Çin’in etnik işlere ilişkin temel yasası olan Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası yürürlüğe girdi. Mart ayında Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından kabul edilen yasa, ülkenin 56 etnik grubu arasında dayanışmayı ve ortak refahı artırmayı hedeflediğini iddia ediyor.
Düzenleme, “Çin ulusu için güçlü bir ortak kimlik bilinci oluşturma” ve “Çin ulusu topluluğu inşası” kavramlarını hukuki çerçeveye dahil ediyor. Yasa, ulusal birliği ve etnik dayanışmayı tüm vatandaşların sorumluluğu olarak tanımlarken, herhangi bir etnik gruba yönelik ayrımcılık ve baskıyı yasaklıyor.
Yetkililer, yasa kapsamında etnik azınlık bölgelerinde altyapının güçlendirilmesi, sanayi gelişiminin teşvik edilmesi, kamu hizmetlerine erişimin artırılması ve çevre koruma çalışmalarının geliştirilmesi gibi adımların uygulanacağını savunuyor.
2020 nüfus sayımına göre Çin’de etnik azınlık nüfus 125 milyonu aşarak ülke nüfusunun yüzde 8,9’unu oluşturmaktadır.
Ancak yasa, uluslararası alanda sert eleştirileri de beraberinde getirdi.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde geçen hafta düzenlenen toplantıda Tibetli ve Uygur temsilciler, yeni düzenlemenin azınlık topluluklarını hedef aldığını savundu.
Volker Türk, yasanın “dil, eğitim, din pratiği, kültür, ifade ve toplanma özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaları derinleştirme” riski taşıdığı uyarısında bulunarak yasanın iptal edilmesi çağrısı yaptı.
Dalai Lama ve Orta-Doğu Avrupa'daki Merkezi Tibet Yönetimi'nin (CTA) temsilcisi Thinlay Chukki, düzenlemeyi “kültürel bir soykırım” olarak nitelendirdi. Chukki, “Tibetlilerin artık yasal olarak var olmalarına izin verilmediğini” söyledi. AFP’ye konuşan Chukki, yasanın “Tibetlilerin bir Tibet kimliği, bir Tibet kültürü ve bir Tibet dili olarak silinmesini yasallaştırdığını” ifade etti.
Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin de Pekin’in “tüm kimliğimizi bozmak ve nesilleri birbirinden koparmak” istediğini söyledi, yeni yasanın “Uygur kimliğini, mirasını ve dinini tamamen yok edeceğini. İnsanları Han Çin kimliğini benimsemeye zorlayacağını” belirtti.
Tibetli ve Uygur temsilciler, özellikle yurtdışındaki kişi ve kurumları da yeni yasayı ihlal etmekten sorumlu tutabilecek maddelere dikkat çekerek, Çin’e yasa üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulundu.
Uygur temsilcisi Arkin, bunun “Çin’in muhaliflere, aktivistlere ve insan hakları savunucularına karşı ulusötesi baskı kullanımını artırması” riski taşıdığı uyarısında bulundu.