutluk’a Sıçradı: On Binlerce Hükümet Karşıtı Genç S..
AB, Avrupa’ya Göçü Durdurmak için Doğu Libya Yönetimiyle 29 Milyon Euroluk Destek Anl..
Fransa’da Hükümetin Vaatlerine Rağmen Belirsizlik Sürüyor, Protestolar Artarak Devam ..