Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Ukrayna Ortodoks Kilisesi'nin Bağımsızlığı

Güray ALPAR
08 Ocak 2019 11:50

Güray ALPAR

Kimilerinin “son bin yılın olayı” olarak yorumladığı “Ukrayna Ortodoks Kilisesinin bağımsızlığı”, 2019 yılının ilk günlerinde gerçekleşti. Ukrayna’da halkın büyük çoğunluğu Ortodoks mezhebine mensup. Kiliselerin bir kısmı Moskova Patrikhanesine bağlı, bir kısmı ise Kiev Patrikhanesi kontrolündeydi. Bazı kiliseler ise Bağımsız Ortodoks Kilisesine aitti. 15 Aralık 2018 tarihinde Ukrayna’nın başkenti Kiev’de, Kiev Patrikhanesine bağlı Ortodoks Kilisesi, Ukrayna Bağımsız Ortodoks Kilisesi ve Moskova Patrikhanesi’ne bağlı Ortodoks Kilisesi’nin temsilcileri ile yapılan toplantı sonucu yeni birleşik bağımsız Ortodoks Kilisesi’nin kurulmasının ardından, Fener Rum Patriği Bartholomeos, kurulan kiliseye İstanbul’da “Otosefali” (Ortodoksluk inancında kendi başına yönetilen Ortodoks Kiliselerine verilen isim) kazandıran ”Tomos” isimli kararnameyi verdi. Bartholomeos’un belgeyi Başpiskopos Epifaniy’e verdiği törende Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko da bulundu. Böylelikle “Bağımsız Ukrayna Ortodoks Kilisesi” resmen kurulmuş oldu.

Proşenko törende Patrik Bartholomeos’a teşekkür ederek Patrikhane ile iş birliği halindeki 15 Ortodoks kilisesine bir yenisini eklediğini söyledi ve “Dindar Ukrayna halkı yedi yüzyıldır bu kutlu kararı bekliyordu” şeklinde konuştu.

Aslında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Kiev, Moskova'dan tamamen bağımsız bir Ukrayna Ortodoks Kilisesi'nin hayalini kuruyordu. Proşenko ise özellikle Kırım yarımadasının Rusya tarafından ilhak edilmesinin ardından kiliselerin ayrılması gerektiğini savunuyordu. Son birkaç yıldan beri de Ukraynalı siyasetçiler sık sık “Rus Ortodoks Kilisesi’nin sadece Kremlin’in çıkarlarına hizmet ettiğini ve Ukrayna’daki ayrılıkçı hareketleri desteklediğini” söylüyorlardı. Buna göre, “Rusya Ukrayna’yı etki altına almak için elindeki en kritik araçlardan birisi olarak Rus Kilisesini kullanıyordu” ve bu konu Ukrayna için bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmişti.

Konuyu yorumlayan uzmanlar; Rus Ortodoks Kilisesi’nin Ukrayna’daki 300 yıldan fazla bir süredir devam eden hakimiyetinin bu kararname ile sona erdiğini belirtiyorlar.  Kararı Ukrayna halkına duyuran Proşenko’nun, “Bugün tarihe kutsal bir gün olarak geçecek. Bugün Rusya’dan nihai bağımsızlığı elde edildiği gün. Bu Putinsiz ve Kirillsiz (Moskova Patriği’nin adı) bir kilise.” açıklamasını yapması olayın farklı boyutta algılandığının işaretleri gibi gözüküyor. Gelişmeler tüm Ortodoks dünyası kadar Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Fener Rum Patrikhanesi 11 Ekim 2018 tarihinde Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin, Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesinden ayrılma yolundaki talebini kabul edeceğini bildirmişti. Rusların şiddetle karşı çıkmaları karşısında Fener Rum Patrikhanesi yetkilileri baskılara direneceklerini söylerken, Patrik Bartholomeos; “Tehditlerden korkmuyoruz.” açıklamasında bulunuyordu. Rum Patrikhanesi Ukrayna Ortodoks Kilisesine bağımsızlık verilmesi kararını güçlendirmek için “tarihi belgeleri içeren” ayrıntılı bir raporu da yayınladı.

