Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Meksika-Suriye Sınırının Güvenliği Nasıl Değerlendirilmeli!

Güray ALPAR
02 Haziran 2019 00:13

Aslında uzun bir süredir “Türkiye’nin Suriye sınırı ile ilgili güvenlik endişelerini müttefiklerine nasıl anlatabileceğini” düşünüyordum ki, ABD Başkanı Trump’ın ABD-Meksika sınırı ile açıklamaları imdadıma yetişti. Bir ülkenin sınırları ile ilgili güvenlik endişesinin bundan daha iyi anlatılabileceğini sanmıyorum.

ABD sınır güvenliği

Uzun bir zamandan beri ABD, ülkesine giren yasa dış göçmenler konusunda “Meksika’nın yeterli güvenlik önlemlerini almadığı” gerekçesiyle eleştirilerde bulunuyordu. ABD Başkanı Donald Trump, ayrıca, Meksika sınırına duvar örülmesi konusunda da ısrarlıydı. Bu hafta içerisinde Teksas’ın El Paso bölgesinde 1000 kadar yaşa dışı göçmenin yakalanması bardağı taşıran son damlaydı! Zaten El Paso bölgesindeki Göç Merkezi’nin 125 kişilik çok az bir kapasitesi vardı ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı raporlara göre, burası kapasitesinin çok üstünde kişiyi barındıran ve hijyenik koşulları son derece kötü olan bir yerdi. Çoğu göçmen ancak ayakta kalabiliyor ve barınmak için tuvaletler dahi kullanılıyordu. Göçmenlerin olumsuz koşullarda yaşamaları nedeniyle de son altı ay içerisinde ABD sınırında göz altına alındıktan sonra altı çocuk ölmüştü. Zaten Trump ile anlaşamayan ABD İç Güvenlik Bakanı Kristjen Nielsen’de istifa etmek zorunda kaldı. Bu olaylardan sonra Trump yönetimi, Meksika’ya karşı gümrük vergilerini artırma kararı aldı. Meksika Hükümeti tarafından gerekli tedbirler alınmadığı takdirde vergiler her ay %5 artırarak, 1 Ekim 2019 tarihine kadar %25’e ulaşacak.

ABD Başkanı Trump: En büyük görevim ülkemi ve vatandaşlarımı korumak

Trump’ın bu konuya ilişkin sözleri oldukça sert. Daha önce “Göçmenler bize taş atsa ateş açacağız.” diyen Trump, Meksika sınırındaki göçmenler ve alınacak acil durumla ilgili olarak “ABD Meksika’dan gelen göçmenler tarafından istila edildi.” açıklamasında bulundu. Trump ayrıca; “ABD’nin refah seviyesinin göçmenler tarafından sabote edildiğini, okulların bu nedenle yeterince görev yapamadığını, hastanelerin aşırı kalabalıklaştığını, suç oranlarının önlenemez bir şekilde yükseldiğini” de ilave ettiği konuşmasında, bütün bunların ABD’lerinin ulusal güvenliği ve ekonomisi için acil ve olağanüstü bir tehdit oluşturduğunu da belirtti. Trump’a göre; “Sınırı olmayan bir millet, millet olamaz ve ABD Başkanı olarak en büyük görevi ülkesini ve vatandaşlarını korumak.” Sınır ötesinde örgütlenen bu çeteler masum Amerikalıları korkutuyor ve kendisi bundan sonra yasaların çiğnenmesine, egemenliğin aşınmasına, sınırlara saygısızlığa asla izin vermeyecek.

Türkiye şüphesiz Suriye Krizinden en fazla etkilenen ülkelerden birisidir

Şimdi ABD’nin Meksika sınırı ile Suriye sınırı arasında ne tür bir ilişki olabilir sorusu akla gelebilir. Herkesin bildiği gibi Suriye sınırında uzun süredir bir insanlık dramı yaşanıyor. On binlerce insan kadın, çocuk demeden vahşice öldürülüyor, milyonlar yerinden yurdundan edildi. Bunların büyük bir kısmı da Türkiye’ye sığındı. Türkiye kısıtlı ekonomik koşullarına rağmen zor durumda olan bu insanları bağrına bastı, mevcut imkanlarını onlarla paylaştı ve paylaşmaya da devam ediyor. Bu göçmenler gelirken ne ateş açtı ne hastanelerimiz ve okullarımız yetersiz dedi, ne de göçmenlerin Türklerin yaşam seviyesini düşürdüğünden bahsetti. Kendi ülkesinde çok değil birkaç göçmeni bile almaktan kaçınan, göçmen dolu teknelerin denizlerde günlerce dolaşıp kabul edilmek istenmediği Avrupa ülkeleri ise kendilerinin neden olduğu ve isterlerse çözebilecekleri Suriye Krizinde oldukça rahat ve bu bölgeden daha fazla nasıl istifade edebiliriz hesapları içinde.

