Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Akıl Tutulması ve İşgal Altındaki Yunanistan!

Güray ALPAR
02 Haziran 2021 10:14
A-
A+

Alman filozof ve sosyolog Max Horkheimer (1995-1973), “Akıl tutulması” isimli eserinde kişisel çıkar ve bazı çevresel faktörlerin etkisi altında kalanların “akıl tutulması” yaşayabilecekleri ve bu yüzden farklı ve mantıklı düşünmelerinin imkânsız hale gelebileceği değerlendirmesinde bulunur (Horkheimer, 2005). TDK sözlüğüne göre akıl tutulması, aklın başka bir aklın yörüngesine girmesi ve etkisi altında kalmasıdır. Böyle bir durumda aklın fonksiyonları tam olarak kullanılamaz ve körleşir. Akıl yükselirken normal olarak insanın doğmaları ve yönlendirmeleri içeren dar kalıplardan çıkıp kendi gerçek benliğini bulması beklenir. Oysa akıl tutulunca düşünce ve eylem arasındaki fark anlamını yitirir ve olaylar bilinmeyen noktalara doğru kontrolsüzce akar gider.  Bilgisizlik, kirli ve yanlış bilgi, taraf olma hissi ve duygusal davranmak, irade zayıflığı ve telkin akıl tutulmasında önemli rol oynar. Dışarıdan sağlıklı olarak değerlendirildiği zaman, Yunanistan’ın bugün içine düştüğü durum da tam olarak budur ve Yunanlı yöneticiler gözler önünde bütünüyle bir akıl tutulması olayını yaşamaktadır.

Tarihte akıl tutulması olayının bir örneği. Anadolu’da yer alan “Kızılırmak” üzerinedir. Kızılırmak’a Yunanlılar “Halys” ismini vermişlerdi. MÖ 560-546 yılları arasında hüküm süren zenginliği ile ünlü Lidya Kralı Krezüs’e (İslam kaynaklarındaki adıyla Karun) bir kâhin: “Eğer bu ırmağın öbür tarafına geçersen, büyük bir imparatorluğu yok edeceksin.” kehanetinde bulunmuştu. Ancak Krezüs bu ırmağı geçmeye çalıştığında tam tersi olmuş ve elindeki her şeyle birlikte, krallığını da kaybetmişti (Alpar, 2014: 74). Akıl tutulmasının mutlaka bir bedeli de oluyor. Aynı hatayı ve akıl tutulmasını bu olaydan 2500 yıl sonra, I. Dünya Savaşı sonrasında başkalarının telkinleriyle Anadolu’ya giren Yunanlılar, bir kez daha tekrar edecekti (Brandau, 2011: 334).

ABD ve Rusya arasındaki güç mücadelesi artık Arktik ve Karadeniz yanında, Akdeniz bölgesinde de kendisini iyice hissettiriyor. Bu kapsamda Rusya’ya karşı çevreleme stratejisinin en önemli ayaklarından birisi de Yunanistan olarak seçilmiş durumda. Daha doğrusu bu durumu fırsata çevirmek ve Türkiye’ye karşı kullanmak üzere Yunanlı yöneticilerin kendileri gönüllü. Böyle olunca da ABD, Yunanistan’a iyice yerleşiyor, üsler kuruyor. Kimi kaynaklar 20 yerde, kimileri ise 50 yerde Amerikan askerlerinin konuşlanmasından bahsediyor. Ülke tamamen yabancı askerlere teslim edilmiş izlenimi veriyor.

ABD ve Yunanistan arasında sözde savunma alanında yapılan işbirliği anlaşmasının Yunan Parlamentosunda onaylanmasından sonra ABD artık, Girit’teki SUDA askeri üssünden sonra, Larissa, Volos-Stefanovikio, Dedeağaç, Aktio, Kavala, Atina ve Selanik bölgeleri başta olmak üzere Yunanistan’ın her köşesinde rahatça hareket etme hakkını da elde etmiş oldu. Bir ülkenin topraklarını başka bir ülkenin askerleriyle doldurması genelde bağımsızlığın kaybolması olarak yorumlanır (Yunanistan’ın kuzeyinde Dedeağaç’ta halk kendi güvenliklerini tehlikeye attığı gerekçesiyle üslere karşı çıkıyor). Birçok ülke bu tecrübeyi yaşadı/yaşıyor. Ancak gariptir ki Yunanlı yöneticiler, yaşanılan akıl tutulması altında böyle bir endişenin dile getirilmesi bir yana ülke savunmasını başka bir ülkeye devretme kurnazlığının getirdiği sahte bir düşünce algısı altında mutluluk beyanları veriyor. Yüzyıllar boyu komşu ülke hakkında yapılan olumsuz propaganda ve nefreti körükleme faaliyetleriyle hazırlanan toplum, bir de travma altında gerçeği görme yeteneğini kaybedince doğal olarak daha kolay yönlendirilebiliyor.  

Yunanistan kendisine verilen ve asla gerçekleştirilemeyecek hedefler altında kaybolup giderken, “Türkiye’ye daha ne kadar zarar verebilir” bilinmez ama Yunanlıların her geçen gün biraz daha kaybettiği ve kaybedeceği kesin gibi.