Hıristiyanlığın mezheplere ayrılması, Hazreti İsa’nın öldürülmesinden hemen sonra Hıristiyan olan Pavlus ile İsa’nın cemaatleri arasındaki ayrılıklara bağlanır ve bu suretle ilk bölünme gerçekleşmiştir. Bunun dışında Doğu-Batı kiliselerinin ayrılması, reform hareketleri ile günümüzdeki Katolik, Ortodoks ve Protestan mezhepleri oluşmuştur. Ortodoks Kilisesi dünyada yaklaşık 300 milyon kişilik bir grubu olan, Roma Katolik ve Protestan kiliselerinin ardından sayı bakımından, üçüncü büyük Hıristiyanlık mezhebi durumunda.

Ortodoks kelimesi “Doğru görüş ve inanç” anlamına geliyor. Katolik kilisesi ile arasındaki esas ayrışma Papa’nın konumu ile ilgili ve 1054 yılındaki Doğu ve Batı Roma ayrışmasının temeli. Siyasi sebepleri dışında inanç ve ayinler bakımından da Katolik mezhebinden ayrılıyorlar. Kuruluşunda bütün Ortodoks Doğu kiliseleri İstanbul Ortodoks Kilisesinin kontrolünde iken daha sonra parçalanmalar meydana geldi. İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesinden sonra ise Rus Ortodoks Kilisesi İstanbul Patrikliği ile mücadeleye girişmiştir. Ortodoks Kilisesinin dört önemli patrikliği; İstanbul-İskenderiye, Antakya ve Kudüs’tedir. (Geçtiğimiz günlerde Kudüs Ortodoks Kiisesi Patriği 3. Theophilos, kiliseye ait vakıf ve gayrimenkullerden bir kısmını İsrail’e satmak ya da kiralamak için anlaşma yapmakla suçlandığından Beytüllahim’de aralarında Hıristiyanların da olduğu Filistinliler tarafından protesto edilmiştir.)

Ortodoks Kiliseleri ise;

  • Rum Ortodoks Kilisesi
  • Ermeni Ortodoks Kilisesi
  • Rus Ortodoks Kilisesi
  • Süryani Ortodoks Kiliseleridir.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra şehirde yaşayan Ortodokslara dini geleneklerine uygun şekilde bir patrik seçmelerini istemiş ve patriklik idaresiyle ilgili bir ferman yayınlamıştır. Bu fermana göre, seçilen yeni patrik daha önceki patrikler gibi aynı haklara sahip olacak ve Osmanlı sınırlarında yaşayan bütün Ortodokslardan sorumlu olacaktı. (Shaw, Stanford J. (2004), Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, Cilt 1, Gaziler İmparatorluğu – Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü 1280-1808, (Çeviren: Mehmet Harmancı), İstanbul.s.85).  Fatih bu kararname ile Ortodokslara güvence verirken onları da yanına almış oluyordu.

Ukrayna Bölgesi 988 yılında din değiştirerek Hıristiyan olmuştu. Aynı yıl Ruslar Hıristiyanlığı benimseyip örgütlü bir devlet kurma imkanına kavuştular. Ortodoks kilisesinin yetkilerinin 1325 yılında Moskova’ya taşınması Rusların konumunu güçlendirdi. 1453 yılında Bizans’ın varlığının sona ermesinden sonra ise Moskova III. Roma olma iddiasını ortaya attı. 16. Yüzyılın başlarında bir keşiş Moskova Prensi III. Vasili’ye yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Sen dünyanın tek Hıristiyan hükümdarısın. İki Roma çöktü ama üçüncüsü hala ayakta ve bir dördüncüsü olmayacak…” (Verdadsky G. A Source Book About Russian History, New Haven, 1972.s.156).

