Bağdat’ın düşüşünün 23. yıl dönümünde yapılan değerlendirmeler, ABD’nin Irak işgali ile bugün İran’a yönelik saldırılar arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğunu ortaya koydu.
Yirmi üç yıl önce Kabil’de, Afganistan’ın o dönemki lideri Hamid Karzai ile birlikte ABD’nin Saddam Hussein yönetimindeki Irak’a yönelik bombardımanı izlendiği aktarılırken, Karzai’nin bu savaşı “delice ve kötü” olarak değerlendirdiği belirtildi.
Irak’ın işgalinin, dönemin ABD Başkanı George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair tarafından başlatıldığı hatırlatılarak, bu sürecin iç savaşa, yüz binlerce insanın ölümüne, uluslararası hukukun ihlaline ve büyük ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi.
Bugün ise benzer bir sürecin, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu öncülüğünde İran üzerinden devam ettiği değerlendiriliyor.
İngiltere’de eski Başbakan Blair’in, mevcut Başbakan Keir Starmer’ı Washington’a daha güçlü destek vermemekle eleştirdiği belirtilirken, Netanyahu’nun geçmişte Irak’a yönelik saldırının da güçlü savunucularından biri olduğu hatırlatıldı.
Son olarak Netanyahu’nun Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik saldırısında 250’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi.
Fransız diplomat Charles Maurice de Talleyrand’ın “hiçbir şey öğrenmediler ve hiçbir şeyi unutmadılar” sözlerine atıf yapılarak, aynı durumun ABD ve müttefikleri için de geçerli olduğu ifade edildi.
Irak Savaşı’nın Orta Doğu’ya barış getirmesi beklenirken, bunun yerine Lübnan, Afganistan, Libya, Yemen, Gazze ve İran’a uzanan müdahaleler zincirinin başlangıcı olduğu vurgulandı. Bu savaşların “felaket” olduğu, bazılarının ise “soykırımsal” nitelik taşıdığı değerlendirildi.
İran’a yönelik saldırının ABD tarafından yetkilendirilmediği ve acil bir tehdit bulunmadığı belirtilerek, bunun uluslararası hukuka göre saldırı suçu olduğu ifade edildi. Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’ne atıfla bu tür eylemler “diğer savaş suçlarından yalnızca, tüm kötülükleri içinde barındırmasıyla ayrılan en büyük uluslararası suç” olarak tanımlandı.
İngiliz basınında Daily Mail’in İran’a yönelik tehdit söylemlerinin, Irak işgali öncesindeki “45 dakika” iddialarına benzer şekilde kullanıldığı belirtilirken, eski MI6 Başkanı Richard Dearlove’un İran savaşına destek çağrısı yaptığı aktarıldı.
Ayrıca The Sunday Times gazetesinin bombardımanın “başarılı olması gerektiğini” savunduğu, bazı medya organlarının ise ABD ve İsrail’in eylemlerini görmezden geldiği ifade edildi.
İngiltere’de Nigel Farage ve Kemi Badenoch gibi isimlerin saldırılara destek verdiği, Başbakan Starmer’ın ise ABD uçaklarının İngiliz üslerini kullanmasına izin verdiği ancak saldırıları açıkça kınamadığı belirtildi.
Başsavcı Richard Hermer’in ise İran’a yönelik saldırılar konusunda selefi Peter Goldsmith’in Irak savaşında yaptığı hatayı tekrarlamadığı ifade edildi. Değerlendirmede, “Eğer dünya 23 yıl önce Irak’taki yasadışı savaş nedeniyle Blair ve Bush’u cezalandırmış olsaydı, bugün bulunduğumuz noktada olmayabilirdik” denilerek, geçmişteki hesaplaşma eksikliğinin yeni savaşların önünü açtığı vurgulandı.
Diğer İçerikler