Geçmişte Bill Clinton ve Barack Obama yönetimlerinde en üst düzey görevlerde bulunan, hatta 1991 yılında Clinton'ın kampanya direktörlüğünü bırakarak İsrail ordusunda sivil gönüllü olarak çalışacak kadar Tel Aviv'e bağlı olan Rahm Emanuel'in bu son konuşması, siyasi kariyerinde dramatik bir ton değişikliğine işaret etti.
İsrail'in dünya kamuoyundaki imajının yerle bir olduğunu vurgulayan Emanuel, Başbakan Netanyahu'nun barış inşa etmek yerine agresif askeri kampanyalara odaklanmasının ülkeyi müttefiksiz bıraktığını belirterek şu sert ifadeleri kullandı:
"Son beş yılda İsrail, 'girişim ülkesi' (start-up nation) olarak övülen bir konumdan, Başbakan Netanyahu'nun kendi deyimiyle modern bir 'Sparta'ya dönüştü. Teknolojik yeteneklerinizle tanınırken, artık öncelikle bölgesel ve küresel bir 'cüzzamlı devlet' (paria) olarak kabul ediliyorsunuz. İsrail'e yönelik destek tüm dünyada hızla düşüyor. Avrupa'yı kaybettiniz, bilim insanlarınız uluslararası araştırma ağlarından dışlanma riskiyle karşı karşıya."
ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkilerin, Washington'ın İran ile barış müzakereleri yürüttüğü sırada İsrail’in Lübnan’a yönelik ısrarlı saldırıları nedeniyle son haftalarda krize girdiğini hatırlatan Emanuel, ABD-İsrail ittifakının "hiç şüphesiz bir dönüm noktasında" olduğunu açıkça ilan etti.
2028 yılındaki ABD başkanlık yarışı adaylığına açık bir atıfta bulunan Rahm Emanuel, gelecekte Amerikan yönetiminde söz sahibi olması durumunda Filistinli sivillere saldıranlara karşı doğrudan yaptırım uygulayacağını şu sözlerle taahhüt etti:
"Eğer gelecekte bu konuda söyleyecek bir sözüm ya da yetkim olursa, Filistinli sivillere veya onların mülklerine saldırdığı tespit edilen her İsrail vatandaşına istisnasız yaptırım uygulanacaktır."
Emanuel, Clinton ve Obama dönemlerinde hararetle savunduğu geleneksel "iki devletli çözüm" modelinin artık "itibarını yitirmiş bir yol" olduğunu savunarak yeni ve radikal bir "23 Devletli Çözüm" vizyonu ortaya attı. Bu plan kapsamında 21 Arap ülkesine çağrıda bulunan Emanuel, hem bu bölgedeki tarihi Yahudi bağını kabul edebilecek hem de bağımsız bir Filistin ulus devletini ayakta tutabilecek kolektif bir yönetim otoritesinin kurulması gerektiğini iddia etti.
Rahm Emanuel’in Tel Aviv'deki bu ateşli konuşması, ABD iç siyasetindeki ve özellikle Demokrat seçmen tabanındaki köklü değişimlerin yaşandığı bir döneme denk geliyor. Pew Araştırma Merkezi'nin son verilerine göre, Demokratların ve Demokrat eğilimli bağımsız seçmenlerin en az yüzde 80'i İsrail'e olumsuz bakıyor. ABD genelinde 50 yaş altı yetişkinlerin çoğunluğunun Netanyahu ve İsrail yönetimini negatif değerlendirmesi, Emanuel gibi kıdemli figürleri başkanlık yarışı öncesinde seçmen beklentilerine uygun olarak daha eleştirel ve sert bir pozisyon almaya zorluyor.
Diğer İçerikler