Bundan sonra Ruslar, güçlü olduğu dönemlerde “Ortodoksların koruyucusu” olma rolünü üslenmişler ve bu suretle Osmanlı’nın iç işlerine her fırsatta müdahale etmişlerdir. Örneğin; 1847 yılında İsa’nın doğduğu kabul edilen Filistin Batı Şeria’nın merkezinde bir kent olan Beytüllahim’deki bir kilisede gümüş yıldızın kaybolması üzerine, kendini Ortodoksların koruyucusu gören, Ruslar işin içine girerek 1852 yılında kutsal yerler sorununu çıkarmış ve Rus Prens Mençikof 18 Şubat 1853 tarihinde protokol kurallarına aykırı bir şekilde günlük kıyafetleri ile Osmanlı sadrazamının karşısına çıkarak ültimatom vermiş ve reddedilmesi üzerine Rusya ile savaşa girilmişti. Kırım Harbi sonunda Avrupa’dan alınan ilk borçların geri ödemesi ise neredeyse 100 yılı bulmuştu. Ruslar daha sonra Balkanlardaki Ortodoksları kışkırtarak bu bölgelerin Osmanlı’dan ayrılmasında önemli rol oynamışlardır.

İstanbul Fener Rum Patrikhanesi dünya genelinde 300 milyonluk Ortodoks inancına sahip insanların otoritesi durumunda. Rus Ortodoks Kilisesi ise halihazırda en büyük özerk Ortodoks Kilisesi konumunda ve resmi olarak Rum Ortodoks Kilisesi’nin dört antik patrikhanesi olan; İstanbul, İskenderiye, Antakya ve Kudüs’ün altında beşinci sırada yer almaktadır.

Ukrayna Ortodoks Kilisesinin bağımsızlığını tanıma kararına en sert tepki Ruslardan geliyor. Rus Ortodoks Kilisesi kararın “Ortodoks aleminin bölmeye” yol açacağını iddia ediyor. Daha Fener Rum Patrikhanesinin Ukrayna Kilisesini Rusya’dan bağımsız bir kilise olarak tanımaya hazırlandıkları duyulduğu anda Rus Ortodoks Kilisesi, Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkilerini kesmiş ve Rus Kilise sözcüsü Fener Rum Patrikhanesi temsilcileriyle yapılacak tüm oturumların ve ortak ayinlerin askıya alındığını duyurmuştu. Bu kapsamda alınan diğer bir karar da, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği’nin dualarında Fener Rum Patriği Bartholomeos’a bundan sonra atıf yapmayacağı idi. Rus Kilisesi Dış İlişkiler Sorumlusu kararı “ilişkilerin kopması” olarak yorumluyordu. Yine Rus ilahiyat uzmanı Arkadiy Maler, 2018 Eylül ayında Moskova merkezli uluslararası bir yayın kuruluşu olan Sputnik’e yaptığı bir değerlendirmede şöyle diyordu: “Fener Rum Patrikhanesi, 1920’lerden bu yana diğer kiliselerin ilgi alanına girmeyen dünyadaki tüm toprakların kendisine ait olduğunu savunan bir dini ve siyasi ideolojiye sahip. Amerika, Avustralya, Yeni Zelenda, dünyadaki tüm adalar hatta Hindistan’ı bile kendi alanı kabul ediyor.” Türkiye’deki Ortodoks sayısının sürekli olarak azaldığını ve 5.000’den fazla olmadığını belirten Maler, konuşmasının devamında ise biraz da tehditkâr bir ifade ile; “Karardan sonra Patrikhane’nin meşruiyet sahası eskisi kadar değerli olmayacak. İletişimin kopması halinde Türkiye’de, kuzey Yunanistan’da, Ege’deki adalarda ve istediğimiz her yerde kendi ibadethanelerimizi açma hakkımızı saklı tutacağız.  Çünkü bu kilise bizim için tam anlamıyla bir kilise olma durumundan çıkmış olacak.” demiştir. Rus Ortodoks Kilisesi yetkilileri de “Rusların Türkiye’deki Fener Rum Kiliselerinde ibadet edemeyeceğini” açıkladı. Buna Antakya’da dahildi. Ayrıca Rus ilahiyatçı İgor Zagarin bir açıklama yaparak, bundan sonra Türkiye’nin Antalya gibi Ruslar açısından popüler bölgelerinde kiliseler açma konusuna öncelik verileceğini belirtti.

