Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
SD DEĞERLENDİRME - İslam Düşmanlığı: Soykırıma Giden Yol
Köksal Çiftçi
18 Mart 2019 10:31

Köksal Çiftçi

“İslamofobyanın ulaştığı tehlikeli boyutları bilmeyen yoktur” dememizden sadece birkaç gün sonra Yeni Zelanda’dan camilere saldırı haberi geldi.

Ümmet olarak elli şehit ve çok sayıda yaralı verdiğimiz bu olayın şaşırtan tek yanı Avrupa değil de Yeni Zelanda gibi görünürde ılımlı bir ülkede gerçekleşmiş olması.

Bu vahşi eylem, tıpkı 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler hadisesi gibi, neticeden çok “Milat’a” benziyor.

Son yazımızda Batı’da İslam karşıtı bilinçli kampanyalara ve toplum nezdinde Müslümanları hedef alan nefret dolu söylemlere değinmiştik.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde meydana gelen Hıristiyan Terör saldırısı ne yazıktır ki “alt yapı çalışmalarının” tamamlandığını, retorikten uygulamaya geçildiğini gösteriyor.

Daha önce burada deşifre etmeye çalıştığımız İslamofobyanın Fransa sözcüleri Avrupa’da toparlanma süreci ancak müslümanların yok edileceği bir iç savaştan sonra mümkün olacağını yazıp çiziyorlar.

Bu gelişmeleri de uzun bir vadede değil yakın bir gelecekte tasarlıyorlar.

Örneğin Michel Houellebecq “Soumission” (bk “İslamofobyanın Çirkin Yüzü, Michel Houellebecq”) kitabını göçmen müslümanlar ile aşırı sağcı Fransız gençlerin çatışmaları üzerine kurgulamıştır ve hikaye 2020’li yıllarda gelişiyor.

Renaud Camus tarafından ortaya atılan “Büyük Değişim Teorisi” (2011) hakeza. Batı’yı kendisini bekleyen sözde tehlikeye karşı uyarırken, “iç düşman” olarak adlandırdığı müslümanlara karşı savaşmaya hazırlıklı olmaya davet ediyor.

İlginçtir, Avrupa kökenli anakronik “Faşist Enternasyonal” mensupları bütün örgütlerin “İncil’ine” dönüşen Renaud Camus’ün bu kitabı, katliamı gerçekleştiren Avustralyalı sapığında referans aldığı ortaya çıktı.

Bizi “Üst Akıl, Derin Batı Zihniyet Birliği” gibi kavramlardan bahsetmeye iten sebepler arasında, bireysel gibi görünen İslam karşıtı şiddet eylemlerin, esasen aynı ideolojiden kaynaklanıyor olmasıdır.

Değişen güç dengelerinin, henüz ve fakat kısa bir süre için, kendi lehlerine olduğunu düşünen Yahudi Hıristiyan Medeniyeti (Evanjelistler) bir an önce Büyük Hesaplaşmayı tetiklemek istiyor.

Açık kaynakların dikkatli takibi, olaylar arasındaki perde arkası bağlantılar bizi bu sonuca götürüyor.

Kaldı ki üç yaşındaki körpeye kurşun sıkan bu kanguru töremesi alçak terörist hadisenin tüm boyutlarını gerek manifestosunda gerek silahındaki ipuçları ile göz önüne seriyor:

”Büyük Değişim Teorisine” (Renaud Camus) atıfta bulunarak başının nereye bağlı olduğunu açıklıyor,

Daha önce müslümanların kanına giren ne kadar sapık varsa, adeta “silah kardeşliği” sadakatıyla, anıyor.
Kendisiyle birlikte onlarıda “Kahramanlaştırıyor” güya!!

Ortak Mücadelede “Tek Ordu” (Haçlı) çağrısı yapıyor,

Organik olmasada gönül ve fikir birliği ilan ediyor batılı ırkçılar arasında

Mücadelenin kaldığı yerden devam ettirilmesi için yöntem ve hedefler sıralıyor,

Cumhurbaşkanı Erdogan’a suikast gibi ses getirecek, aynı zamanda müslümanları derinden sarsma potansiyeli taşıyan, eylemlere teşvik ediyor,

Ortaçağ’dan bu yana hazmedilmemiş ne kadar tarihi vaka var ise gündemde tutuyor.
Istanbul’un Fethi, Viyana Kuşatması gibi vurgular bu cücenin arkasında hangi devlerin durduğu hakkında bilgi veriyor.

