3. Rusya-Afrika Zirvesi, 26-28 Ekim 2026 tarihlerinde Moskova’nın ev sahipliğinde “Barış, Güvenlik ve Kalkınma” mottosuyla düzenlendi. Rusya'nın Batı ülkeleriyle ilişkilerinin Ukrayna savaşı nedeniyle gerildiği ve Moskova'nın küresel güneydeki müttefik arayışlarını hızlandırdığı bir dönemde düzenlenen zirveye Afrika kıtasından 48 ülkenin heyeti katılırken, bunlardan 21'i devlet ve hükümet başkanı düzeyindeydi. Bu katılım, önceki St. Petersburg Zirvesi’ne kıyasla üst düzey temsil oranında bir artışa işaret etti.
Zirve kapsamında ticaret, yatırım, enerji, savunma ve teknoloji alanlarında toplam 146 anlaşma ve belge imzalandı.
Zirvenin ikinci gününde 101maddelik Moskova Bildirisi kabul edildi ve taraflar arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliğini geleceğe taşıyacak 2027-2029 Dönemi Eylem Planı onaylandı.
2027-2029 Dönemi Eylem Planı
Rusya ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkileri önümüzdeki 3 yıl boyunca daha kurumsal, sistemli ve çok boyutlu hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir yol haritası mahiyetindeki belgenin öne çıkan temel maddeleri ve hedefleri şu 5 ana başlıkta özetlenebilir:
- Güvenlik, Terörle Mücadele ve Savunma: Terörizm, radikalleşme, şiddet içeren aşırıcılık ve denizlerdeki yasa dışı faaliyetlerle mücadelede operasyonel kapasitelerin geliştirilmesi önceliklendirildi. Afrika Birliği Polis İş Birliği Mekanizması (Afripol) ve Afrika Birliği Terörle Mücadele Merkezi ile Rus kolluk kuvvetleri arasında doğrudan koordinasyon sağlama kararı alındı. Zirvede Etiyopya'nın Rusya'dan 12 adet Su-35 savaş uçağı alımına ilişkin önemli bir anlaşma gündeme geldi.
- Ticaret, Tarım ve Lojistik: Mevcut ticaret hacminin potansiyeli yansıtmadığı vurgulanarak yatırımların önünü açacak muafiyet ve kolaylıklar planlandı. Rusya'nın Afrika'ya tahıl ve gübre sevkiyatlarını artırmasının yanı sıra, Afrika'nın kendi tarımsal üretimini güçlendirecek Rus tarım teknolojilerinin transferi hedeflendi. Afrika'daki doğal kaynakların işlenmeden çıkarılması yerine ülke içinde işlenip katma değer yaratması için altyapı ve sanayi yatırımlarının desteklenmesi öngörüldü.
- Enerji ve Altyapı: Nükleer enerji alanında (Rosatom öncülüğünde) altyapı projelerinin yürütülmesi ve sivil nükleer teknoloji eğitimi verilmesi, kıtanın elektrik ve enerji altyapısının geliştirilmesine yönelik ortak projeler yürütülmesi kararlaştırıldı.
- Eğitim, Sağlık ve İnsani Yardımlar: Afrika genelinde Rus üniversitelerinin şube ağlarının genişletilmesi ve Haber-Yorumöğrenci burs kotalarının artırılması hedeflendi. Bulaşıcı hastalıklar ve halk sağlığı krizleriyle mücadele amacıyla ortak enfeksiyon araştırma merkezlerinin kurulması plana eklendi.
- Çok Kutuplu Diplomasi ve BM Temsilinde Destek: Bakanlıklar ve stratejik kurumlar düzeyinde düzenli istişare toplantılarının yapılması, Afrika Birliği’nin ve Afrika ülkelerinin BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere küresel karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmesi için Rusya'nın diplomatik destek sunması benimsendi.
Zirve’nin Rusya açısından kazanımları
Zirve’nin Rusya bakımından kazanımları üç madde halinde sıralanabilir.
- İzolasyon Algısını Kırdı (Diplomatik Başarı): Ukrayna savaşı nedeniyle Batı tarafından izole edilmeye çalışılan Moskova, zirvede 48 Afrika ülkesinin heyetini ve 22 Lideri (Devlet/Hükümet Başkanı) ağırlayarak küresel düzeydeki diplomatik ağırlığını kanıtladı. 2023 St. Petersburg Zirvesi’ndeki lider katılımı sayısı (17 lider) aşılmış ve bu durum Moskova için Batı'ya verilmiş güçlü bir gövde gösterisi niteliği taşımıştır.
- Çok Kutupluluk Söylemini Güçlendirdi: Rusya, kendisini Batı nekolonyalizmine karşı Afrika'nın "eşit ve bağımsız ortağı" olarak konumlandırma stratejisinde mesafe kat etmiş oldu. Putin’in zirvede Afrika Birliği’nin BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üyelik kazanmasına destek verdiğini açıklaması, kıtadaki siyasi desteğini pekiştiren stratejik bir hamle olarak önemliydi.
- Güvenlik ve Enerji Ağını Genişletti: Rusya Sahel bölgesi başta olmak üzere Afrika'daki güvenlik mimarisinde belirleyici bir aktör olma iddiasını yeniledi. Rosatom aracılığıyla nükleer ve sivil enerji yatırımlarını yeni belgelere dökerek uzun vadeli stratejik bağlar kurmayı başardı.
Sonuç olarak Rusya, bu zirveyle siyasi ve diplomatik hedeflerine ulaşmıştır. Batı baskısına rağmen Afrika ülkelerinin Moskova ile ilişkileri derinleştirmeleri yolunda adım atmış; önümüzdeki 3 yılı kapsayan iş birliği zeminini meşrulaştırmıştır.
Ancak ekonomik açıdan henüz başarıdan söz etmek mümkün değildir. Rusya-Afrika ticareti için 2019'da açıklanan ticaret hedefi 40 milyar dolar olmasına rağmen 2025’te gerçekleşen ticaret yaklaşık 27 milyar dolarda kalmıştır. Afrika'ya Rus yatırımları Çin ve AB'nin oldukça gerisinde olup Afrika'ya yönelik ekonomik vaatleri, henüz kıta genelinde güçlü bir ekonomik ortaklığa dönüşmüş değildir. Ukrayna savaşı ve yaptırımlar da Rusya'nın yatırım kapasitesini sınırlamaktadır.
Öte yandan, çok sayıda Afrika ülkesinin zirveye katılması, Rusya'nın politikalarını tamamen destekledikleri anlamına gelmiyor. Bu ülkeler Rusya, Çin, ABD ve Avrupa arasında kendi çıkarlarını korumaya, Rusya ile ilişkilerden yararlanarak dış politikada bağımsızlıklarını sürdürmeye ve Batı'ya olan ekonomik bağımlılıklarını azaltmaya çalışmaktadırlar. Afrika ülkeleri artık yalnızca büyük güçlerin rekabet ettiği bir alan olmak istemiyor; bu rekabetten kendi kalkınmaları için yararlanmak istiyorlar.