Fener Rum Patrikhanesi, bugünkü Ukrayna topraklarının ruhani yönetim hakkının 17’nci yüzyılda geçici olarak Rus Ortodoks Kilisesine verildiğini ancak Rusların daha sonra bu toprakları yasadışı bir şekilde ele geçirdiğini iddia ediyor ve buna dair 1686 yılına ait belgeleri ortaya koyuyor. Yine Ortodoks dünyasında “eşitler arasında birinci” kabul edilen Fener Patrikliği, kiliselere bağımsızlık hakkını sadece kendinde görürken, Moskova bu kararın kiliseler tarafından verilmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Ortodoks inancına göre Ukrayna’daki yeni yapılanmanın geçerli olabilmesi için Fener Rum Patrikhanesinin ya da kiliselerin yarısının bağımsızlık kararını tanıması gerekiyordu. Verilen belgeyle Ukrayna Ortodoks Kilisesi, 15'inci bağımsız Ortodoks kilisesi olma statüsüne kavuşurken, Kırım Yarımadasının Ruslar tarafından ilhakının ardından Ukrayna’da yaşanan kriz yeni bir aşamaya geliyordu.

Kararın ardından Rus yetkililer bunu “Bartholomeos’un önlenemez siyasi ve kişisel hırslarının bir sonucu” olarak değerlendirip, kararı tüm kurallara aykırı olarak nitelendirdiler ve yok hükmünde saydılar. Ayrıca, bunun Bartholomeos’un itibarının sorgulanmasına yol açacağını ve Ukrayna’ya barış getirmeyeceğini iddia ettiler. Rus Ortodoks Kilisesi Patriği ise Ukrayna’da iktidarı, “dini siyasete alet etmek ve seçim malzemesi olarak kullanmakla” suçlarken Moskova’ya bağlı olan Ukrayna Ortodoks Kilisesi yetkililerinin baskılara maruz kaldıklarını ileri sürdü.

Alınan karar Ortodoks kiliselerini “iki taraftan birini seçmeye” zorladı. Bazı kilise temsilcileri bu kapsamda Rus tezine destek çıkan açıklamalarda bulundular. Örneğin; Sırp Ortodoks Kilise’si Patriği İriney, “Fener Rum Patriği konuyu kimseye danışmadan dünyanın diğer güçleriyle anlaşarak en trajik şekilde çözdü. Kararın gerçek nedeni dini değil siyasi nitelikte ve dünya güçlerinin bir kısmının Ukrayna’ya yerleşmesini amaçlıyor.” yorumunu yaparken, Antakya Patriği “gelişmeleri endişe verici bulduğunu” açıkladı. Patrik Rus Ortodoks Kilisesi’nin sitesinde yayınlanan mesajında; Ortodoks dünyasının birliğinin güçlenerek yükselmesi ve kilisemizi Ortodoks dünyasında barış ve uyumu sağlamayacak tehlikelerden korumak adına şahsınızdan, Ortodoks kiliselerinin başta gelenlerini konuyu incelemek üzere çağırmanızı bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.

“Bağımsız kilise olma” arzusunun günümüz güncel siyasi nedenleri dışında, tarihi bir boyutu da bulunmaktadır. Bunun nedeni Orta Çağın başlarında Hıristiyanlığın bugünkü Slav coğrafyasına Kiev üzerinden yayılmasıdır. Şüphesiz bağımsızlık kararı uzun vadede Rusların Ukrayna üzerindeki etkisini azaltacaktır. Ukrayna bu kararın ardından Rusya ile son bağlarını da koparırken, analizciler bunu Proşenko’nun yaklaşan devlet başkanlığı seçimleriyle ilişkilendiriyorlar ve Ukrayna halkının hayali olan bu konudaki girişimleri ile 2019 yılının sonlarında yapılacak seçimler öncesi “Rus karşıtlığının tavan yaptığı” ülkesinde halk desteğini artırabileceği tahmininde bulunuyorlar. Diğer taraftan “Ortodoks toplumlarında kiliselerin ulusal kimlik oluşturmada önemi” de göz önünde bulundurulduğunda, konunun sıradan bir dini anlaşmazlığın ötesinde sonuçlarının olacağı da muhakkak. Her durumda Ukrayna Ortodoks kilisesinin bağımsızlık kararı önümüzdeki dönemde de gündemde kalacak gibi görülüyor.

 

08.01.2019