Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

ABD Geçici Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nin Şifreleri

Güray ALPAR
25 Mart 2021 14:37
A-
A+

Güvenlik strateji belgelerinin hazırlanmasında en önemli unsur tehditlerin belirlenmesidir. Güvenlik sağlanırken, belirlenen hedeflere ulaşımı güçleştiren risk ve tehditlerin belirlenerek bu risk ve tehditlere karşı alınması gereken tedbirlerin ortaya konulması gerekmektedir ve bu hususlar ülkenin izleyeceği stratejilerin oluşturulmasında oldukça önemlidir. Uluslararası sistemde bir devletin güvenlik stratejisi oluşturmasının anlamı, o devletin gücüyle orantılı olarak hedefleri ve bu hedeflere ulaşma kararlılığının güçlü bir şekilde ortaya konulmasıdır.

ABD'de her başkan göreve geldiğinde ulusal güvenlik strateji belgesini yayınlıyor. Bu anlamda göreve gelmesinden 45 gün sonra Biden da 23 sayfalık "ABD Geçici Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi”ni yayınladı. Bu belge; giriş, küresel güvenlik ortamı, ulusal güvenlik öncelikleri ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır.

Beyaz Saray’dan çıkan belgenin altında, Başkan Joseph R. Biden’ın imzası var. Biden, yazdığı önsözde, yeni meydan okumalarla karşı karşıya olduklarını ve dinamiklerin değiştiği günümüz dünyasında, müttefikleriyle birlikte kendilerini yenileyerek başarılı olacaklarına vurgu yapmaktadır. Önsözde bu belgeyi Amerika’yı yeniden oluşturmak için yapılan çalışmaları koordine etmek ve ilgili kurum ve kuruluşları yönlendirmek için yayınladığını ifade etmenin yanında, yeni dünya için “Modelimiz olmadığını kanıtlamalıyız.” derken, bir kez daha müttefiklerine vurgu yapmakta ve önce içeride değerleri yükseltmekten, Trump döneminde ihmal edilen uluslararası kuruluşları etkin olarak kullanmaktan, ekonomiyi düzeltmekten, askeri gücü modernize etmekten ve her şeyin ötesinde ve öncesinde diplomasiyi öne almaktan bahsetmektedir. Bu noktada, “İttifaklarımızı güçlendirdiğimizde, gücümüzü ve tehditleri bozma yeteneğimizi arttırırız.” sözü ile de yeni dönemde ABD’nin eskisi gibi ittifaklar kurmaya önem vereceğine dair işaretleri vermektedir. Belgede müttefiklik ve işbirliği anlamında vurgulanan devletler ise Avrupa’daki NATO müttefikleri ile Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Tayvan olarak görülmektedir. Hindistan ile ortaklığın derinleştirilmesi ve Yeni Zelanda yanında Singapur, Vietnam ve diğer Güneydoğu Asya Ülkeleri (ASEAN) üyeleri ile ortak hedefler için birlikte çalışmak da belirlenen hedefler arasındadır.

Belgenin en önemli bölümlerinden birisi de Orta Doğu’ya yönelik olan kısmıdır. Burada, “Orta Doğu'da, İsrail’in güvenliğine olan sert bağlılığımızı sürdüreceğiz.” denilerek Trump döneminde başlatılan İsrail’in tanınmasına yönelik çalışmalara, Biden döneminde de devam edileceğine dair işaretler verilmektedir. Ancak bu bölgede ABD’nin girdiği çıkmaz savaşların yarattığı yıkıcı etki ve ABD fiziki ve ekonomik kayıplarının da farkına varıldığı da görülmektedir.

Giriş bölümümde dünya güvenlik ortamı tanımlanırken; Çin, Rusya ve diğer otoriter devletlerle büyüyen rekabet ortamının, zorluklar yanında fırsatları da beraberinde getirdiğinden ve bunların yaratıcı yaklaşımlar ve geniş bir anlayışla çözülebileceğinden bahsedilmektedir. Bu noktada özellikle kararlı bir şekilde müttefik ve ortaklarla akıllı savunma yatırımları yapmak ve Çin’in saldırganlığına karşı istihbaratı, teknolojiyi ve siber güvenlik önlemlerini geliştirmek ve bu suretle Çin’in geriletilerek, Amerika’nın itibarının yeniden kazandırılması için yapılacaklar da sıralanmaktadır. Devamla da Çin’in hızla iddialı hale gelmesi bu haliyle ekonomik, diplomatik ve askeri bir uluslararası mücadeleyi ve meydan okumayı teknolojik olarak sürdürebilir olması yanında, Rusya’nın küresel etkisini artırmaya yönelik kararlı rolü vurgulanırken, İran ve Kuzey Kore gibi bölgesel aktörlerin oyunun kurallarını değiştirebilecek yetenekleri de ortaya konulmaktadır.

