Doğu Akdeniz’de Boru Hatları ve Ticaret Rotalarının Savaşı: Türkiye ve İsrail Arasında Büyüyen Bölgesel Rekabet

Londra merkezli Al Majalla dergisinde yayımlanan kapsamlı bir analize göre Doğu Akdeniz; enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve küresel ticaret koridorlarının kesiştiği en sert jeopolitik rekabet alanlarından birine dönüştü. Eski iki müttefik olan Türkiye ve İsrail, bölgedeki nüfuzlarını artırmak ve Avrupa, Orta Doğu ile Asya’yı birbirine bağlayan kilit birer merkez haline gelmek için boru hatları ve altyapı projeleri üzerinden amansız bir mücadele yürütüyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Türkiye, Avrupa’yı Kafkasya, Orta Asya ve Basra Körfezi’ne bağlayan en kritik kara köprüsü konumunu koruyor. Ankara’nın stratejisi, Doğu Akdeniz’deki geniş deniz yetki alanlarını savunan Mavi Vatan doktrini ile bölgeler arası ulaştırma ve enerji yatırımlarını birleştirmek üzerine kurulu. Güney Gaz Koridoru, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve TANAP (Doğu Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı) gibi devasa projelerin yanı sıra Çin’den başlayan Orta Koridor ve Irak-Türkiye boru hattı Ankara'nın bu iddiasını güçlendiriyor. Ayrıca Katar-Türkiye gaz boru hattı ve modern Hicaz Demiryolu gibi tasarılar da bu vizyonu destekliyor.

Türkiye bu hamlelerle hem NATO içindeki vazgeçilmezliğini hem de Avrupa’nın enerji güvenliğindeki kritik rolünü pekiştiriyor. Bu jeopolitik konumlanma, Washington’ın İsrail’in hava üstünlüğünü kaybetme endişesiyle gösterdiği muhalefete rağmen Ankara’ya gelişmiş F-35 savaş uçaklarını satmaya yeniden sıcak bakmasını da açıklıyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz Gazı ve IMEC Koridoru Hamlesi

Diğer tarafta ise İsrail, Tamar, Leviathan ve Karish açık deniz doğal gaz sahaları sayesinde önemli bir enerji ihracatçısına dönüşmüş durumda. Toplamda 900 milyar metreküpten (bcm) fazla rezerve sahip olan bu sahalar, İsrail’in yıllık gaz üretimini 25 milyar metreküpün üzerine çıkardı. Mısır ve Ürdün üzerinden doğal gaz ihraç eden Tel Aviv, deniz aşırı altyapısını genişleterek bu kaynakları uzun vadeli jeopolitik nüfuza dönüştürmeyi hedefliyor.

İsrail’in bir diğer kritik hamlesi ise Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) başta olmak üzere bölgesel bağlantı projelerine entegre olmak. Mısır’ın El-Ariş kentine uzanan boru hatları ve İsrail limanlarını Körfez ve Avrupa pazarlarına bağlamayı hedefleyen altyapı tasarıları, Tel Aviv’in Doğu Akdeniz’deki ticari ve askeri varlığını kalıcı kılma çabasını gösteriyor.

Mavi Vatan ve EastMed Düğümü: Deniz Yetki Alanları Anlaşmazlığı

İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde ise deniz sınırları ve münhasır ekonomik bölge (MEB) ihtilafları yer alıyor. Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini; Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail tarafından desteklenen MEB düzenlemelerine doğrudan meydan okuyor. Ankara, mevcut haritaların Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin deniz haklarını adil bir şekilde yansıtmadığını savunuyor.

Çakışan bu iddialar açık denizlerdeki hidrokarbon arama faaliyetlerini zorlaştırırken, planlanan boru hattı projelerini de sekteye uğratıyor. Bu durum, bölge gazını Avrupa’ya taşımayı hedefleyen ancak Türkiye’nin itirazları ve hukuki engelleri nedeniyle ilerleyemeyen EastMed boru hattı gibi devasa projelerin gecikmesine ve tıkanmasına yol açıyor. Gazze’deki gelişmeler ve Suriye’deki dış müdahaleler nedeniyle diplomatik ilişkileri kopma noktasına gelen Türkiye ve İsrail; enerji, ticaret ve güvenlik hatları üzerinden Doğu Akdeniz’in geleceğini şekillendirmeye devam ediyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA