ABD yargı sisteminde 2019 yılından bu yana bekletilen ve FETÖ militanlarının sağladığı sahte delillerle kumpas davasına dönüştürülen Halkbank davası, 7 Mart 2026 tarihinde resmen düştü. New York Güney Bölge Mahkemesi'nde görülen davada hakim, Halkbank’ın bir kamu kuruluşu olması hasebiyle "Yabancı Egemen Bağışıklık Yasası" (FSIA) kapsamında yargılanamayacağına dair sunulan hukuki argümanları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına yönelik ihlal iddialarını yerinde bularak davanın sonlandırılmasına karar verdi.
Karar metninde, davanın devam etmesinin uluslararası hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığı ve bankanın ticari faaliyetlerinin "kamusal hizmet" niteliği taşıdığı vurgulandı. Türkiye’nin hukuk ekibi, davanın en başından beri FETÖ unsurları tarafından manipüle edildiğini, sahte belgelerin FBI ve ABD savcılarına servis edilerek Türkiye’nin finansal sistemine darbe vurulmak istendiğini mahkeme kayıtlarına geçirmişti.
Halkbank tarafından yapılan resmi açıklamada, "Adalet yerini bulmuştur. Bankamızın ve ülkemizin itibarını hedef alan bu siyasi kumpas, hukuk duvarına çarpmıştır" ifadeleri kullanıldı. Davanın düşmesiyle birlikte, Halkbank üzerindeki olası milyarlarca dolarlık ceza riski ve uluslararası finans piyasalarındaki kısıtlama tehditleri de tamamen ortadan kalktı.
Davanın düştüğü gün, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise bu sonucun, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik saldırıların başarısızlığa uğradığının bir kanıtı olduğu belirtildi. 2026 Mart ayı itibarıyla Türkiye’nin küresel finans sistemindeki konumu bu kararla güçlenirken, ABD ile Türkiye arasındaki en büyük diplomatik kriz başlıklarından biri de tarihe karışmış oldu.