Buna karşı, dünyada Amerikan gücünü artırmak için iç bünyeyi güçlü tutmaktan söz edilmekte ve çeşitlilik, güçlü ekonomi, dinamik sivil toplum yapısı, teknolojik temel, demokratik değerler, ortaklık ağları ve ittifaklar ve güçlü bir ordu yapısı ulusal gücü artıran avantajlar olarak gösterilmektedir. Belgede öne çıkan cümlelerden birisi de mevcut teknolojik altyapının çalınmalara karşı korunması gerekliliğidir. Bu konunun özellikle 2020 yılı sonlarında ABD’lerinde ortaya çıkarılan ve ne zaman başladığı ve nereye kadar nüfuz ettiği henüz anlaşılamayan siber saldırılara yönelik olarak özellikle gündeme getirildiği düşünülmektedir.

Diğer yandan iç politikada olduğu gibi dış politikada da yeni bir rota çizmenin gerekliliğinden ve tehditlerin kollektif eylemlerle karşılanmasının gerekliliği de ortaya konulmaktadır. Artık tehditler; pandemiler, biyolojik riskler, iklim sorunları, siber ve dijital dünya, uluslararası ekonomi, aşırı şiddet, nükleer ve kitle imha silahlarıdır. Bu noktada dünya güvenlik ortamında ABD’nin, müttefikleri olmadan tek başına başarılı olamayacağı anlaşılmış gibidir ve bir yandan milli güvenlik kurumlarını modernize ederken, diplomasi ile liderlik etmekten ve en önemlisi benzer düşünenlerle ortak çalışma ve kollektif gücün bir havuzda toplanmasının ortak tehditleri caydıracağından bahsedilmektedir.  Belgede birçok defa müttefiklik ve ortak çalışmaya vurgu yapılmış olması dikkat çekicidir.

Belgede yapılan değerlendirmeye göre, dünya genelinde demokrasiler her zamankinden daha fazla kuşatma altında. Bu anlamda da milliyetçi ve yerlileştirici eğilimler COVID-19 krizi ile birlikte daha da hızlandı ve her ülke kendisi için üretmeyi ve kendine yeterli olmayı arzuluyor. Bir başka değerlendirme ise “Yanlış bilgi ve dezenformasyon, algılanan zayıflıktan istifade etmek üzere silah haline getirilmiştir ve böylece mevcut uluslararası kurallar aşındırılarak alternatif modeller önerilmek isteniyor.” Bu tehdide karşı önerilen ise sıkı bir çalışma ile ABD’nin önderliğinde bu eğilimlerin tersine çevrilmesi. Şu cümle ise daha da ilginç: Ayrıca gücün dünya çapında dağılımının olduğu gerçeğiyle de mücadele etmeliyiz.

Belgede, “Amerikan çıkarları için gerektiğinde güç kullanmaktan çekinmeyeceğiz.” denilmekte ancak devamında bu gücün ancak çok gerekli olduğunda kullanılabileceğinden bahsedilerek, güç kullanmanın esasları da ortaya konulmaktadır. Bu vurguda, “ABD, çok fazla maliyeti olan sonsuza dek savaşlar yapmamalı ve yapmayacaktır” denilirken, birçok yaşama ve trilyonlarca dolara mal olan Afganistan gibi bölgelerdeki savaşların bitirileceği veya kuvvet azaltmaya gidileceği bildirilmektedir.

Hâlihazırda belgede bahse konu hususların uygulanmaya başladığı görülmektedir. Güvenlik Belgelerinin hazırlanmasındaki en önemli husus çevresel koşulların ve durumun doğru olarak belirlenmesi ve buna uygun tedbirlerin geliştirilmesidir. Belge incelendiğinde bu konularda derinliğine çok fazla bir çalışmanın yapılmadığı, değerlendirmelerde değişen koşulların tam olarak ortaya konulmadığı ve en önemlisi her zamanki gibi bölgesinde Türkiye gibi bir ülkenin göz ardı edildiği belirgin bir şekilde görülmektedir. Bu açıdan belgede belirlenen hususların sürprizlere açık olduğu söylenebilir.