Suriye’deki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye’nin güvenliği risk altına girdi

Suriye’deki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye 2013 Reyhanlı ve Hatay ile 2015 Ankara saldırıları gibi yoğun terör eylemlerine maruz kaldı, yüzlerce Türk vatandaşı terör eylemlerinde hayatını kaybetti veya yaralandı. ABD Başkanı Trump’ın kendi ülkesi için belirtiğinden çok daha fazlası bu bölgede yaşandı. YPG/PKK tarafından gerçekleştirilen sınır ötesinden gelen terör saldırıları masum Türk vatandaşlarını korkuttu, egemenliğine kastetti, Türk yasalarını çiğnedi, sınırlarımıza saygısızlık yaptı ve her şeyden önemlisi Türkiye’nin ulusal güvenliği ile ekonomisine tehdit oluşturdu. Daha da kötüsü PKK terör örgütünün Suriye’deki uzantıları müttefikleri tarafından desteklendi, onbinlerce tır dolusu silahla teçhiz edildi ve eğitildi.

Türkiye’nin güvenlik endişeleri dikkate alınmıyor

Türkiye bunun ne anlama geldiğini sözde müttefiklerine ve dünyaya anlatmaya çalıştı, belgelerini sundu. Ne yazık ki; “ya anlamamazlıktan gelindi ya da anlıyoruz çözeceğiz denilerek” bugüne kadar oyalandı. ABD’nin, Türkiye’nin endişelerini göz ardı ederek, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden terör örgütüne verdiği muazzam desteğin yanında, yine Türkiye’nin endişelerine rağmen Fransa Cumhurbaşkanı Macron kısa bir süre önce SDG ismini kullanan YPG/PKK terör örgütüne açıktan ve gizli olarak verdikleri desteğin devam edeceği açıklamasını yaptı ve YPG’lileri Elysée Sarayında ağırladı. Almanya ise Suriye’de kara ordusu olarak kullandıkları YPG/PKK terör örgütünü “hem Türkiye hem de Suriye’ye karşı korumak için” güvenli bölgeye destek verecekleri açıkladı (Der Spiegel’in güvenli bölge iddiası).

Bütün bunlar eğer bu devletlerin gerçek maksatlı niyetiyse o zaman söyleyecek sözümüz de çok olur. Daha önce Çekiç Güç tarafından Körfez Krizinin hemen ertesinde Türkiye üzerinden gerçekleştirilen sözde “Huzuru Temin Harekâtı” ile bölgenin geldiği durum ve yarattıkları istikrarsızlığının bugün bile devam ettiği gerçeği göz önüne alındığında, Suriye’de uygulanan ve uygulanmak istenilen sistemin de ne getireceğini tahmin etmek zor olmaz.

Amerikan, Fransız veya Alman vatandaşın güvenliği kadar, Türk insanının güvenliği de önemlidir

Nasıl bir ABD, Fransız veya Alman vatandaşın hayatı ve güvenliği önemli ise bölge ve Türk insanının hayatı da o derece kutsaldır. Büyük ve köklü devletlerin ciddi devlet anlayışı ve müttefiklik bunun dikkate alınmasını gerektirir.

Bu devletlerin terörist oluşumları koruma altına almak için “güvenli bölge” uygulamasına çok istekli oldukları görülüyor. Önerimiz şu: Madem o kadar isteklisinin, hazır ABD’nin Meksika sınırı tehlike altındayken, güvenli bölgeyi orada kurun da ABD vatandaşları terör ve güvenlik tehlikesinden uzak yaşasın. Eğer orada başarı sağlanırsa, Fransa ve Almanya’nın sınırlarında da aynı uygulamalar yapılabilir. Dünyada birçok ülkenin de bu oluşuma gönüllü olarak katkı sağlamaya hazır olduğu kesin…