Bütün Ege ve Doğu Akdeniz’e hâkim olma düşüncesinin etkisi altında şimdiye kadar herhangi bir kazancı olmadı ama icra ettiği tatbikatların, kendisine teklif edilerek satılan modern harbin dışında kalmış modası geçmiş silah ve teçhizatın bakım ve onarım masraflarının bile daha şimdiden bu ülkenin belini bükmeye başladığı açıkça görülüyor. Yunanistan’ın Meriç bölgesindeki askerler kendilerine 6 aydır maaş verilmediği iddiasıyla isyan ederken, Yunanistan yaratılan Türk tehdidi altında, bir uçağın saatlik uçuş maliyetinin barış şartlarında bile 30 bin doları aştığı bir ortamda, talep eden her ülke ile sürekli tatbikatlar yapıyor. Fransa ve ABD gibi ülkeler ellerinde ikinci el; uçak, gemi, helikopter ve tanksavar ne varsa bu ülkeye satmaya devam ediyor. Geçmişteki tecrübeler eski silahların bakım maliyetinin bazen yenisinin fiyatının kat be kat üstüne çıkabildiğini gösterdi.

Yunanlılar 10 yıldan fazla bir süredir ağır bir ekonomik krizin etkisi altında kıvranıyor. Bu süreçte ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılası %25’ten fazla daraldı. Yunanistan’ın aldığı borçlar işler yolunda giderse ve başka kriz olmazsa 2050’li yıllarda bitecek. Bu ortamda bile Yunanistan Başbakanı Mitsotakis liderliğindeki hükümet, 2021 yılı için 2,5 milyar Euro tutarında askeri harcama yapılması doğrultusundaki bütçe planını sunabiliyor ve "Yunan halkı tarafından bazı küçük ek fedakarlıklar anlamına gelse bile silahlı kuvvetleri korumak için bu fedakarlıkların yapılması gerektiği" yönünde açıklamalar yapabiliyor. Oysa bu 2020’ye göre beş kat fazla askeri harcama anlamına geliyor. Durup dururken çıkabilecek bir savaşta Yunan ana karası ile adalardaki Yunanlıların etkilenmeyeceğini kimse garanti edemez. Diğer taraftan bölgede çıkabilecek bir savaş düşüncesi dahi Yunan halkının büyük bir turizm gelirinden mahrum olması manasına geliyor.

İlginç olan Yunanistan’ın silahlanma pastasından en büyük payı, Türkiye ile Yunanistan arasında suni bir gerginlik yaratmak için çaba gösteren, Fransa’nın alması. Zaten komşusunu tehdit olarak gösteren her ülke nedense Yunanistan’a genelde parayla silahlarını satıyor. Geçen yıl Yunanistan Savunma Bakanı Panagiotopulos, silah alım programları için 10 milyar dolar harcama yapılacağı yolunda çıkan haberler hakkında: Bu öylesi bir alışveriş çılgınlığı değil. İyi hesaplanmış, öncelikleri belirlenmiş akıllı adımlar serisi.” açıklamasında bulunmuştu.

Gayrisafi yurtiçi hasılasının %2,3'ünü savunmaya harcayan Yunanistan, zengin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin %1,2 ortalamasının çok çok üzerinde olmasıyla dikkati çekiyor. Ancak bu bütçe de artık eskimiş olan Yunan deniz ve hava kuvvetlerini yenilemesine yetmiyor.

Diğer taraftan Yunanistan’ı kullanarak bölgede etkin olmaya çalışan ABD’nin artık II. Dünya Savaşı sonrası tek güç olma konumundan çok uzak olduğu görülüyor. Üstelik, Türkiye olmadan yanına aldığı küçük ve zayıf devletlerle bu bölgede bir yere ulaşması mümkün değil.  Gelecekte başımıza gelecek olaylar bugün yapılanların bir sonucudur. Geçmişte de İngiliz Başbakanı Gladstone (1809-1898) oyununda yanına Ermeniler gibi küçük unsurları almıştı ancak yaptığı bu hatanın sonucunda İngilizler, dünya gücü olma konumunu kaybetmişti. Tarihin ders almayanlar için tekrar ettiği söylenir. Bugün aynı bölgelerde gerçekleşenler Gladstone ve İngiliz hakimiyetinin sonucunu hatırlatıyor gibi.

Diğer taraftan Yunanlılar ve Türkler yüzlerce yıl bir arada yaşamış ve kültürel yönden birbirine çok yakın iki halk. Bölge üzerinde emelleri olan güçler bu iki halkı birbirinden ayırmak için çok uğraştılar ve kısmen başarılı oldular. Günümüzde de aynı düşmanlık yaratma planları üzerinden devam ettikleri görülüyor. Ancak akıl bize her iki ülkenin birbirine düşman değil dost olmasının ve yaratılan olumlu hava ile Balkanların, Ege’nin ve Akdeniz’in bir barış ve refah havzasına dönüştürülmesinin daha uygun bir hareket tarzı olacağını söylüyor.

Sonuç: Komşunla kavga etme, misafir gider o kalır.

Kaynakça:

Alpar, Güray. (2014). Stratejik Dünya Tarihi, Palet Yayınları: Konya.

Brandau, Birgit. (2011). Schichert Harmut. Hititler, Çev. Nazife Mertoğlu, Arkadaş Kitapevi: Ankara.

Güney, A. Nurşin. “Yunanistan’daki ABD Üsleri: Yeni Çevreleme Stratejisinin Handikapları”, Kriter Nisan 2021 / Yıl 5, Sayı 56.

Horkheimer, Max. (2005). Akıl Tutulması, Metis Yayıncılık: İstanbul.