Avrupa genelinde derinleşen toplumsal huzursuzluklar ve sokak eylemleri yerel kolluk kuvvetlerini zorlarken, Avrupa’da dikkat çekici bir senaryo yüksek sesle tartışılıyor: Avrupa Birliği, kendi kurumsal yapısını ve elitlerini korumak adına "Avrupa Jandarma Kuvveti"ni (EUROGENDFOR) yasadışı ve gizli bir operasyonel güç olarak sahaya sürebilir mi?
EUROGENDFOR, 18 Ekim 2007’de imzalanan Velsen Antlaşması ile kurulan, askeri statüye sahip çok uluslu ve yüksek intikal kabiliyetine sahip bir polis/jandarma gücüdür. Kuruluş amacı; savaş veya ağır kriz sonrasında devlet yapısının çöktüğü, yerel kolluk kuvvetlerinin tamamen işlevsiz kaldığı bölgelerde otorite boşluğunu doldurmak ve kamu düzenini yeniden tesis etmek.
Geleneksel polis teşkilatlarından farklı olarak bu güç; genel istihbarat toplama, adli takip yapma ve ağır askeri mühimmat kullanma gibi geniş yetkilerle donatılmış durumda.
Ocak 2026 itibarıyla bünyesinde 13 ülkeyi barındıran EUROGENDFOR’da üyelikler üç ana kategoride toplanıyor:
Teşkilat, bağımsız bir ordu gibi kendi başına hareket edemiyor. Bir bölgeye konuşlanması için ilgili ülkenin resmi daveti ya da BM, NATO veya AB’nin ortak misyon kararı şart koşuluyor. En üst karar organı ise üye ülkelerin Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları temsilcilerinden oluşan Bakanlar Yüksek Komitesi (CIMIN). Görevlendirmeler ancak bu komitenin oy birliğiyle alınabiliyor.
İtalya'nın Vicenza kentindeki Daimi Karargâh’ta (PHQ) görev yapan 40 kişilik çekirdek kadronun yanı sıra; olası bir kriz anında 30 gün içinde sevk edilebilecek 800 ila 900 kişilik mobil bir güç havuzu hazır bekletiliyor. Uzun süreli krizlerde ise rezerve edilmiş 2.300 ek askeri personel teyakkuzda tutuluyor.
EUROGENDFOR’u tartışmaların odağına yerleştiren en kritik konulardan biri de personeline tanınan hukuki ayrıcalıklar. Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerine veya diplomatlara tanınan dokunulmazlıklara benzer bir koruma zırhına sahip olan personel, görev yaptığı ülkelerde bir suç işlese dahi doğrudan yerel mahkemelerde yargılanamıyor. Dokunulmazlık ancak CIMIN komitesi tarafından kaldırılırsa personel, yargılanmak üzere kendi ülkesine iade ediliyor.
Kağıt üzerinde EUROGENDFOR’un yasal misyonu; Mali, Libya veya Balkanlar gibi AB dışındaki kriz odaklarını yerinde dizginlemek ve istikrarsızlığın Avrupa sınırlarına sıçramasını önlemek.
Ancak madalyonun diğer yüzünde ciddi endişeler yer alıyor.
Özellikle Avrupa’daki egemenlik yanlısı ve küreselleşme karşıtı çevreler, bu yapının gizli bir ajandası olduğunu öne sürüyor. AB bürokrasisinin halktan koptuğunu savunan kitleler; EUROGENDFOR’un ulusal hükümetleri baypas edebilecek, sivil ayaklanmaları bastıracak ve Brüksel elitlerini koruyacak bir "sıkıyönetim ordusu" veya "Avrupa derin devleti" olarak kurgulandığını iddia ediyor.
Sivil hak savunucularının tepkisini çeken temel unsurlar ise şunlar:
Avrupa’da ekonomik ve sosyal krizlerin derinleştiği, AB karşıtı aşırı sağ ve sol hareketlerin iktidara yürüdüğü bir konjonktürde; Brüksel’in kendi geleceğini ve mevcut düzeni korumak adına EUROGENDFOR’u iç güvenlikte "gayriresmi bir sopaya" dönüştürüp dönüştürmeyeceği, önümüzdeki dönemin en kritik güvenlik tartışmalarından biri olmaya aday.
Diğer İçerikler
Yunan Gazetesi Kathimerini, Türkiye-Libya Mutabakatı’nda BAE’nin Türkiye ile Birlikte..
Fransa’da Sokağa Çıkma Yasağı ve Ordunun Şehirlere İnmesinden Sonra Valiliklerin İnte..
Fransa'da 24 Ekim İçin Kırmızı Alarm: Polis Sayısı Artırılıyor, Sokağa Çıkma Yasaklar..