Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
SD DEĞERLENDİRME - Sudan'da Yaşanan Gelişmeler; Nedenler ve Sonuçlar
Ali Maskan
04 Mart 2019 10:41

Sudan’daki Mevcut Durum Nedir?

Yakın bir geçmişte uluslararası güçler tarafından Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılmasıyla uluslararası alanda Sudan’a, Afrika’ya ve dünyaya önemli bir mesaj verildi. Sömürgeci ülkeler 21. Yüzyılda bile Afrika’da sınırların kendileri tarafından çizildiği hususundaki iradelerini bir kez daha ortaya koymuş oldular. 600 yıldır bir karabasan gibi Afrika’nın üzerine çöken Avrupa’nın sömürgeciliği, yüzlerce yıl farklı şekil ve yöntemlerle varlığını sürdürmüştür. Ticaret adıyla başlayan süreç köle ticaretine, oradan misyonerler aracılığı ile sömürgeciliğe kadar gitmiştir. İnsanları, malları, yer altı zenginlikleri ve hatta ruhları sömürülen Afrika bugün bile bu zihniyetin kölesi olarak yaşatılmaya çalışılmaktadır. Sömürgeci zihniyet Afrika’da kendi iradesi, menfaati ve planlaması dışında gelişen her olay ve sürece müdahale etmekten hiç çekinmemiştir. 20. Yüzyılda bile bizzat katliamlar yapmış veya yapılması için gerekli her türlü katkıyı sağlamıştır.

Bu itibarla, bugün kendi müstakil dini ve kültürel değerleri ile ayakta durup kişilikli bir devlet olmak suretiyle uluslararası arenada varlık mücadelesi veren Sudan, sömürgeciler tarafından her zaman bir tehdit olarak algılandı. Hele ki, Çin ve Türkiye gibi kendi bölgelerinde ve uluslararası arenada bir güç olan ülkeler ile ortak eylem planları gerçekleştirmesi kabul edilebilir bir süreç değildi.

Kızıldeniz’in güney kapısının kontrol altına alınması için Somali ve Yemen’de başlatılan olaylar acımasızca devam etmektedir. Bu ülkelerdeki terör, savaş ve açlık her dönem bir insanlık dramının yaşanmasına vesile olmaktadır. Aynı istikrarsız bir devlet yapısının ortaya çıkması için Sudan’da da böylesi bir süreç başlatılmak istenmektedir. Bu durumda, Sudan ya sömürgecilerin şartlarını kabul edecek ve ülke içindeki olaylara son verilecek, ya da kabul etmeyip zorlu bir mücadelenin içine girecektir. Bu şekliyle bakıldığında olay Sudan’ın bir iç meselesi değil uluslararası bir meseledir.

Dolayısıyla bugün, ekmek ve benzin fiyatlarının artması, bankalarda nakit paranın azalması, enflasyonunun yükselerek ekonomik darboğazların oluşması aslında Sudan’ın iç işlerinden ve ekonomik yapılanmasından ziyade uluslararası güçlerin bu ülkede oynadığı oyunların bir sonucudur.

Sudan neden önemli?

  1. Sudan’ın tarihsel önemi: günümüz şartlarında dahi oldukça geniş bir coğrafyaya sahip olan Sudan geçmişte hali hazırdaki birçok ülkeyi içine alan çok büyük bir ülkeydi. Sınırları doğu Afrika’dan Batı Afrika’ya kadar uzanıyordu. 15. Yüzyılın ikinci yarısında Timbuktu’da el yazması “Sudan Tarihi” adlı eserin varlığı bile bu ülkenin tarihteki yeri hakkında bize bilgi vermektedir. Bugün bile 700’e yakın kabile ile birçok farklı unsuru bünyesinde taşıyarak onları bir ülke birliği içinde yaşatabilmesi, Sudan’ın tarihten aldığı geleneklerinin önemli bir yansımasıdır. Böylesine geniş ve muhteşem bir kültüre sahip olan ülkenin sömürgeciler için her zaman potansiyel bir tehlike olarak varlığını gösterebilmesi mümkündür.
  2. Sudan Coğrafyası: Sudan bulunduğu konum itibariyle hem Kızıldeniz’e hâkim hem de doğu Afrika’ya. Geçmişte Arap yarım adasının Afrika’dan gelecek tehditlere karşı ön cephesi olarak görülen ülke bugün de aynı stratejik önemini korumaktadır. Uluslararası güçler Kızıldeniz’e sahip ülkeler üzerinde bir güç sahibi olmak suretiyle uluslararası ticarette güçlü olmanın mücadelesini vermektedir. Bu itibarla “Kızıldeniz ülkeleri bloğu” kurulması yönünde yapılan çalışmalar önem arz etmektedir. Kızıldeniz’in güvenliği için kurulması planlanan blokta; Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Somali, Cibuti, Sudan ve Yemen yer almaktadır. Yemen ve Somali uluslararası çekişmelerin ve itaatsizliğin faturasını öderken, Sudan’da benzer bir alana çekilmeye çalışılmaktadır. Diğer taraftan Türkiye’nin Sevakin adasında kültürel alanda başlattığı çalışmalar uluslararası alanda askeri ve stratejik boyutları itibariyle daha fazla önemsenmiş ve yeni bir rekabet alanının oluştuğu izlenimi verilmiştir.
  3. Uluslararası dengeler: Hali hazırda Müslüman ülkeler arasında yaşanan kamplaşmaların günümüz ve yakın gelecek için İslam dünyasının en büyük sorunu olacağı şüphesizdir. Yakın geçmişte, farklı dinler ve medeniyetler arasında var olduğu düşünülen çatışma alanları artık aynı dine ve medeniyete sahip ülkeler arasında varlık göstermektedir. Yani “medeniyetler çatışması” olarak sunulan husus artık “medeniyet içi çatışmalar”a dönmüştür. Sudan, Türkiye- Katar çizgisinde bir ülke olduğunu her zaman net bir şekilde dile getirmektedir. Ancak Suudi Arabistan-BAE-Mısır’ın oluşturduğu diğer cephe Sudan’ı kendi yanlarına çekmek için büyük mücadeleler vermektedir. Sudan bölgede huzur ve istikrarın korunması için Müslümanları karşı karşıya getirecek bir yapılanmanın oluşmaması için elinden gelen gayreti göstermektedir. Bu nedenle barışa ve istikrara katkı sağlamak amacıyla bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ile irtibata geçerek bir uzlaşı ortamı oluşturmak istemektedir. Sudan Devleti bahane edilerek Müslümanlar arasında bir çatışma ortamının çıkmaması yönündeki gayretleri takdire şayandır. Ancak unutulmamalıdır ki bölgesel değerlerin dışındaki güçlerin de müdahil olduğu bu sistemde hata yapmadan hareket etmek gerçekten çok ciddi bir diplomatik yetenek gerektirmektedir. Bu nedenle şu anda Sudan çok zor bir süreci yönetmeye çalışmaktadır. Bıçak sırtında bir diplomasi yürütmesi gereken Sudan’ın yapacağı bir hata ya ülke içinde ya da bölgesinde büyük sorunlara neden olacaktır. Bu itibarla Sudan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan ve olmayan ülkeler ile yaptığı ve yapacağı görüşmeler büyük önem arz etmektedir.