Gün Gibi Ayan Hedef: Domino Etkisi

Geçtiğimiz on yılda Londra, Paris, Berlin ve Madrid gibi önemli başkentlerinde “İslam” kaynaklı gibi yansıtılan büyük ölçekli terör olayları yaşandı.

Her saldırının ardından amansız medyatik kampanyalar müslümanları “olağan şüpheli” koltuğuna oturtarak onlara
karşı önce şüphe sonra nefret söylemlerini meşrulaştırdı.

Hemen her ülkede, ya bir yazar ya bir çizer, kimi yerde sanatçı kimi yerde siyasetçi, bazen bir film bazen bir piyes...
Her yol ve yöntem kullanılarak, homojen ve istikrarlı biçimde, İslamofobya zehri yayıldı toplumların bilinç altına.

Ekonomik bunalım, göçmen krizi ve Avrupa’nın genlerinde mevcut olan yabancı düşmanlığıda eklenirse,
bugün “Oyunu” sahneye koymak için zeminin çok elverişli olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Bu işin failleri net bir beklenti içerisinde hareket etmişlerdir.
Buradan örnek ve cesaret alarak heryerin faşist bozuntuları İslama karşı savaşa dahil etmek isteniyor.

Benimsenen metot aslında İŞİD’i anımsatıyor.
Dünya çapında ses getiren eylemlerin propagandasını sosyal medya üzerinden yaparak orada burada “yalnız kurtların” veya “küçük hücrelerin” harakete geçmesini sağlamak amaçlanıyor.

Etki tepki esasına dayalı gelişmeler sonucu müslüman azınlıklardan karşılık vermeleri beklenmektedir.

Sonuçta oyun kurucuların arzuladığı “iç savaş” manzaraları görünecektir ve işte o zaman...

”Hükmü varsa belki korur Yaradan” müslümanları.!!

Yol Ayrımı

Yeni Zelanda’nın “Kara Lekesi”, müslümanların “Kara Cuması”, Batının ne minareye ne de ezana teamülü olmadığını bir kez daha kanlı biçimde göstermiştir.

Gelinen nokta büyük bir kavşaktır ve Avrupa’da yaşayan Müslüman Türkler olarak karşımıza iki yol çıkmaktadır.

Herşeyi göze alarak kalıp mücadele etmeyi seçenler.
“Beyaz Adamın” neler yapabileceğini iyi bilerek kalacaktır kalanlar.
Endüstriyel yöntemler ile “Yok Etme” metodolojisini dünya literatürüne sokan bir zihniyetin yeniden hortlamakta olduğunu bilerek kalmalıdır kalanlar.
Kendi bekası için tehlikeli gördüğü herşeyi, ne pahasına olursa olsun, kökten bertaraf etmekte zerre kadar tereddütü olmayacağını hesaba katarak kalmalıdır kalanlar.

Birde tasını tarağını toplayıp Anavatan’a dönmeyi tercih edenler çıkacaktır.
On yıllardır hor görülmekten, aşağılanmaktan ve kölelikten yorgun düşmüş Büyük Milletin kurban nesilleri.
Benliğinin üzerinden silindir gibi geçen Batı Kültürü ne dilini ne dinini koydu gurbetçilerin.
Silahlı bıçaklı saldırıda, bombalamada kundaklamada ölmeyen insanlarımız kahırdan kederden gitmişlerdir.
Şartların giderek kötüleşmesiyle birlikte “yeter artık düşüncesi” bir kısım insanın yurda dönüşünü hızlandıracaktır.

Netice itibariyle her iki yolunda yolcusu çıkacaktır.
Her iki yolcuyada pusula ve rehber gerekecektir.
Devletimizden beklentimiz iki yolcuyada yol göstermesidir.