Kral Abdullah, uluslararası toplumun İsrail’in uygulamalarını uzun süre “geçici” olarak değerlendirdiğini ancak bu uygulamaların zaman içerisinde kalıcı politikalara dönüştüğünü belirtti. Gazze’de yaşananların yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi, Filistinlilerin yerlerinden edilmesi ve yerleşimci şiddetinin devam etmesine dikkat çekti.
Batı Şeria’da yaşanan zorla yerinden edilmelerin savaş suçu teşkil ettiğini ifade eden Abdullah, yerleşimlerin genişletilmesi, şiddet ve Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasının birbirinden bağımsız gelişmeler olmadığını, bunların tek bir politikanın unsurları olduğunu ileri sürdü.
Ürdün Kralı, konuşmasının önemli bölümünde İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerine de değindi. İsrail hükümetinin “yayılmacı iştahının artık bölgesel bir tehdit” olduğunu söyleyen Abdullah, Suriye’deki gelişmelerin uluslararası toplum tarafından yeterince dikkate alınmadığını savundu.
İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan müdahalelerine, bölgedeki toprak genişlemesine ve su kaynakları çevresinde oluşturulan yeni fiili durumlara dikkat çeken Abdullah, İsrail’in sınırları ve uluslararası hukukun belirlediği sınırları ne kadar zorlayabileceğini test ettiğini öne sürdü.
Abdullah, İsrail’in Suriye’nin güneyindeki yaklaşımının Ürdün açısından doğrudan güvenlik meselesi olduğunu belirterek, ülkesinin kuzey sınırına veya su güvenliğine yönelik herhangi bir tehdidin Ürdün’ün ulusal güvenliği açısından tehdit oluşturacağını ifade etti.
Ürdün Kralı ayrıca uluslararası toplumu İsrail’e karşı daha somut adımlar atmaya çağırdı. Abdullah, uluslararası toplumun daha önce başka ülkeler konusunda kullandığı yaptırım, varlıkların dondurulması, ambargo ve diplomatik izolasyon gibi araçların İsrail konusunda da gündeme alınması gerektiğini belirtti.
Abdullah’ın açıklamaları, BM Genel Kurulu’nun ilk gününde Gazze, Batı Şeria ve İsrail’in bölgedeki politikalarının çok sayıda liderin konuşmasında öne çıkmasının ardından geldi. Ürdün Kralı’nın konuşmasında Filistin meselesinin yanı sıra Suriye ve bölgesel güvenlik konularını da İsrail politikalarıyla bağlantılı şekilde ele alması dikkat çekti.
Diğer İçerikler