Ancak olay temelde Kızıldeniz’e kıyısı olan ülkelerin değil, Kızıldeniz’i uluslararası ticaretin ve Doğu Afrika ile Ortadoğu’da kendi güvenlik ve istikrarının bir gereği olarak gören ülkelerin mücadelesidir. Arap Baharı olarak yaşanan olaylar Cebelitarık, Süveyş ve Bab el Mandeb’de statükonun değiştirilmesine yönelik gayretten başka bir şey değildi. O yüzdendir ki, Sudan’da bugün yaşananlar Arap Baharının bir devamı olarak gösterilmeye çalışıyor. Cibuti’de bugün Fransız, ABD ve Çin üslerinin varlığı ve bunların tahmin edilemeyecek kadar büyük boyutlarda olması önemli bir göstergedir. Şu an bu üç ülkenin herhangi birinin sahip olduğu güç Cibuti’yi işgal edecek boyuttadır. Diğer yandan Cibuti’nin ülke olarak en büyük gelir kaynağı bu ülkelerden aldığı askeri üs kiraları ve bunlara bağlı askerlerin yaptığı cari harcamalardır.

Sudan’daki süreç Uluslararası güçlere nasıl bir katkı sağlayacaktır?

Yaşanan bu olayların nasıl sonuçlanacağına bağlı olarak uluslararası güçlerin bölgede elde edeceği çıkarların boyutu değişecek olmakla birlikte, her hâlükârda elde edeceği kazanımları genel olarak şu alanlarda elde edebileceklerini söyleyebiliriz.

  1. Sömürgeci zihniyetin hala güçlü bir şekilde var olduğunu dünyaya anlatmak, yani efendinin kim olduğunu unutturmamak,
  2. Kızıldeniz’de gücü tamamen ele geçirmek, zira şu an itibariyle Kızıldeniz’de söz geçirilemeyen tek ülke Sudan’dır,
  3. İslam Dünyası içinde yeni bir çatışma alanı açmak,
  4. Ticaret yollarının güvenliğini kendileri tarafından sağlamak,
  5. Türkiye ve Çin gibi ülkeleri dengelemek,

Bu süreçte Sudan’ın yapması gerekenler nelerdir ?

  1. İç politikada daha net ve açık bir şekilde halka kendini anlatabilmek; bu sürecin uluslararası bir komplo olduğunu açıklayabilmek suretiyle kamuoyunu sokaktan uzak tutmak.
  2. Ülke içinde muhalif gruplarla iletişim içinde olmak: Sudan hükümeti bu zamana kadar olayları yatıştırmakta orantısız bir güç kullanımına gitmemiş ve muhalefetin bir sıkıntısı varsa bunun 2020 seçimlerinde sandıkta hesaplaşılması yönündeki kanaatlerini devamlı dile getirmiştir. Sorunun ülke içinde demokratik yöntemlerle çözülmesi hususundaki iyi niyetini her ortamda ifade etmesi ve muhalif grup temsilcilerini yönetim içinde değerlendirmesi önem arz etmektedir.
  3. Uluslararası bir çatışma alanına girmemek; İslam ülkelerini karşı karşıya getirmeden bir süreç yönetmek, Sudan şu an çok hassas bir diplomasi uygulamak zorunda, yanlış bir hareketi sadece Sudan’ı değil aynı zamanda birçok ülkeyi etkileyecektir.