Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde Kalıcı İstikrarı Güçlendirmek İstiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Newsweek dergisine verdiği röportajda bölgesel güvenlikten İran-ABD gerilimine, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan Rusya-Ukrayna Savaşı'na kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Putin'le iletişimini sürdürdüğünü belirterek, Türkiye'nin yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu söyledi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'de yayın yapan Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndaki önceliklerden bölgesel güvenliğe, İran-ABD geriliminden Rusya-Ukrayna Savaşı'na kadar çeşitli konularda değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenliği güçlendirmeye yönelik yaklaşımını anlattı.

Dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, güneyinde ve doğusunda ise çeşitli çatışmaların devam ettiğine dikkati çekti.

Erdoğan, "Çatışmalar bölgemizin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını doğrudan etkiliyor. Böyle dönemlerde diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin BM Genel Kurulu'ndaki önceliğinin çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamak olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Orta Doğu'daki gerilimlere kadar ihtilafların bütün taraflarıyla temas kurabildiğini söyledi.

"Bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, anlaşmanın İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, "Uzun zamandır bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi gerektiğini söylediklerini" belirterek, şöyle konuştu:

"Güvenliğimizi tahkim etmek, caydırıcılığımızı artırmak ve bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz."

Anlaşmanın BM Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını aktaran Erdoğan, üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını kaydetti. Erdoğan, verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebileceğini, istihbarat, lojistik veya mühimmat desteğinin yanı sıra tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri desteğin de gündeme gelebileceğini belirtti.

"Trump'la doğrudan ve açık konuşabildiğim bir ilişkim var"

Türkiye-ABD ilişkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık konuşabildiği bir ilişkisinin olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Bunun Türkiye-Amerika ilişkileri ve hatta bölgemizdeki gelişmeler bakımından önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum." dedi.

İran meselesinden bölgesel güvenliğe, Gazze'den ikili ilişkilere kadar geniş bir gündemi Trump ile doğrudan ele aldıklarını aktaran Erdoğan, Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini gözeterek hareket edeceğini ifade etti.

İsrail'in Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük söylemlerine de değinen Erdoğan, "Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum. Washington'daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir. Sayın Trump'la konuşmamız gereken bir konu olduğunda bunu kendisiyle doğrudan konuşuyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz"

İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları ve İsrail-Yunanistan savunma anlaşmasıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden oluşturmadığını söyledi.

Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istediklerini belirten Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının Suriye'nin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgede istikrarın tesisini güçleştirdiğini ifade etti.

Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna da değinen Erdoğan, "Türkiye, her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit şeklinde okumaz. Bununla birlikte milli güvenliğimize, meşru haklarımıza ve çıkarlarımıza karşı atılacak adımları da yakından takip ederiz." dedi.

"Putin'le ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabiliyoruz"

Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini göz ardı etmediklerini söyledi.

Avrupa'da gündeme gelen sabotaj ve hibrit faaliyet iddialarının mevcut güvenlik ortamının hassasiyetini artırdığını belirten Erdoğan, iddiaların sağlam deliller üzerinden değerlendirilmesi ve gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki tutumunun 4 yılı aşkın süredir değişmediğini belirten Erdoğan, İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını Türkiye'nin her iki tarafla konuşabilmesinin somut sonuçları olarak gösterdi.

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le iletişimine ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye, NATO'nun güçlü bir müttefikidir. Aynı zamanda Sayın Putin'le ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabiliyoruz. Bunda bir çelişki görmüyorum. Arabuluculuk yapabilmek için ihtilafın her iki tarafıyla da konuşabilmeniz gerekir."

Putin'le Bişkek'te yaptığı son görüşmede de barışın sağlanması için Türkiye olarak üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını açık biçimde ifade ettiğini aktaran Erdoğan, Karadeniz'in güvenliğinin de öncelikli meselelerden biri olduğunu belirtti.

Sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temasların sürdürüldüğünü kaydeden Erdoğan, "Savaş uzadıkça insani, ekonomik ve siyasi maliyet büyüyor. Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır." dedi.

"Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz"

Türkiye'nin dış politika yaklaşımına ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, "Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin NATO'daki konumunu tahkim ederken Türk Devletleri Teşkilatı'ndaki işbirliğini derinleştirdiğini, İslam İşbirliği Teşkilatı'nda aktif sorumluluk üstlendiğini ve Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini ilerlettiğini belirten Erdoğan, G20, D-8 ve diğer çok taraflı platformlarda da etkinliğin artırıldığını söyledi.

Çin ile ticaret, yatırım ve bağlantısallığın geliştirilmesini istediklerini belirten Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor'un küresel lojistik ve ticarette daha büyük rol üstlenmesini önemsediklerini kaydetti.

Erdoğan, Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politikayı gerekli kıldığını belirterek, "Türkiye'nin istikameti açıktır: Kendi iradesiyle hareket eden, bölgesinde istikrarı tahkim eden ve küresel meselelerde söz ve sorumluluk sahibi güçlü bir ülke olarak bu çizgiyi kararlılıkla sürdürmek." ifadelerini kullandı.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA