Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanat, İran ile müzakere edilen olası ateşkes anlaşmasına sert tepki göstermeye başladı. Cumhuriyetçi isimler, önerilen anlaşmanın İran’a büyük tavizler verdiğini ve bunun İsrail için “kâbus” anlamına geleceğini savunuyor.
Tartışmalar, Donald Trump’ın İran’la yürütülen mutabakat görüşmelerinin “büyük ölçüde müzakere edildiğini” açıklamasının ardından büyüdü.
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması tartışma yarattı
Trump, planlanan anlaşmanın bir parçası olarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi.
Ancak Trump’ın açıklamalarında İran’ın nükleer programına değinmemesi, Cumhuriyetçi şahinlerin tepkisini çekti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baghaei ise Tahran’ın 30 ila 60 günlük geçici bir çerçeve anlaşması üzerinde çalıştığını doğruladı.
Baghaei’ye göre 14 maddelik taslak;
gibi başlıkları içeriyor.
İranlı yetkililer ayrıca nükleer meselelerin mevcut görüşmelerin parçası olmadığını ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun teslim edilmeyeceğini açıkladı.
Lindsey Graham: “Bu İsrail için kâbus olur”
Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham, İran’ın askeri kapasitesini ve bölgesel etkisini koruyarak savaştan çıkmasının İsrail açısından “kâbus” yaratacağını söyledi.
Graham, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmeye ve Körfez enerji altyapısını hedef alma kapasitesine sahip olmaya devam etmesi halinde bölgesel güç dengesinin değişeceğini savundu.
Cumhuriyetçi senatör, İran’ın bu şekilde “diplomatik çözüm gerektiren baskın bölgesel güç” olarak görüleceğini ifade etti.
Cumhuriyetçiler anlaşmayı “felaket” olarak görüyor
Tom Cotton da Graham’ın açıklamalarına destek verirken, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Roger Wicker önerilen “60 günlük ateşkesi” felaket olarak nitelendirdi.
Wicker, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonun tüm kazanımlarının boşa gideceğini savundu.
Daha önce de bazı Beyaz Saray yetkililerini Trump’ı “değersiz bir anlaşmaya” yönlendirmekle suçlamıştı.
Ted Cruz ve Pompeo’dan sert çıkış
Ted Cruz ise İran’ın milyarlarca dolarlık kaynağa yeniden erişmesi, uranyum zenginleştirmeye devam etmesi ve Hürmüz üzerinde etkisini sürdürmesinin “felaket bir hata” olacağını söyledi.
Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da ortaya çıkan çerçeveyi, eski Başkan Barack Obama dönemindeki 2015 İran nükleer anlaşmasına benzetti.
Pompeo, anlaşmanın “Amerika Önce” politikasıyla hiçbir ilgisi olmadığını savunarak İran üzerindeki ekonomik ve askeri baskının sürdürülmesi çağrısı yaptı.
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise İran’la yürütülen görüşmeleri “oksijen israfı” olarak tanımladı.
Trump’tan hem tehdit hem müzakere mesajı
Trump son günlerde bir yandan anlaşmaya yakın olduklarını söylerken, diğer yandan İran’a yönelik tehditlerini sürdürdü.
CBS’e verdiği röportajda tarafların anlaşmaya “çok yaklaştığını” söyleyen Trump, anlaşma sağlanamazsa İran’ın “daha önce hiçbir ülkenin vurulmadığı kadar sert vurulacağını” ifade etti.
Axios’a konuşan Trump ise anlaşma ihtimalini “yüzde 50-50” olarak değerlendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da görüşmelerde “bazı ilerlemeler” kaydedildiğini belirterek müzakerelerin sürdüğünü açıkladı.
Diğer İçerikler